şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: kısıtlamak).
  • iş yerindeki tek eğlencen olan entry girmene yapılan eylem (bkz: komplo)
  • yurdum sevgilisinin sevdiği için; yurdum ailesinin korumak bahanesi ile yediği bok afedersin..

    neyse ki ailem beni yeterince sevip korumadığından ya da sevgi ve korumayı öyle gösterebileceğini zannetmediklerinden tam da en şahanesinden olması gereken gibi; çok tanımlı ve can yakıcı kısıtlamalara maruz kalmadım..

    ama ilkindekine çokça denk geldim.. bazen düşününce kendimi aptal gibi hissetmeme neden olan kısıtlanmalarım aklıma geliyor.. hepsi de beni sevdiğini söyleyen güya; benim sevdiğim, seçtiğim insanlarca yapılmış-denilmiş.. şunu giyme, böyle oturma, bunu deme, o tarafa bakma, şunu yazma-sil, orada ne işin var, kimlerle gidiyorsun, içki mi içtin... pek çoğunu anlamsız bulup işteş saçmalama seanslarına döndürmemeyi başardımdı, küçük zaferler.. ama hak verdiğim zamanlar; istememe rağmen gitmediğim, söylemediğim, ifade etmediğim, yapmadığım, olmadığım da çoktur.. hatta bambaşka şeyler düşünür, inanır, hissederken düzenin sıkıntısız devam etmesi için uyum sağladığım da olmuştur; onaylamadıysam da sustum, ne ahlaksızca.. çok anlamsız, çok samimiyetsiz ilişkiler kuruyorum bence, ya da ilişkinin doğası bu tür samimiyetsizlikleri içselleştirmekten geçiyor, bilmiyorum..

    işin fenası, içerisindeyken razı oluşum.. sonlandırışa kadar bir kabul söz konusu; kimseye belli edilmeyen bir huzursuzluk ama üstü örtülen bir kabul sıcağı.. sonlandırıştan sonra her kabulüm için kimseden değil kendimden nefret ediyorum.. sonra ilişik olma hali midemi bulandırıyor.. rolsüz, yüksüz ve samimi duygu ve hormonlarla ihtiyaç giderimi, samimiyetsiz her tür yerleşik hayat klişesinden yeğ oluyor..

    bok yeme demiştim, tek kişilik bir menü değilmiş sanırım..
  • engelleme.
    iki çeşidi var bunun: birincisi kişinin otokontrolü ile sağladığı ; ikincisi ise diğer şahısların kişilere uyguladığı. her iki biçimde de toplumsal/ kişisel/ kanuni yaptırımlar söz konusu. gelenek, görenek, anane, kültür, çevresel faktörler, ahlaki yapı gibi nedenler sayılabilir. toplumsal düzeni sağlama amacı güdülmekle birlikte, kişisel bağlamda özgürlüğü sınırlayıcı olabilmekte.
  • üreticilik, yaratıcılık söz konusu olduğunda, bir miktar soz konusu olursa daha verimli olunduğunu düşündüğüm olgu. yeteri miktar kısıtlama, yoksunluk gerekiyor bence bir şeyler ortaya koymak için. o miktar, oran derseniz; o kişiden kişiye, zamandan zamana, eserden esere değişen, sadece yakalandığında farkedilen, bir sır, bir muamma.
  • nevrotik savunma mekanizmalarından biridir. inhibisyon, ket vurma olarak da geçer. çevresel güçlerle çatışmasını azaltmak üzere bilinçli bir biçimde kendini geri çeker yapmak istediğini yapmaz. seviyorsan git konuş olmaz. hiç bir zaman battı balık yan gitmez.
  • nerede ve ne şekilde olursa olsun insanı geren eylemdir,
    yalnız şu açıdan da bakarsak otokontrolü olmayanlara bazen müstahak olabiliyor.
  • kisitlamalar, cogu zaman bir problemi zorlastiran seyken ayni zamanda cozum hakkindaki dusuncemizi basitlestirebilir cunku secenekleri ortadan kaldirir.

    problemi cozmek icin en kisitli bolumune bakmamiz gerekir. ornegin, arkadaslarinizla aksam yemegi yiyeceksiniz. arkadaslarinizin her biri yemek konusunda kisitlama getiriyor.
    x: vejeteryan
    y: deniz urunlerini sevmiyor
    z: coklu gida alerjisi var.
    hedefiniz en kisitli olan z kisisinden baslamak olmalidir. z'nin yiyebilecegi yemeklerin oldugu restauranti bularak baslamak daha mantiklidir. deniz urunlerinin hoslanilmamasi ve vejeteryanlik durumlari daha kolay cozulebilir.

    ayrica
    (bkz: optimizasyon)
    (bkz: dogrusal programlama)
    (bkz: problem çözme yöntemi)
    (bkz: problem çözmek)