şükela:  tümü | bugün
  • tek ve en etkili yolu 'kaybetmekten korkmamak' dır.

    bunu sağlayabilmek için özgüven, özgüven için ise zaman, kendini fiziki, mental, mesleki, maddi ve manevi açıdan geliştirme, daha önce yaşanmış ve başa çıkılabilmiş ağır 'kayıp' deneyimleri, kayıp yaşandığı taktirde en kötü senaryo için bir 'b' planı ve diğer insanlardan pozitif yönde alınmış bolca geri bildirimle katalize edilmiş yüksek ancak dengeli bir ego gerekmektedir.
  • bakalım ünlü jedi bilgesi yoda, revenge of the sith'te, daha sonra sözünü dinlemeyip halt edecek olan anakin efendiye bu konuda ne demiş:
    "attachment leads to jealousy; shadow of greed that is..."

    yani kıssadan hisse;
    "birilerine sadakat dışında bağımlı; müptela olursanız, bu durum kıskançlığa yol açar ve bu da açgözlülüğün; hırsın gölgesidir."

    o açıdan, sevdiklerinize; kıskanabileceğiniz insanlara olan bakışınız onların da ayrı birer birey olduğu yönünde olmalı ve ortak geçirdiğiniz zamanların beraberce mutlu geçmesinin ötesinde onların hayatıyla ilgili istekleriniz olmamalı; o kişinin sizi özgür iradesiyle seçmesini hırsınıza yenik düşüp engellememelisiniz. bu yolda başka hayatları kısıtlamaya hakkınız yoktur; bu zorbalıktır.

    sonuçta her insan vazgeçilebilir olabilir; ama sevginiz, iyi niyetiniz içten ve kalıcı olmalıdır. zaten gerçek sadakati kısıtlama ve engellemeyle oluşturup sağlayamazsınız. ancak sadece o insan(-lar) mutlu olsun istediğiniz zaman bunları aşabilirsiniz; artık içinizde gereksiz kıskançlık olmaz, beraber huzurlu olma hissi uyandıracak karşılıklı bir sahiplenme ve dürüst bir sadakat olur.

    bütün bunlara rağmen de sizin sevginizin değerini bilemeyecek ve bu iyi niyetinizi kötüye kullanabilecek bir insan ise, ona bu fırsatı fazlasıyla verin ki; gerçek yüzü bir an önce ortaya çıksın, siz de gereksiz vakit kaybetmemiş olun.
  • kıskanılan kişi sıçarken düşünülür.. * **
  • en son cok ciddi bir kıskanclık krizi gecirdigimde annem beni karsısına aldı ve dedi ki:
    - ya dusunce sistemini yeniden oturt ya da hic evlenme. cunku hayatın boyunca kocana musallat olucak pek cok hatun olacak.. boyle kendini her seyde yiyip bitirirsen hayatın kararır. sevdigin adama guvenmek zorundasın. hem sen boyle bir kız degildin. ne oldu sana?

    bu ayar acayip koydu bana yahu.
    kendimi kıcı kırık insan musvettesi gibi hissettim ne kendine ne karsısındakine tam olarak guvenen. kendini yeterince oturtamamıs.
    sonra oturdum birkac gun dusundum. guvenmedigimin sevgilim ya da kendim degil, o pek aile tabiriyle cevredeki hatun kisiler oldugunu fark ettim; ama bu noktada da neyin ne oldugunu bilmeyen veletler olmadıgımıza gore sevgilime guvenmem gerektiginde karar kıldım. benim kendimi paralamamın da bir halta yaramayacagını idrak ettim, ters bir durum oldugunda gerekli mesafeyi koymayı bilmesi gereken o sonucta.
    sonra kıskanclık nobetlerim kendiliginden gecti.
    karsındakine sonuna kadar guvenen -guvenmedigin bir adam\kadınla zaten ne isin olur?-, kolay kolay kıskanmayan normal halime dondum bi sure sonra.
    o seni sevdigi icin bir baskasının degil senin yanında, bu durum surdugu surece de boyle olacak; hemcinslerine onun dunyasındaki senle kıyasla bir hayli gerilerde kalan onemlerini alıp tepelere cıkartıp kendine hayatı niye durduk yere zehir edesin ki?
    once sen karsındaki adam\kadın icin degerini bil, bunu iyice algılayınca da biraz rahat olmak lazım yahu..
    o'nun seni kimselere degismeyeceginden, katiyen aldatmayacagından emin olmak, bu gercekleri hatim indirmek lazım olgun bir iliskide; bunlardan emin olmadan saglıklı bir iliski goturemezsin zaten..
    olur ya birinin isine yarar, anlatayım dedim.
  • uzmanlar kiskançlik duygusunu yenmenin püf noktalarini soyle aciklamis:

