şükela:  tümü | bugün
  • kaşgar dergisi'ni destekleyen bir yayıneviydi. öte yandan türkçe ibadet tartışmalarının olduğu sıra dücane cündioğlu'nun konuyla alakalı kitaplarını yayınlamıştı.
  • güzel kitapların güzel yayınevi. cağaloğu semtimizde mukimdir.
    karagöz kitabı, orta oyunu kitabı, saç kitabı, tütün kitabı, kahve kitabı, ayakkabı kitabı gibi nefis kültür tarihi çalışmaları vardır; derleme kitaplardır bunlar.
    ayrıca; hz. ali cenknameleri, arap-islam aklı-kültürü-dili-siyaseti üzerine ilginiç metinler yine bu yayınevinin skalası içinde yer alır.
    divan şairlernin açıklamalı divan incelemeleri, salnameler, tarihî vesikalar, sefaretnameler gibi klasik dönem tarihsel kaynakları yayınlamaktalar. haa unutmadan; bir de nabi avcı'nın enformatik cehalet kitabı kitabevi yayınlarından çıkmıştır.
  • ayisigi kitaplari da bu yayinevi altinda olusturulmus bir kurumdur. bunun disinda kapanan bazi yayinevlerinin depolarindaki kitaplari da almaktadir ki bu kitaplarin dagitimin idamesi anlaminda hayirli bir eylem olarak zikredilebilir.
    tesekkurler mehmet varis*
  • cumartesi günleri sahibi mehmet varış tarafından çiğköfte yoğurulan, türkiye'de çıkmış herhangi bir kitabı edinebileceğiniz, cağaloğlu'nun son kalesi, vefanın edresi bir mekan.
  • eski, artık pek kalmayan, samimi esnaf ruhuna sahip birisi tarafından idare edilmektedir.
    şöyle ki, öğlen yemeği saatinde cağaloğlu'ndaki dükkana girdiğinizde masasında çorbasını içen zat-ı muhterem "efendim, çorbamız var, sıcak mercimek çorbası, alır mısınız?" sorusuyla kalbinize bir ferahlık katmaktadır.
    "demek böyle adamlar hala var yahu!" dedirtip insanı mutlu kılan bir müessesedir.
  • istanbul'a her gelişimde uğradığım mekanlardan biridir. bugün de elimde simidimle gittim kitabev'ine hemen çayımız geldi. yeni çıkan bir kaç kitabı seçip çay simit eşliğinde karıştırdım. memet varış'a yayınladığı kaliteli kitaplar için teşekkürler.
  • cağaloğlu'nun yüz akı.

    kitabevi'ni önce cabiri'nin üç ciltlik baş yapıtının çevirisi ve baskısı ile tanıdım. o boyutta ve derinlikte bir eser için gayet başarılı bir çeviri çalışmasıydı.

    şu sıralar ise özellikle edisyon kritik çalışmaları ile göz dolduruyor. suphi tarihi'nden ııı. selim'e sunulan ıslahat layihaları'na ordan tasarrufat-ı mülkiyye'ye kadar 18. ve 19. yüzyıla dair bir çok kaynağı çok güzel takdimlerle beraber yazıçeviri şeklinde araştırmacılara ve genel okuyucuya sundular. suphi tarihi gibi bazı baskıların yanında metinlerin orjinal varaklarının okunabilir fotoğraflarını cd içinde hadiye etmeleri de ayrı bir incelik olmuş.

    gültekin yıldız, mesut aydıner gibi bir çok çalışkan tarihçi ve akademisyenin de desteğiyle kitabevi yayınları uzun yıllar daha türk tarihçiliğine hizmet eder bence.

    ha bir de unutmadan cağaloğlu'ndaki yerlerinde kendi yayınları her daim yüzde elli indirimlidir.
  • özellikle türk edebiyatı ve tarihi, genel olarak kültür dünyamıza hizmet edecek yayınlarıyla tanıdığımız, kendi yerinden kolay bulunmayacak bir indirim oranı (%50) ile kitap satın alabileceğiniz yayın evi.

    teşekkürler mehmet varış! dükkanı mis gibi pipo, puro kokuttuğun, yararlı kitapları hesaplı sattığın ve müşteriyi saydığın için.

    aslında isam'a bağışladığın kitaplar için? yok onun için gerekmez. epey ekmek yedin isam'dan...
  • internet sitesinde yeterli bilgi olmadığı için -benim gibi- iletişim bilgileri için dört dönmeyin diye geliyor:

    alemdar mahallesi çatalçeşme sokak no : 46/a cağaloğlu - istanbul, türkiye
    tel 1 : (0212) 511 21 43
    tel 2 : (0212) 512 43 28
    faks : (0212) 513 77 26

    tramvaydan sultanahmet durağında inip (eminönü yönünden geliyorsanız) sağdaki sokağa girin, sonra ilerden bi daha sağa girin. 46 numara.
    gülhanede inecekler için de saraya sapmadan yokuştan dümdüz çıkın. ananızın ağladığı noktada beyaz bir itfaiye binası olacak, heh, onun bi yukarısı.
  • kitabevi kısmı kapanan yayınevi. bir röportajları yayımlanmış:

