şükela:  tümü | bugün
  • " seni seviyorum
    denmez bizde
    kitap
    hediye edilir." #şiirsokakta
  • bugüne kadar aldığım hediyeler içerisinde en garip olanı. aslında gariplik kitap hediye almak değil kitabı hediye eden arkadaşımdır.

    üniversite yılları. yusuf adında çok garip bir arkadaşım vardı. 4 yıllık üniversite hayatım boyunca çözemediğim, hareketlerine anlam veremediğim yegane insan. entelektüel bir kız sevdi ingilizce öğretmenliğinde okuyan. kendisi köylü,saf temiz anadolu çocuğu. sırf kıza kendini gösterebilmek için her sabah okula benim gitarımı alıp sırtında taşıdı gitti. belki kız gelir "aaaa ne kadar gitarcı bir çocuk" der ve kendisine teklif eder umuduyla.

    akşam vakti yağmur cafe'de okeye dördüncü olarak çağırdık yusuf'u. yurttan çıkıp geldi. ama masada kızların da olduğunu görünce öğrenim kredisinin kalanıyla gidip traş oldu, takım elbise aldı. giydi geldi. o geldiğinde kızlar çoktan kalkıp gitmişti. neden geciktiğini sorduğumuzda "kız vardı masada adam gibi giyinip geldim" dedi.

    sabah derse gitmeden önce bol sarımsaklı işkembe çorbası içtik. o gün anfide ingilizce öğretmenliği ile ortak derse gireceğimizi duyduğunda ağlayarak yurda gitti. 2 saat dişlerini fırçaladı geldi. o geldiğinde ders bitmişti. kız da o gün berkecanlarla marmaris'e yüzmeye gitmişti zaten. yoktu anfide.

    her neyse yusuf işte... bir garip çocuk. doğum günüm evde tek başıma oturuyorum. gecenin bir vakti kapı çaldı. çıktım baktım kimse yok. kapının koluna bir poşet asılı. içinde hediye paketi var. açtım baktım bir kitap. kitabın adı "yusufçuk gece gelir".

    hemen aradım yusuf'u. "hayırdır sen bilader" dedim. "utandım" dedi. "ilk defa birine hediye aldım utandım" dedi. "lan" dedim "ben de ilk defa bir erkekten hediye aldım beni de utandırdın" dedim. geri çağırdım. geldi. sabaha kadar bira içip onun köyünden muhabbet ettik. silifkenin yoğurdunun özel formülünü verdi bana.

    sabah olunca ben derse gittim. onun dersi yoktu. "sen takıl bilgisayar falan oyna" dedim. öğleden sonra eve geldiğimde yoktu. aradım. "lan nereye gittin gece gelen yusufçuk?" dedim. "abi ben senin bilgisayarı bozdum utandım kaçtım" dedi.

    gittim baktım bilgisayar açılmıyor. biraz uğraştım. sonra bunu tekrar aradım. "gel lan içinde disket kalmış ondan açılmıyormuş" dedim. diskette de ingilizce öğretmenliği okuyan kızın resmi. nerden bulmuş kime yükletmiş bilemedim.

    her neyse ben bu hikayeyi niye anlattım ki? duygulandım galiba.
  • gariptir ki nuri bey hiç kitap hediye etmezdi. belki de fikrin mesuliyetini üzerine almaktan çekinecek kadar derin düşünceliydi. **
  • bir türkçe öğretmeni arkadaşımın tanesi bilmem kaç liraya davetiye bastıracağına kitap kapağının iç kısmına düğünle ilgili bilgileri yazıp davetlilere kitap hediye etmiş olması ayrı bir güzel. ayrı bir incelik. hem davetiye gibi de atılmıyor. çok güzel ya.
  • seni seviyorum demenin bir başka hali.
  • hediye olarak gönlünüzü vermek gibi bir şeydir... siz karşı tarafa gönül vermiş, o da sizin gönlünüzü almış olur.. gönül almak için illa gönül kırmak gerekmez*
  • yeni başlayan bir ilişki denemesi için tercih edilmesi gerekendir, arkadaşlık yahut sevgililik fark etmez. süper muhabbet açıcıdır. kendini daha iyi ifade etmenin başka bir yöntemi olamaz. anısı büyük olur, değerlidir, kalıcıdır.
    yapın bunu ^^
  • sene bundan bilmem kaç sene öncesi, zamanın flortuyle bi kitap hakkında konuşulmuş, her iki taraf da kitabı okuduğunu ve beğendiğini, tekrar okuyup üzerine konuşmak istediklerini söylemişlerdir.taraflar birbirinden habersiz, birbirlerine aynı kitabı hediye olarak almis, al sana kitap diye birbirlerine vermislerdir.
    o an yeryüzünde yalnız olmadigimi hissettiğim nadir anlardandi.kitap hediye etmek degerli bisidir.dogru kitabı hediye etmek super değerli bişidir.

    kitap yeniden okundu, hakkinda konuşuldu.hediyenin sahibiyse şu an twitterdan bile engelli.*
  • kitap hediye ederim. çok da etmişimdir. okuduğum her kitabı hediye ederim zaten, tutmam elimde. sadece hediye etmek için aldığım kitaplar da oldu elbet ama okuduğum kitabın kendisini hediye etmenin hazzı birkaç raf yukarıdadır. hele ki sevmişsem kitabı. hele ki bir de sevdiğim o kitabı bir sevdiğime hediye etmişsem.

    gelelim asıl meramıma.

    kitap hediye etmeyi seviyor olmasına seviyorum da, defter hediye etmeyi daha bir seviyorum. çizgili-çizgisiz, kareli-puantiyeli fark etmez. çizgili defter kullanmam, diyenler vardır. ben onlardan değilim. çizgili de kullanırım ben. ama çizgisizse bir başka kullanırım. bir başka yazar, bir başka çizer, bir başka severim.

    defterin hediyesi mi olur?

    olur tabii akıllım. öyle de güzel olur ki. ben vereyim, o doldursun sayfaları. canı nasıl isterse; ister çikolata parçacıklı kakaolu kek tarifi yazsın bir sayfasına, ister beni ne kadar sevdiğini bir diğer sayfasına. ister gidip görülecek yerleri listelesin, ister gidip gördüklerini karalasın. bir mekan tasarlasın çalakalem, bir sandalı resmetsin karakalem. yeter ki o yazsın, yeter ki o çizsin. verdiğim boş bir defteri, yeter ki o doldursun.
  • okuduğunuz, sevdiğiniz bir kitabı ama yenisini değil. kendi okuduğunuzu üstünde notlarınızla hediye etmek. en güzel hediye işte.