    basarili anlarinizi düsünün
    uzmanlar “kiskançliga kapildiginizda, huzur içinde oldugunuz bir dönemi, severek yaptiginiz bir isi animsayin” diye öneriyorlar. çogumuz için kiskançlik, nabzimizda, solugumuzda hissettigimiz bir duygudur. o ani yasayanlar bilir, insan sanki kilometrelerce kosmus gibidir. kimisi de “derinlere” dalar. bir baskasi karsisindakini didikler. sinir küpüne dönerler, hatta siddete basvuranlar vardir... tepkiniz nasil olursa olsun, kendinizi kontrol edebilmek için yapmaniz gereken, duygularinizi tanimaktir. diyelim ki, asiri kiskançlik duymaya basladiniz... bir an durup bu duygunun nereden geldigini, daha önce ayni seyleri ne zaman hissettiginizi bulmaya çalisin. hafizanizi söyle bir yoklayin. çocukken, annenizin çok istediginiz halde bir basarinizda sizi övmedigini ya da kardeslerinizi daha çok takdir ettigini hatirlayacaksiniz.

    kendinize güvenin
    simdi de, yetiskin bir insan olarak edinmis oldugunuz duygusal olgunluktan yararlanarak duygularinizi makul hale getirmeyi deneyin. örnegin, kendinize sunu telkin edin: “annem, güzel göründügümü söylememis de olsa, bunu muhakkak düsünmüstü.” zaten asil önemli olan, sizin simdi güzel oldugunuza inanmanizdir. özellikle kiskançlik-depresyon kisir döngüsüne düsmekte oldugunuzu farkettiginizde atmaniz gereken bir sonraki adim, elde ettiginiz basarilari hatirlamaktir. özgüveniniz giderek azaliyorsa, huzur içinde oldugunuz bir dönemi, mutlu geçen bir tatili, severek yaptiginiz bir isi animsamanin tam zamanidir. hafizanizi tazelemek için fotograf, defter, kitap gibi anilardan yararlanabilirsiniz.
    basarilarinizi kaydedin
    hafizayi desteklemek için, basarilarinizin belgeleriyle dolu bir defter tutabilirsiniz. güzel anilarla dolu bir kutuyu karistirmak, sikinti ve umutsuzluklarinizi dagitmaniza yardim edecektir. sevdiginiz siirler, yakin arkadaslarinizin fotograflari ya da tatillerde topladiginiz deniz kabuklariyla doldurabilirsiniz bu kutuyu. kendi benliginize yönelmekten, onu simartmaktan korkmayin. kivanç duydugunuz bir olayi animsamanin tadini çikarin. herkesin böyle bir anisi vardir. birçok kisi çocuklariyla övünür, onlar sayesinde hayati daha hos bulur. bütün bunlar, kendinize biçtiginiz degeri yükseltmenin, kötü bir döneminizde bile kendinizi iyi hissedebilmenin anahtarlaridir. kiskançlik duymaya basladiginizda bunlari hatirlamayi ögrenirseniz, davranis biçimlerinizi de degistirmeniz mümkün olur. esinizle yolda yürürken, onun baska birine ilgi gösterdigini görürseniz, hemen “dügmeye basip” kendinizi çekici buldugunuz bir ani hatirlayin ve kafanizdaki bu resmin bozulmasina izin vermeyin.

    açikça konusmaktan kaçmayin
    eger esinizin gözü sürekli karsi cinsin üzerindeyse, ona rahatsiz oldugunuzu söylemek gerçekten gereklidir. bazi kadinlar öfklerini hiç dile getirmezler. kocalari da onlari sikanin ne oldugunu bilemezler. bu yapidaki kadinlar aynanin karsisina geçip iç çekerler. oysa bu mutsuzlugu disina da yansiyacaktir. unutmayin; kendinizi nasil görüyorsunuz, dünya da sizi öyle görmektedir.

