şükela:  tümü | bugün
  • öncelikle bu konu hakkında daha önce başlık açıldıysa yetkililer oraya taşıyabilir.
    ikinci nokta "bastırmak ve yayınlatmak ifadeleri iki farklı mesele için aynı anlamlar ifade edebilir, bu konu verdiğim örneklerden daha iyi anlaşılacaktır.
    bir hatıra ile başlayalım.
    seneler önce sevdiğim bir yazarın imza sırasındaydım. benden önceki kadın yazar ile konuşmaya başladı ve şu cümleyi kurdu. "ben kitabı yazdım, bitirdim. ama çok para istiyorlar yayınlamak için." dedi. yazar nasıl olur felan gibi bu işin öyle olmayacağına dair laflar etti. bu örnek burada dursun.

    herhangi bir edebi tür ya da başka bir alanda bir kitap olabilecek hacimde bir eser ortaya çıkardığınız zaman, bunun doğru kişilere, doğru okura ve o içeriğin iyi bir şekilde işlenmesi takdim edilmesi adına yıllar içinde ön plana çıkan yayınevleri vardır. bu yayınevleri gerek yerli gerekse çeviri eserler ile okurun dünyasına maddi manevi hizmet ederler ki aynı zamanda bunlar ticari müesseselerdir.

    siz bir eser ortaya koyarsınız ve sonrasında eserinizi yayınevine gönderirsiniz. yayınevi eserinizi inceler, yani yayınevi adına editörler eseri inceler, rapor sunarlar. ve sonrasında olumlu ya da olumsuz karar verirler. sonrasında eseriniz, basım adedi, maddi anlaşmalar, gerekli düzeltiler, olacaksa imza programı gibi gibi konular süreçle beraber şekillenir.

    hemen bir not : tanınırlığı olmayan bir eser üreticisinin önemli bir yayınevinden kitabının yayınlanması sadece bu yazdığımız sadelikte oluşmaz. o bambaşka bir konu. ama normal süreç budur.
    biz buna "kitap yayınlamak, kitabın yayınlanması" gibi şeyler diyoruz.

    gelelim kitap bastırmak meselesine. edebi bir türde ya da başka başka konularda eser ortaya çıkaran birisi, piyasada onlarca yüzlerce bulunan matbaa demenin daha doğru olacağı bir ismi markası olan ve para karşılığı eserinizi "ciltleyen" bir firmaya gider. yetkiler ile pazarlık eder. eserini verir. onlarda bu esere kapak, mizanpaj yaparlar. pazarlığa göre basılan miktar eser sahibine takdim edilir. bu eserler ve eser sahibi evine gelir. bir tanesini vitrine, diğerlerini çekyatın altına koyar ve hadise sonlanır. sonra facebook ve instagramdan fotoğtaf paylaşır.

    neden : binlerce kitabın ve yazarın ve doğal olarak yayınevinin olduğu bir piyasadan ve tam tersi seyreden okur ve kitapçı alanından bahsediyoruz.
    haliyle belirli kitapçılara belirli yayınevleri girer. bu da başka bir konuda. doğal olarak kendi alanında lider bir yayınevinin yazarı bile kitapçılarda kendine yer bulamazken matbaada kitabı ciltleten editör elinden geçmeyen, herhangi bir elemeye girmeyen birinin kitabı doğal olarak çekyat altında kalacaktır.

    ha bir sürü kaliteli kalem yayınevlerinin (iyi yayınevlerinin ilişki vs konularından dolayı) politikasından dolayı böyle bir yola başvurmuş olabilir mi tabi ki olabilir.
    kitap piyasasına salak saçma içeriklerle birileri ön sıradan giriyor mu tabi giriyor bunlar da başka konu.

    ama edebiyatın,felsefenin yazma uğraşının, yayınlatmanın ya da yayınlatamamanın, bu zorluğun, edebiyat ortamının, düşünce dünyasının tüm kokuşmuşluğuna rağmen yayın hayatının hakkına girmemek gerek diye düşünüyorum.
    ya da kavramlar karışmasın isteyen istediğini yapsın.
    sevgiler.