şükela:  tümü | bugün soru sor
  • kanımca onları antipatik gösteren bir eylem. etmesinler. pantolon ya da gömlek almıyorum ki arkadaşım, kitap alıyorum. ayrı bir süreç bu. misal, girdim, bakındım falanca kitabı aldım, kasaya gittim. kasiyerin yanında dikilmiş arkadaş hemen atlar, "o yazarın şu kitabı da var." şimdi buna ille bir cevap vermek lazım, duymazdan gelemezsiniz. en fecisi "hımm. bilmiyordum" demektir, bilmiyorsanız bile söylemeyin, sohbet gayet saçma bir noktaya gider. "biliyorum, okudum" deyip sıyrılmak en iyisidir. gerçek hislerinizi belli ederseniz ("o kitabını okumak istemiyorum, sevmedim" gibi) uzun bir tirad dinlemek zorunda kalabilirsiniz. neyse, söylüyorum işte buradan, karışmayın kardeşim, kitap seçmek son derece öznel bir sürecin sonunda verilmiş bir karar sonuçta, sanane yahu.
  • kitabevi çalışanları tavsiye edecekleri kitabı okumuş ve beğenmişlerse, bir fikirleri varsa, oldukça paylaşımcı , güzel bir eylem. ama sadece elindeki stoğu tüketmek için ve arka kapak yazısı kadar bilgi sahibi iseler susmaları onlar için de müşteri içinde daha faydalı olacaktır.
  • amazon, bunu alan bunu da aldi seklinde sanalolarak yapar bunu.
  • uzun zamandır aranılan bir kitabı rafta bulamayınca danısılan calısanın, ne arıyorsun o kitabı, okusan ne olacak okumasan ne, bak sunu oku bunu oku bik bik diye konusan modeline de rast gelinmistir.. adamın tavsiye ettigi kitaplara diyecegim yok, ama bu ne kendine guvendir kardesim bir kitabın okumaya deger olmadıgına, ya da bazılarından daha az degerli olduguna, yetkili merciiymis gibi karar verip, bir de karsındakini etkilemeye calısırsın..
  • istiklal caddesindeki can yayınları bu türden çalışanlara sahiptir. kazayla gözgöze gelirseniz yarım saat konşmadan bazı kitapları tavsiye edip bazılarını kötülemeden bırakmazlar sizi.
  • peter handke'nin "die angst des tormanns beim elfmeter(kalecinin penaltı anındaki endişesi)" adlı kitabının ellerinde olup olmadığını sorduğum bir kitabevi çalışanının, bana -muhtemelen sorduğum kitabın adına aldanıp- "hasan doğan futbolu ağlatan adam"ı tavsiye etmesi, buna örnek olarak gösterilebilir.
  • iki ayrı örnekle yaşadığım durum. 1. si istiklal mephisto da hakikaten benden çok okumuş fikirlerine değer verilecek birisi tarafından dakikalarca görüş alışverişi yapmama vesile olurken diğeri, nişantaşı remzide elimde upuzun bir liste ile kitap sormaya başladığımda yoğunluktan benim listem yerine kolayındaki kitapları bana tavsiye etmeye çalışan gerizekalı arasında geçmişt.
  • agatha christie kitapları sorulduğunda "barbara cartland var o da iyidir" diyen kitapçının tavsiyesidir.
  • şimdi eğer sürekli müşterisi olduğunuz bir kitapçı ve sizin okumalarınızı takip eden elemanlarsa eyvallah. hele bu elemanlar robinson crusoe 389daki gibi eksi altı derecede domates yetiştirmiş genetik mühendisi, mütercim, dalgıç vs. olmanın yanı sıra sıkı birer kitap kurduysa şahanedir. yurtdışı yayınları da sizin için takip ederler, bu sayede çok doyurucu okumalar yaparsınız.

    ve fakat... geçen gün istiklal caddesindeki mephisto'da 6. sınıfa giden bir bebeye "şu çılgın türkler" ve "halide edip adıvar" tavsiye edenleri vardır ki kendilerini kızılcık sopası ile dövmek gerekir. bu gibi durumlarda uçarak olay mahaline gelmek ve "sakın ama sakın o kitapları almayın, bu yaş için hiç uygun değil, yoksa çocuk bir daha kitap filan okumayabilir." deyip bu elemanı bozmak gerekir.
  • yıllar önce bodrumda ileri kitabevinde bir yaz günü ferhan şensoy içeri girer, işe daha yeni başlamış olan dünyadan habersiz kıza sorar:

    - benim denememeler var mı?

    zaten ferhan'ı da tanımayan kız cevap verir:

    - o yok ama montaigne'in denemeleri var.

    (o sırada olayı farkeden daha tecrübeli bilgili arkadaş uzaktan uçarak olaya müdahale eder ve kitabının kalmadığını söyler)