şükela:  tümü | bugün
  • bu kisiler, kitap almak icin buyuk ve bakimli kitapcilari***** ya da cagaloglu'ndaki yayinevlerini secerler. cunku bu gibi yerlerde, rafta ayni kitaptan bir suru olur ve aralarinda en bicimli ve az hasar gormus olani secilebilir. daha dogrusu, ideal basimevi cikisi durumunu korumus bir kopya bulma olasiligi daha yuksektir. ayrica bu secme islemi yapilirken, ortam genis ve ferah oldugu icin kimse olayi farketmez. bu gibi yerlerin bir diger ozelligi de kimsenin tepenizde dikilip potansiyel hirsiz muamelesi yapmamasidir.

    ancak bu fetisist eylemler, gerek uygulama sirasinda, gerek kasa odemesi sirasinda cildirtan anlar yasatir. acaba kimse beni bu otuz kitabi karsilastirip en iyisini secmeye calisirken farketmekte midir?.. farkediyorsa hakkimda ne dusunmektedir?.. yoksa coktan arkadasini durtup beni gosteren olmus mudur?.. bir gorevli yanasip bir sey derse naaparim?.. su sectigim kitap yeterince iyi mi acaba, yoksa bilmemnerde gordugum daha mi duzgundu?.. gibi sorular kafanizi kemirir. kasiyer ise kesinlikle sizin tasidiginiz fetisist sevginin tam tersini tasidigi icin kitaplara cok kotu davranacaktir. itinayla sectiginiz tek kiriksiz kapakli kitap, onun ellerinde minciklanacaktir.

    bir kitap fetisisti icin en guzel sey kuskusuz aralarinda secim yapmak icin raftan cikarilan bilmemkac adet hede kitabinin ardindan hodo kitaplarinin gozukmesidir. zira bu durumda sizi dikizleyenler "haa bak arkadaki farkli kitaplara ulasmak icin cikariyomus ondekileri; deli diilmis..." diye dusunerek paranoyaniza su serpecektir.
    (bkz: kendimden biliyorum)

    ayrica
    (bkz: obsessive compulsive disorder)
    (bkz: ben deli degilim)
  • ayrica bu kisiler, evlerine goturdukleri kitaplari raflara dizerken de boy, derinlik ya da en sirasiyla yetinmeyip, yuzey alanlarina gore buyukten kucuge siralayarak* gorenleri dumur eder. misafirleri onlardan odunc kitap istemekten oldukca cekinir. ama yine de herkes, verilecek tepkiyi merak edip bunu dener.
  • bu kisiler genellikle cd fetisistleriyle* ayni kisilerdir.
  • aynı derecede hastalıklı bir başka obsesyon için (bkz: siyah cd kapaklarında parmak izi sorunsalı)
  • bahsi geçen kişiler bir kimseye kitaplarını ödünç verme zorunluluğunda kalırlarsa bir takım kurallar koyarlar. bunlar genellikle:
    -tuvalette okumak yasaktır.
    -sayfaları haddinden fazla ayırmak yasaktır.
    -kelimelerin altını çizmek kesinlikle yasaktır.
    -kitabın üstüne attırmak yasaktır.
    gibi kitabın dışından çok içini önemseyenler için katlanılamaz kurallardır. bu kimselerin bir diğer karakteristik özelliği korsan kitaba karşı olmalarıdır. bu karşılık, yazarın hakkının yendiği düşüncesinden çok korsan kitapların ciltlerinin pek sağlam olmamasından kaynaklanır. kitabın maddesel bütünlüğü onlar için her şeyden daha önemli olduğu için kitap okumak onlar için bir işkence halini alabilir. yatak, tuvalet, otobüs gibi yerlerde kitaplarına zarar geleceği düşüncesiyle okuyamazlar.
  • ayrica "sayfalari yalanmis parmakla cevirmek" olayi bu kisileri hasta eder. dolayisiyla "gulun adi"ndaki gibi bir komplo bu kisiler icin hicbir anlam ifade etmeyecektir.
  • bu kisiler ayrica kendi kitaplariyla yetinmeyip, etrafta kitaplarina kotu davrananlara mudahale ederler. kitabi katlayarak okumak ve kitabi acik birakmak genelde bu kisilerin cigliklar atarak uzerinize kosmasiyla sonuclanabilir.
  • ayrica;
    (bkz: kitap yerlestirme sanati)
  • kitaplarini odunc vermeyen kisilerdir. kutuphanelerini seyretmek, belli araliklarla kitaplarin tozunu almak, saymak, envanterlerini cikarmak gibi huylari vardir. kitaplarina dokunmadiginiz surece zarasizdirlar.
  • (bkz: kaos83)