şükela:  tümü | bugün
1596 entry daha
  • babanla geçireceğin son yıl; çok değil, dokuz ay sonra her şey tepetaklak olacak, neye uğradığını bile anlayamayacaksın. başka bir iş bulacağım, evle arama mesafe koyacağım, ille de o diplomaları alacağım diye kendini paralarken heba ettiğin her an, sonrasında nasıl acı pişmanlıklara ve keşkelere dönüşecek ama zamanı geri döndüremeyeceksin. ki sonrasında, olmaz dediğin şeyler olacak, asla yapmaz dediklerin en beklemediklerini yapacak, gerçekler kafana dank edecek, hâllolmaz dediğin işler ise yoluna girecek, evi kurtaracağını sandığın paraları da kazanacaksın, ama işte, heyecanla ya da yorgunlukla odasına koşup anlatacağın, aklından her geçeni paylaşacağın, kıyasıya tartışıp sonra da mahcubiyetle barışacağın bir baban olmayacak. o yüzden, hızla geçip gidecek şu kısacık zamanın değerini bil: kitap/ders okurken çağırıp paylaştığı, dinlettiği yerleri can kulağı ile dinle, zira o ilmi almak istemesen bile sesini, öğütlerini, sitemlerini özlemle arayacaksın. aklındakileri erteleme, sor, geçmişi sorabildiğin kadar sor, anlatmayıp geçiştiriyor diye kızıp da yanından ayrılıp kitaplarına, yazılarına gömülme, tekrar git odasına, bir daha, bir daha sor, anlatana, paylaşana kadar pes etme, sonra, ağzından alabildiğin her kelime, her detay nasıl değerli olacak, tökezledikçe onlara tutunacaksın. bir de her gelene, her arayana ağlıyor, koca adama ve taşıdığı unvana ağlamak yakışır mı diye kızıp duruyorsun ya, kızma sakın, yapma o gafilliği, zira gidişinden sonra, hiç olmam dediğin noktaya geleceksin, sen de aynı ona benzeyeceksin, her şeye hemen ağlayıveren tam bir sulu göz olacaksın. insan, sevdiği kişinin kaderinin de vârisidir derlerdi de inanmazdın, cahillik işte, güler geçerdin ya, kaderiyle kederlendikçe o sözün de hikmetini anlayacaksın.

    ki kaderle savaş olmaz, dua gaflete gelmez, neyi dilediğine dikkat et; değiştirmeye gücünün yetmeyeceği şeyleri tevekkülle kabullenmeye çalışmak tek çare, ölüm ise insanın nefsinin burnunu sürtüp terbiye eden en acı yol... dalga dalga sesleniyor bu gerçekler ama rutinin uğultuları arasında duymuyor, kulak vermiyorsun. hadi ilkinde baban yanı başındaydı, ufak bir sarsıntıyla atlattın, tökezlediğin yerden, ona tutunarak ve bakarak kolayca doğrulup yola devam ettin, ikinci sarsıntının "temenni ettiğin" taraftan geleceğini sanıyorsun (hattâ gafilce umuyorsun) ya, farkında değilsin ama ne yazık ki işte orada çok, çok yanılacaksın...