    --- spoiler ---

    yıllardır tanınmış yazarların, farklı kuşaklardan şairlerin, kitap aşıklarının, düşünürlerin ve bilgi-sanat meraklılarının yollarının kesiştiği yerdir kitabevi. yayınevinin şimdilerde son günlerini yaşadığını söyleyen varış, biraz kırgın ve biraz üzgün olsa da güler yüzle karşıladı bizleri. önümüzdeki ayda kapılarını kapatacak olan yayınevinden kimler geldi, geçti, ne anılar yaşandı mehmet varış star pazar okuyucularına anlattı.

    yeni nesiller için biraz kendinizden bahseder misiniz?

    küçük yaştan beri kitapların içinde yaşıyorum. 1976 yılında muhtelif yayın evlerinin mücellithanelerinde çalıştım. sonra bir otelcilik deneyimim oldu ama askerden sonra bir fiil, perakendecilik, yayıncılıkla birlikte bu zamana kadar geldik.

    kitaplara olan merakınız ne zaman başladı?

    dedem hatırı sayılır insanlardandı ve bizim evde kitap eksik olmazdı. çocukluğum da cenk kitaplarını okuyarak, dinleyerek geçti. bir de köyün öğretmenleri yazın tatile gittiğinde kitaplarını bize emanet ederlerdi ve ben de onları okurdum. doğan kardeş’in verdiği ‘bin bir gece masalları’ bir de içinde menkıbelerin ve halk hikâyelerinin olduğu ‘tatlı dil’ diye bir dizi okurdum.

    sizi bu kadar güvenilir kılan şey ne oldu?

    bir şey yapmadım normal bir insan olmaya çalıştım. dürüst olmak, güler yüzlü olmak, yardımsever olmak normal olan şeyler bunun için ekstra bir çaba sarf etmedim. bunların diğerleri de zaten anormal olan şeylerdir. insanlar bunun için de özel bir gayret gösterir. surat asmak ve kötülük yapmak için gayri insani bir gayret gerekiyor. normal olan bir insanın iyi olmasıdır. bizim de kötülüklerimiz olmuştur ama en aza indirmeye çalışmışızdır.

    kimler geldi geçti kitabevi’nden?

    buralara beşir ayvazoğlu, mehmet genç, ahmet güner sayar hocamız ve arkadaşları, her cumartesi hemen hemen abdullah uçman gelir. yine her cumartesi ali şükrü çoruk, genç şairlerimiz gelir. eskiden birkaç dergi çıkarıyorum o zaman daha çok edebiyat ortamı vardı ama 2010’dans sonra bu biraz daha azaldı. filozof cemal diye bir ağabeyimiz vardı, rahmetli oldu o sık sık gelirdi. marmaratörlerden teşkilat refik dedikleri rahmetli refik demir gelirdi. refik amca kızdığı kişilere “halk partili” derdi. osmanlıca bilmeyeni okumuş, yazmış saymazdı. ısis yayınları sahiplerinden rahmetli olan bir dostumuz sâmân helvacıoğlu gelirdi. unuttuklarım da mutlaka olmuştur. politikacı arkadaşlarım sık sık gelirdi. gazeteci arkadaşlarım. yeni şafak ekibi daha sonradan star’a geçti hepsi arkadaşlarımdı. cemil çiftçi ve ismail dervişoğlu, halk edebiyat’çısı sabri koz, ali ayçil de kitabevi’ne gelen isimler arasındadır.

    o kadar yazarın içinde mutlaka başınıza ilginç şeyler gelmiştir...

    anlatmakla bitmez tabii ama şu an hatırladığım çok şey yok. geçtiğimiz yıllarda ethem sancak, kültür yayıncısı ödülü bize verdi. türk kültürüne hizmet ödülü verdi yani bize. bir cümlelik bir şey söylemiştim “kadir, kıymet bilenlere teşekkür ederim” diye. o zaman ethem bey ayakta alkışlamıştı beni. bu da unutamadığım şeylerden biridir.

    türk kültürüne yıllardır emek veriyorsunuz. nedeni nedir?

    bazılarına hamasi gelebilir söylediklerim. bu topraklarda yaşıyoruz. olası bir aksilik olursa türkün adı unutulmasın diye yapıyorum bunları.

    kitabevi kapanıyor mu?

    evet son günlerimiz. kısa bir süre sonra kapatıyoruz. yayınevi belki ikinci katta devam edebilir. kültür bakanlığı’ndan destek görmediğimiz için kapatıyoruz.

    buraya gelenlere çiğköfte partileri de yapıyormuşsunuz...

    20 yıl boyunca rahmetli nihay armağan gözetiminde çiğköfte yapardık. armağan ağabey bizim başımızda dururdu. ya ben yapardım ya da mehmet tevfik ekiz arkadaşım yapardı. ya da şimdiki çiğ köftelerimizi yapan hasan ayhan bey yapardı. son biberle birlikte de bu çiğköfte faslını kapattık. kışa denk gelirse ramazan ayı, iftarlarımızı çorba, çiğ köfte ve tatlıyla yapardık. işlerimiz iyiyken saltanatlı günlerimizdi. şimdi saltanatımız bitti.

    “20 yıl boyunca nihay armağan gözetiminde çiğköfte yapardık. işlerimiz iyiyken saltanatlı günlerimizdi. şimdi saltanatımız bitti.”
    --- spoiler ---