şükela:  tümü | bugün
  • her kitap kişiyi geliştirir. bir anlamda bütün kitaplar kişisel gelişim kitabıdırlar.
    fakat zaten bildiğin şeyleri farklı cümlelerle tekrar tekrar yazıp, yazdıklarını bilimsel olarak temellendirmeyen, komşu teyzenin öğüt verdiği bir üslupla motive etmeye çalışan, boş kelime oyunları ile ego okşayan yazarımsılardan uzak durmak gerekir. hani derler ya kısa yoldan zengin olmanın en iyi yollarından biri " kısa yoldan nasıl zengin olunur" isimli bir kitap yazmak ve sazan avlamak diye. işte kimseye de sazan olmamak lazım..
    ekonomik problemlerin var;
    adam kişisel gelişim kitabı okuyarak milyarder olmaya çalışıyor, kardeşim ona harcayacağın vakti ekonomi ile ilgili makaleler vs okumaya harcasan daha faydalı olmaz mı?
    sosyal yaşamla ilgili problemlerin varsa psikolog/psikyatr tarafından yazılmış olan bilimsel temeli olanları oku...
    ne bileyim işte az çok ölçüp tartmak lazım içi boş kitaplar sadece zaman ve para kaybı olacaktir. yoksa kim neden nefret etsin isteyen istedigini okur tabi..
  • çünkü gerçekleri anlatmamasıdır.

    şöyle yaptım, böyle yaptım, şu kadar kazandım.

    arada kimlerle düşüp kalktın, kime ne tavizler verdin, sana kim yol verdi/açtı, kimleri üçkağıda getirdin, kimlere mobbing yaptın, kimlerin fikrini çalıp kendininmiş gibi nemalandın gibi soruların cevabı geçmez bunlarda genelde.

    bir de ucuz ve gerzekçe aforizma kasarak filozofluk yapma denemeleri var. o hepten "de sekter loo" hissiyatı yaratıyor.

    edit : 10 adımda 11 adım
  • kişisel olarak gelişememiş olmaktır. kişisel gelişim başlığı altında çöp sayılabilecek kitaplar varken, konunun ekolü bilim insanları tarafından yazılmış kitaplar da var. örneğin psikonet yayınlarının kitaplarını eleştirmek kimsenin harcı değil bana kalırsa. o nedenle her konuda olduğu gibi kişisel gelişim kitabı endüstrisinde de bilinçli tüketici olmak, sorunu çözecektir.
  • mesela samsun-terme/çarşamba terminaline geliyorum, otobüs mola veriyor 30 dakika. saat gece 3, altımda pipimi belli eden gri dar paçalı pijama var. üstümde kırmızı kapşonlu yelek var.
    uykulu gözlerle ufo-vari ışıklandırılmış satış yerine giriyorum, gözümü kitapların reyonu alıyor.
    10-15 liraya kitaplar var. bir kısmı kişisel gelişim kitabı. elime alıyorum; kapağı kırmızı, yukarı doğru oklar ve ellerini yukarı kaldırarak sevinmiş beyaz yakalı insan figürü var. şöyle başarılı oldum böyle başarılı oldum kitabı. içini açıyorum, inanın rte konuşması daha keyifli gelir.

    memnuniyetsiz şekilde dışarı çıkıp soğuk havada sigaramı yakıyorum. gözlerim uzaklara dalıyor, 3 liraya tavşan kanı karbonat suyu çeken amcanın bıyıklarına...
  • yazar: ali çelik (mesela)
    kitap: konstantre olun. verimli çalışın. iş yaşamında çalışmaya önem verenler başarılı olmuştur. bakın almanlar, japonlar falan...
    ben: harbiden yaw; çok çalışmalıyım.

    yazar: ayşe demir (mesela)
    kitap: çok çalışıyordum. ömrümün geçip gittiğini gördüm. istifa edip yollara çıktım; kafama göre yaşadım; blog yazdım. siz de yırtın kozanızı. ömür kısa, dünya büyük.
    ben: harbiden yaw; çalış çalış nereye kadar.

    yazar: hasan bakır (mesela)
    kitap: düzenli günlük yaşam çok önemli. çok spor yapın, bol su için, erken yatın, gingkobiloba, aloevera, yeşil çay götürün durmadan; hormonlarınız mormonlarınız acayip süper olursunuz. herkes size tapar.
    ben: harbiden yaw; böyle düzensiz yaşanmaz.

