şükela:  tümü | bugün
  • ilginç bir tespit. demem o ki; (bkz: anne ben dikkat çektim)
  • yanlış ve eksik önerme; hangi kitap?

    (bkz: alınteri kullanma klavuzu)
  • okuduğunu anlayamayan insan iddiası.

    çok sonradan gelen edit: yukarıdaki onca entrye ne oldu anlamadım. başlık üstüme kalmış.
  • doğruluğu okuduğunuz kitaba göre değişebilen önerme.

    örneğin php ve mysql kitaplarını okudun ve bu kitaplardan edindiğin bilgilerle facebook diye bir site kurdun ve sonucunda bok gibi para kazanıyorsun. şimdi kitap okumak faydasız der misin?

    not: evet, böyle materyalist biriyim.
  • süper bir tespit. hatta maddi olarak zararı vardır. ona verilecek parayla b12 vitamini içeren besinler alınmalıdır. sadece almakla yetinmemek, tüketmek gerekir. sonra 'aldım ben vitamini, duruyor evde, bunun da bir faydasını göremedik :/' dersen olmaz.

    - önce gerekli vitamini al, sonra tekrar konuşalım. *
  • (bkz: kitabı da okuyanı da sevmemek)
    böyle bir şey var ama gerçekten. bir çiftleştirme programında görmüştüm. izdivaç mı, saklambaç mı hatırlamam onu. kadının biri kendisinden bahsederken, "kitap okumayı sevmem, kitap okuyanı da sevmem." diyerek müthiş prensibini ortaya koymuştu. şimdi bu muhteşem tespiti görünce o sözler geldi aklıma.
  • şimdi buna itiraz eden yarrak kafalılara sorarım: fiction/ kurgu bir roman okumanın bünyeye film/dizi izlemek, dergi (çeşitli karı dergileri falan işte) okumak, bilgisayarda oyun oynamaktan daha fazla katkısı nedir? eğlence lan işte hepsi. okuduğun şeye göre değişir yani durum. kitap okumanın yersiz yüceltilmesine karşıyım ben. siktirin gidin elif şakak orhan mumuk falan okuyup ego patlaması yaşayın şimdi.
  • bir bakıma çok çok doğru olan önerme.

    okumayınca düşünmüyorsun yani düşünsen de o kadar kafa patlatmıyorsun dolayısıyla nedensiz bir rehavet bir mutluluk baş gösteriyor bünyede. sonra her şeyi de kabulleniyorsun. zıttı aklına gelmiyor sana sunulanın. dolayısıyla pis asi de olmuyorsun. dizi izliyorsun sonra bol bol. insanlar dünyadan haberin yok diyor sana dizi izlemediğin için. dünyanın o olmadığını anlatmaya çalışmıyorsun. böyle bir sıkıntı yaşamıyorsun. duyduğun her şeye inanıp heyecan duyuyorsun. dur ben bi araştırayım demiyorsun mesela dolayısıyla yorulmuyorsun. miyop 5 astigmat 4 dolaşmıyorsun ortalarda. gözüne zarar gelmiyor çünkü ilerlemiyor numara. bazen bir olay için aa şu kitapta bunun için şunu diyor diye atlamıyorsun. dolayısıyla insanlar sana ne diyo lan bu?! diyerek bakmıyor. sonra yazarken aman noktalama aman imla diye takılmıyorsun. yaşıtların gibi oluyorsun sonra. seni dinlediklerinde saçma bi bakışları olmuyor sana karşı. kendini 20 yaşında gibi hissetmiyorsun mesela. biriyle ciddi bişeyler konuşmaya çalışınca yaa bana felsefe yapma, yine mi entele bağladın gibi cümleler duyup sinirlenmiyorsun. insanların dertlerine hesaplarına bakınca buna mı uğraşıyorlar bunlar deyip sinirlenmiyorsun. üzülmüyorsun. bir adım ötesini düşünme zahmetinde bulunmuyorsun. sen hep bi adım ötesinden korkarken insanlar anı yaşayabiliyorlar dolu dolu(!).

    ki bence hepsinin dışında ikilemde kalmıyorsun. toplum mu ben mi düşüncelerim mi öğretilen mi ayrımında arafta kalmıyorsun. ne yapacağını kimsenin öğretmesine de izin vermiyorsun böyle bir garip bir arada kalıyorsun işte.

    bir de çok okuyanı kimse almaz kızım sen uğraşma bence denilmiyor okumayınca.

    düşününce niye okuyorum ki ben? mutlu olmak için mi? kesinlikle hayır. daha okuyup da mutlu olamadım hiç. bişeyleri öğrenme keyfi dışında. ama ya bilmezsek o daha da beteri pisin en pisi değil midir?