1. echinococcus granulosus diye bir hayvanatın insan karaciğer, akciğer ve dahi beynine musallat olması sonucu oluşan parazit hastalığı, köpeklerden geçtiği bilinir.
  2. killarla alakasi şudur ki bahsi gecen parazite sahip eti yiyen köpegin dışkısı bu paraziti barındırdıgı icin, dışkı vücuttan atılırken kıllara temas eden bölgelere bu paraziti bırakabilir, bu sebepten o kıllara temas eden bir birey sakata gelebilir. bir de kedilerden bulaşıp bulaşmadıgı daha tam olarak bilinmeyen hastalık, henüz bilimsel bir kanıt bulunamamış.
  3. ingilizce cyst hydatic. echinococcus granulosus paraziti, karaciğerden geçebilirse akciğere ve beyne ulaşabilir.
    gelişimi genellikle yıllar alır. geliştiğindeyse bulunduğu yerdeki organa baskı yaptığı için vücudun normal işleyişini bozar. ameliyatla kistin alınması ya da kısa aralıklarla (24 saat gibi) yıkanarak içindeki sıvının boşaltılması gerekir.
  4. hayvanları cok sevmenin bedeli...hiç şikayeti olmayan bi hastalık.
  5. bu kist mustafa yuksel 'e gore, kucuk çocuklarin lego parçalarini, genç kiz ve kadinlarin turban ignelerini, yasli erkeklerin de dislerini farkinda olmadan yuttuklarinda da goruluyor.
  6. hidatik kist (hk), etkeni ecinococcus granulosus (eg) veya çok ender olarak ecinococcus alveolaris (% 2-3) olan bir infeksiyondur. hk en sık (% 50-70) karaciğerde (en sık lobda) görülür . ikinci sıklıkta görüldüğü yer (% 10-30) akciğerdir . ender olarak karaciğer dışında bir çok yerde kist hidatik görülen vakalar bildirilmiştir. aksillar bölge bunlardan birisidir.

    eg, köpek, tilki, kurt gibi et yiyen hayvanların barsak mukozasına yapışık olarak yaşayan (kesin konak) bir protozoondur. bu canlılar her dışkılama ile milyonlarca yumurtayı çevreye yayarlar. bu yumurtaların üzerinde bulunduğu yiyeceklerin alınması ile (otlardan otçul hayvanlar, sebze meyvede insanlara) bulaşırlar (ara konak). yumurtaların dış kitin tabakaları insan barsağında parçalanır ve embriyo serbest kalır, barsaktan emilerek v. porta yoluyla karaciğere giderler ve bir çoğu karaciğer sinüzoitlerinde takılırlar. hkõin en sık karaciğerde görülmesinin nedeni bu mekanik engeldir . buraya ulaşan embriyoların bir çoğu karaciğer lökosit ve makrofajları tarafından yok edilirler. canlı kalabilen ve bu engeli aşabilen yumurtaların çoğu bu defa pulmoner kapillerde takılırlar (1). burayı da aşabilen yumurtalar çok enderdir. yumurta oturduğu organda larval döneme değişim gösterir ve 3-4 gün içinde tipik hk oluşur .

    hk tanısı genellikle radyolojik yöntemlerle konur, ayrıca bir çok immunolojik tanı yöntemi de vardır. intradermal, indirek hemaglütinasyon, kompliman fiksasyon, lateks aglütinasyon, indirkt fluoresan antikor, immun elektroforez, elisa gibi.

    weinberg testi; bir kompleman fiksasyon testi olup % 70 pozitiftir. sensitivitesi % 37õdir . yalancı pozitiflik sık görülür ancak başarılı tedavi sonrası negatifleşmesi nedeniyle postoperatif izlemede değerlidir. cerrahi tedaviden 12 ay sonra tamamen negatifleşir .

    elisa (enzyme linked immunosorbent assay) testi: eg antijenlerinin varlığını gösterir, çok az antijen varlığında bile pozitiftir. sensitivitesi % 94, spesivitesi % 65õdir . hk tanısında ve epidemiyolojik çalışmalarda kullanılabilecek en yararlı testtir. tedavi sonrası negatifleşmesi için yıllara gereksinim vardır.

    weinberg ve elisa birlikte uygulansa da yalancı negatiflik % 15õdir .

    hkõde temel tedavi cerrahidir . medikal tedavide en sık mebandazol (35-50 mg/kg) tercih edilir . medikal tedavi major bir operasyonu tolere edemeyecek hastalarda uygulanır, amaç kistin büyümesini önlemek ve kalsifiye olmasını sağlamaktır. kalsifikasyon geliştiğinde cerrahi tedavi uygulamaya gerek yoktur. medikal tedavinin bir diğer uygulama alanı da preoperatif profilaksidir. profilaktif veya tedavi amaçlı albendazol de kullanılmaktadır . postoperatif dönemde rekürrensi önlemek amacıyla mebendazol veya apazikuantil kullanılabilir .
  7. parazit bir kurtçuk olan* ekinokokus granülozus'un yumurtaları bir şekilde *** alındıktan sonra; ince bağırsaktan emilir; ve portal venle karaciğere taşınır..ve genellikle de burada yerleşerek hastalığa neden olur.bazı yumurtalar karaciğere tutunamaz ve kan dolaşımıyla akciğerlere ve diğer organlara giderler..oluşan kistler tek bölmeli;ve kitleler halindedir.özellikle akciğerdeki ekinokokus alveolariste çok sayıda küçük kist oluşur.bunun nedeni kistin dışındaki kütikuler membranın dayanıksız olmasıdır.kütikuler membran dayanıksız olduğundan kolay parçalanır ve çok sayıda kist oluşur.ve akciğerdeki kistler çoğunlukla çok bölmelidirler
    diğer bir yandan karaciğerdeki ekinokok öyle kistler oluşturur ki;bu kitleleri klinik ve radyolojik olarak malign tümorlerden ayırmak söz konusu bile değildir

    kist hidatiğin oluşturduğu kistlerin organizasyonu ise kendine hastır;kistte içten dışa doğru: kaya suyu olarak bilinen sıvı,lümeni döşeyen doğurucu/germinatif tabaka*,ve kiste özgü kütikuler tabaka bulunur...ayrıca en dışta konağın oluşturduğu fibroz bağ dokusu da vardır.
  8. akciğer ve karaciğer gibi vücudun önemli organlarında cereyan eden ve kedi, köpek gibi hayvanların tüylerinin ağız ya da burun gibi solunum yolları ile vücuda girmesiyle meydana gelen durumdur. kitle giderek büyüyor ve ilerleyen zamanlarda doktorlar tarafından röntgenler sonucu tanısı yapılan hastalığa çözüm olarak ilaç ve ameliyat gibi tedavi yöntemleri gösteriliyor. kitlenin büyüklüğüne göre öncelikle "andazol" adı verilen bir yığın endikasyonun yanında bir o kadar da yan etkileri bulunan ilacı tavsiye ediyorlar ki sanırım bu hastalık için ülkemizde kullanılan tek ilaç bu olsa gerek. eğer kitlenin büyüklüğü ilacın etkileyeceği büyüklükten fazla ise ameliyat kaçınılmaz oluyor efendim...

kist hidatik hakkında bilgi verin