    yazar: fatma kalay (mesela)
    kitap: insanları dış görünüşüyle değerlendirmeyin. gerçek cevheri görmek için çaba göstermezseniz dünyanızı güzelleştirecek insanları tanıma şansınız olmaz.
    ben: harbiden yaw. iyice şekilci oldum; sixpack yapmayanaın elini bile sıkmıyorum.

    yazar: tear hunter
    kitap: yaşamını hep başkalarının söylediği gibi mi yaşayacaksın ? senin bir beynin yok mu olm ? niye başkasının şapkasını takıyorsun hep ?
    ben: harbiden yaw. niye böyleyim ben ?
  • '' bak evlat '' tadında başlayan, hiç bir işe yaramaz saçma sapan öğütler. dedem de bu şekilde konuşuyordu zaten.

    kişisel gelişim kitabı okuyup, zengin olan, başarılı olan bir tane adam gösterin, söz bütün kitapları okuyacağım. ama maalesef hiç yoktur. kişisel gelişim kitaplarının tek amacı, okuyucuyu pohpohlamaktır. başka da bir işe yaramaz.
    okuyucu, pohpohlanmanın verdiği öz güvenle, kendini çok önemli biri zanneder, her işi başaracağını sanır ama nereden başlayacağını bilemez. bu durum karşısında tekrar öz güvensizlik başlar ve böylece kendini yineleyen bir döngünün içinde bulur kendini.

    en güzeli, bir iş bulup çalışmak. yol, yemek, sigorta da varsa sizden iyisi yok.
  • kişisel gelişim zırvaları teoride ne derse desin pratik başkadır çünkü. herkesin hayat standartı, beklentileri, istekleri başkadır. nefret demiyorum ben buna ama gereksizdir.
  • bir başkasının şahsi gelişimi ile benimki bir olmayabilir ve büyük ihtimal reklam amacıyla yazmış olduğu şey samimiyetsizlikten öteye gidemeyecektir.
  • şu dönem için konuşacak olursam birtakım fenomenlerin ekstra gelir kaynağı olması amacıyla kişisel gelişim kitabı yazmayı adet edinmesi ve bunu görebilen kesimin ortadaki samimiyetsizliğin de bilincinde olması diyebiliriz. bu birtakım kişiler toplumun öğretisi ve aynı zamanda da gerçekçi yaklaşım olarak sayabileceğimiz ''ne kadar emek o kadar yemek'' bakış açısını istisnai insanlar olarak çürütürler ve karınları çoğu şeye tok olduğundan, kendilerinden örnek göstererek insanlara girişimciliği, hayallerinin peşinden koşmayı, cesur olmayı falan anlatırlar bu kişisel gelişim kitaplarında (bkz: okulu bırakın uygulama yapın) ancak herkesin steve jobs, mark zuckerberg olamayacağının aşikar olduğu bir dünyada yaşça küçük insanları temelsiz hayallerin peşinden koşmaya yönelterek derslerinden uzaklaşmalarına neden olmak ve geleceklerini tehlikeye atmak bu insanların süslü laflarından iğrenmek için yeterlidir. insanların kendilerini bu kadar kolay tavsiye verecek nitelikte görebilmeleri beni hep şaşırtmıştır, aynı nedenle öğretmen olabilme cesaretine sahip insanlara da şaşırırım.

    işin ticareti nedeniyle kişisel gelişim kitabı yazan insanları bir kenara koyacak olursam, bir neden daha var ki bu tamamen toplumumuzu ilgilendirir. bu tür kitapların da aralarında elbet değerli olanları olsa gerek. öyle görüyorum ki bu kitapların öğretilerini uygulayacak iradede olmamak veyahut da (bkz: bir kitap okudum hayatım değişti) diyebilme beklentisinde olmak yine bu türden nefret etmeye yol açmakta. kendinizle nasıl baş edebileceğinizi veya düşünürken kendinizin üstüne ne kadar gittiğinizi, sakin, yavaş düşünebilmek gibi konuları da anlatan bu kitaplar size kelimeleri bağışlar ancak sonrası size kalmıştır. kendinizi toplama sorumluluğunu kitaba bırakamazsınız, kitap sorumluluğun sizde olduğunu ve bu görevi nasıl yerine getirebileceğinizi anlatan bir kılavuzdur sadece. değişimi veya gelişimi yaşayamamak da bu kitaplara çamur atılmasının bir nedenidir.
  • ''because it's not self-help, it's help.''