    onlar öyle diyor...başarabilenin heykelini dikmek lazım..
  • kiskanilan kisiye sadece onu kiskandiginiz acidan bakmak yerine "tanri su an bana sans verse, onunla yer degistirir miydim? tamamen o olmak ister miydim?" diye dusunmek bazi durunmlarda ise yarayabilir. yaramayabilir de. yaramiyorsa o insan kiskanilabilecek bir insandir, kiskanmaya devam ediniz. kotu birsey degildir.
  • uzman falan değilim ama "düzelt, düzeltemiyorsan hemen kurtul" yaklaşımımdan bahsedeceğim(şık görünsün diye isim de koydum evet). bu, sadece sevgilisini kıskananları ilgilendiren pragmatik bir bilgi, ama benim işime yaradığına göre başka birinin de işine yarayabilir...
    yaklaşım şöyle:
    kıskandığınız kişiyle hiç tanışmamış olabilirdiniz, öyle bir kişi dünyaya bile gelmemiş olabilirdi ya da hayatını kaybetmiş de olabilirdi. sonuçta siz, varlığı ona bağlı bir canlı değilsiniz (nasıl hissettiğinizi bir kenara bırakalım, bu bir gerçek). bu gerçekten yola çıkarak önce kendinize gelip bağımlılık hissinizden sıyrılın. yani problemi biraz daha basitleştirin. sonra da o olmasaydı ne yapacağınızı düşünün. hayatınıza devam edecektiniz ve muhtemelen bi'yerlerde bir başkasıyla karşılaşacaktınız. yani etrafta -şu an göremeseniz de- pek çok alternatif var (evet hiç kimse o değil ama o da diğer hiç kimse değil, herkes özgün).

    buradan hareket etmek 2 noktadan birine götürür:

    1. "hakikaten ben niye bununla uğraşıyorum? o olmasaydı daha mutlu olabilirdim" der ve ayrılmaya karar verirsiniz. böylece can çekişen bir ilişki yaşamak yerine küçük bir sızı hisseder` : küçümseyin ki kolay olsun` sonra da yeni ve sorunsuz bir ilişkiye hazırlanırsınız (sorunsuz bir ilişki kurmak için önce şu depresif durumunuzdan kurtulmalıydınız zaten). yeni bir ilişkiye hemen başlamasanız bile en azından belki onsuz, fakat sorunsuz bir hayatınız olur. sizin asıl sorununuz da bir şekilde mutsuz olmak olduğuna göre bu geçerli bir çözümdür. duygusal davranmayın, gerçekleri görün.

    2. ya da şöyle düşünün: bu insan olmasaydı da mutlu olabileceğim bir hayat kurabilirdim evet. fakat o hayatımdayken mutluyum (bu cümleyi samimi olarak kurduğunuzdan emin misiniz?) evet mutluyum, bugüne dek mutsuz olmamın sebebi onu kaybetmeten korkmaktı. fakat bu korku sadakat getirmedi` : kimseye de getirmemiştir zaten` sadece bana acı çektirdi ve beni itici kıldı.
    (unutmamak gerekir ki size acı çektiren kıskandığınız kişi değil, onsuz yaşayamayacağınız korkusunu benliğinize kazıdığınız için bizzat sizsinizdir. bu sayede benliğiniz varlığına muhtaç olduğunu 'sandığı' bu ilişki hakkında endişeye kapılır ve çaresiz bir şekilde ona bağlanarak yaşam kaynağını(!) kaybetmemeye çalışır. siz de bu esnada bağımlı ve güçsüz bir bünyenin tüm tepkilerini -saklamaya çalışsanız da- verirsiniz, ayrıca sürekli mücadele içerisinde olduğunuz için endişe ve kaygılarla yaşayıp acı da çekersiniz, hayat da sizi beklemez ve geçip gitmeye devam eder)
    son olarak "bu benim seçimim, tüm alternatirleri yerine onu seçiyorum, içimdeki bu anlamsız kaygılarla mücadele edebilirim. bu kaygılar olduğu sürece hiçbir ilişkimde mutlu olamam zaten" diyebiliyorsanız artık bir bitki olarak yaşamaktan vazgeçin ve kararınızın arkasında durun. eğer yeni düşünce tarzınıza uygun hareket ediyorken de ilişkiniz sizi mutsuz ediyorsa ayrılın gitsin. ne ilk ayrılan olursunuz ne de son.
  • genel olarak zor olarak kabul edilen yollardır. şahsım tarafından kolay bir tanesi seçilmiştir; öncelikle unutulmaması gerekilen en temel nokta, karşı tarafın ne yaparsa yapsın sizi üzemeyeceği, kıramayacağı ya da her hangi duygusal bir noktada size dokunamayacağını kavramaktır. ne hissediyorsanız tamamen kendi kendinize hissettikleriniz yüzünden böylesiniz.

