şükela:  tümü | bugün
  • eğer hiçbirini okumayıp gösteriş için yapıyorsanız, bir boka yaramayacak kütüphanedir.

    edit: başlık başımıza kalmış.
  • oluşturmaktan ziyade saklamanın sorun yarattığı kütüphanedir, zira sığmıyor hiçbir yere.
    ayrıca bu kitaplar çok toz tutuyor gibi şikayetlere, bunların hepsini okudun mu gibi tuhaf sorulara da muhatap olmak anlamına gelir.
  • ileride ev alabilisem muhakkak bir odasını kendisi için ayıracağım muhteşemlik. tüm dünyayı unutmak, sayfaların kokusunda savrulmak, birtakım oksijen israfıyla muhattap olmamak için kaçılacak yer... aynı zamanda benim gibi işkolikler için yaşam pınarı.
  • genellikle erkekler tarafından sahip olunan, sahibinin ölümünden sonra en fazla 45 gün içerisinde, merhumun eşi tarafından eve çağrılacak bir sahaf tarafından altı üstüne getirilecek kitap yığını.

    ”kızımın ilk dişinin çıktığı gün aldım bu kitabı, 24 temmuz 1974” ”erdek dönüşü işe başlamadan alındı, eylül 1982” gibi ilk sayfa notlarıyla sahafın kutusuna girerken kitaplar, arkadan şöyle bir ses gelecek; ”aman hepsini götürün, usandım yıllardır, tozundan, kokusundan!”
  • kişinin ölümünden sonra mirasçıları kütüphanenin değerini anlayamazlarsa ikinci el kitapçılar yok pahasına bir serveti ele geçirirler.
  • henüz tamamlayabilmem için yıllara ve çok daha büyük bir eve ihtiyacım olduğunu düşündüğüm kütüphanedir.

    üstelik sanki hangi sevdiğim,etkilendiğim yazarı yada kitabı almasam haksızlık olacak gibi bir hissiyat içerisindeyim ki bu çok kötü. tabii bir de sahaflarda dahi bulmakta zorlandığım ve bence çok çok iyi çevirilerin yapıldığı 50-60lı yıllara ait baskıların bulunamaması sorunsalı var.

    yeni,gıcır gıcır kitaplara hiç alışamadım. maliyetlerinin yüksek olması da cabası.

    daha çok işim var bu konuda,çok.
  • geniş bir kütüphaneye sahipseniz kendi evinizi alıncaya kadar özellikle taşınmalar esnasında büyük gerilimler, sorunlar yaşarsınız. kimse 200-300 koli kitabı kendiniz bile kutulamış olsanız taşımak istemez. ev kendimizin olmadığından istediğiniz kitaplıkları tasarlayamazsınız. kendi evinize kavuştuğunuzda tüm bu sıkıntılar biter, kitaplarınızla başbaşa kalırsınız.
    ...çok uzun yıllarımı aldı istediğim her kitabı kütüphaneme katarak tamamlamak. maddi yönden de başka hiçbir şeye para ayıramamak demekti nerdeyse benim için. ama inatla direndim buna. yüzde 30'lara yakın indirimlerle alabildim kitaplarımın çoğunu. bugün ise tamamen istediğim her kitabın olduğu binlerce kitaplık kürüphaneme sahibim. artık sadece yeni çıkmış okumak istediğim kitaplar ve sağdan soldan duyduğum kendimin kaçırdığı kitaplara rastlarsam kitap alıyorum ki aylık 8-10 u geçmiyor bunlar..ve artık okumaya çok daha sarılarak zafer kazanmış bir komutan misali sürekli okuyorum.
  • insanlardan bunalınca kaçmak için ilk akla gelen yer...kişinin kendini korunaklı, güvende hissetmesini sağlıyor.. yalansız, egosuz, kaprissiz gerçeklik,sonsuz huzur..elinin altında her konuda binlerce kitabın verdiği güvence..
    çok büyük emeğin, çok büyük paranın çok büyük hazza neden olduğu nadir şeylerden.
    uzun uzun yaşamak için al sana bir neden. belki de tek neden.
  • bir nevi sessiz şahit ya da kişinin gelişim ve değişim seyrinin göstergesi.

    kendisini ilk başlarda, çocuklukta yahut ilk gençlikte, dinmek bilmez bir açlıkla, tadı leziz gelen her parçayla donatıyorsunuz; nitelik çok da mühim gelmiyor gözünüze. sonra sonra bünye için asıl gerekli olan vitaminleri, çok da gerekli olmayan ama ara sıra çerez niyetine alınabilecek parçalardan ayırabilmeyi öğreniyorsunuz. daha sonra o vitaminler de kâfi gelmemeye başlıyor, takviye değerlerin daha bir özel ve ayrıcalıklı olduğunu fark ediyor, onlara ihtimam gösteriyorsunuz. tabii bu süreçte gerek her parçanın bir köşesine gerekse ayrı bir deftere ilgili notları düşüyorsanız, yıllar sonra geriye doğru dönüp baktığınızda ve sayfaların şahitliğine başvurduğunuzda geçmiş heyecanları anıyorsunuz ve size yolculuğunuzun seyrini hatırlatan her bir dostu gülümseyerek selamlıyorsunuz.

    üstelik, parça parça gelişen ve sizi geliştiren bu dostlar, insanları sordukları sorulara göre tanıyıp değerlendirmek de dâhil pek çok konuda faydalı oluyorlar, size o açıdan da kılavuzluk ediyorlar. örneğin muhatabınızın "gerçekten" kitap okuyup okumadığını onlar sayesinde anlıyorsunuz; zira kitaplarla bir şekilde haşır neşir olan yahut en azından gönlünü sayfaların büyüsüne kaptıran hiçbir insanın "bunların hepsini okudun mu?" gibi klişe bir soruyu asla sormayacağını onlar sayesinde biliyorsunuz; dolayısıyla kime ne kadar kıymet verilmesi ya da hürmet gösterilmesi gerektiğini de kitaplarınıza gösterilen saygının miktarınca ayarlayıp gerisine çok da kafanızı yormuyorsunuz.

    lâkin kişisel kütüphânesini oluşturmaya çalışan pek çok insanın derdi ve sıkıntısı aynı: yer sorunu! bu soruna karşı, raflarda derinlere doğru arka arkaya ikili ve üçlü sıralar, maalesef ki geçici çözüm; zira onlar da çok geçmeden doluyor, üstelik arka sıralardaki dostlara ha deyince öyle kolay ulaşamaz oluyorsunuz, bu da soruna ayrı bir boyut ekliyor. sık kullanılmayanları ve kıyılamayan eski dostları kolileyip bir köşeye istifleyeyim diyorsunuz, gözden ırak olan gönülden de ırak olur korkusuyla içiniz rahat etmiyor. e tüm ev sizin olsa bile gözünüzün doymayacağı ve daha fazlasını hayal etmeden edemeyeceğiniz de bir gerçek. dolayısıyla ömür, bu tatlı ve vazgeçilmez ikilemlerin gelgitinde sürüklenip gidiyor...