    üstteki düşünceyi kulak memesi kıvamına gelinceye kadar bünyeye yedirdikten sonra, karşınızdakinin de sizin gibi bir insan olduğunu, dışarı çıkabileceğini, gezip eğlenebileceğini kendi kendinize hatırlatmanız gerek. o geziyor ve siz gezemiyorsanız burada suç sizin patates çuvalı gibi hiç bir aksiyon almadan oturmanızdan kaynaklanmaktadır, kıskanırsınız, üzülürsünüz, o gitmesin istersiniz. halbuki o oturduğunuz yerden kalkıp adam akıllı sosyal olmaya çalışsanız bakın ne oluyor.

    üçüncü nokta ise aksiyon almaktır. gidin dövün demiyorum, bir oturun soluklanın önce. öküz gibi yerinizde oturarak hiç bir şeyin üstesinden gelemezsiniz. aksiyon şart! kıskançlık hissimiz geldi mi? önce düşüncelerimizi not ediyoruz; "lanet olsun o yine dışarıya çıkıyor", "ben neden oturuyorum ki", "yok bana nispet yapıyor, sinirimden öleyim istiyor", "kısa zamanda beni unutmuş olacak, o kadar zaman geçirmiştik", vb...

    düşüncelerimizi hemen yanıtlamaya başlıyoruz, hatalarımızı görüyoruz; "dışarı çıkıyorsa sana ne hacı? ayrıldınız!", "e hadi plan yap arkadaşlarını ara", "hiç kimse başkasını üzemez, kendi kendine tribe girme", "sanki 20 yıllık evliydik, nolcak, karşılıklı saygı illa ki var", vb...

    sonra derince bir nefes alıp kendimizi keyiflendirecek bir eylem yapıyoruz, güzel bir kahve alıyoruz, arkadaşlarla geyik yapıyoruz. ama ne zaman kıskançlık gelse kendi kendimize notlarımızı alıyoruz ve daha öncekilerle karşılaştırıyoruz, fark edeceksiniz ki bu duygular bir yerden sonra azalacak (numaralandırma da yapın) ve kendi kendimizi ikna ettiğimizi göreceğiz.

    ... azalarak biter ve mutlu oldular.

    not: en az üç hafta denenmesi, bi halta yaramıyorsa tarafıma küfredilmesi tavsiyedir...
  • tek kelimedir cevabı: yoktur. güvenle (kendine, ona, buna) uzaktan ilgisi falan da yoktur kıskançlığın. zira ille de karşı cinsle ilgili değildir durum; yeri gelir sevdiceğin sizin eliniz yerine çakmağı tutması dalgalandırıverir damarlarınızdaki kanı, o an en büyük düşmanınız olabilir o çakmak da, gözlerini süzen dudaklarını büzen "gel beni al" diye bir hatuna* gülüp geçersiniz sadece. tutku varsa, heyecan varsa, hava da az bucuk ask kokuyorsa üzgünüm, kıskançlık duygusunu yenmenin yolu yoktur; o diğerlerinin yanında ufak bir esantiyondur...
  • üstüne gitmek.
    örneğin, eğer sevgilinizi birinden kıskanıyosanız direkt onları sevişirken falan düşünün ya da işyerinde birinin sizden daha başarılı olması mı batıyo size hemen onun terfi ettiğini ve size emirler yağdırmaya başladığını hayal edin (herkes kendi özel kıskançlık hezeyanlarına göre kendi örneklerini çoğaltabilir). bu yöntemle ya hepten delirir kıskandığınız kişiyi satırla doğrarsınız ya da zamanla bu düşünce size normal gelmeye başlar ve kıçınız rahata erer.