şükela:  tümü | bugün soru sor
  • bir kitaptan mümkün olan en iyi derecede faydalanmak için yapılan eylemdir.

    okurken satır aralarına notlar almadıkça; kitabın üst, alt ve yan boşluklarını verimli bir şekilde kullanmadıkça; hatta, kitap sonundaki boş sayfaları kendi düşüncelerinizle doldurmadıkça, üzgünüm, verimli bir okuma yapmış olmuyorsunuz.

    bu tıpkı şu soruya cevap vermek gibi bir şey: ''markete gidip çok sevdiğin o çikolatadan aldın ve onu market reyonundan evindeki dolaba 'aktardın' diyelim, dolabındaki çikolatayı tüketip kanına karıştırmadığın sürece gerçek anlamıyla çikolataya sahip olmuş olur musun?''

    evet dostlarım, size kitapları işaretlemenin onu sakat bırakmak değil, sevmek olduğunu anlatmaya çalışıyorum.

    entry'nin bu kısmında bir kitaba notlar almak neden okumanın ayrılmaz bir parçası olmalı onu söylemekte fayda var.

    ilk olarak, sizi uyanık tutar. bahsedilen uyanıklık ise sadece bilinç düzeyinde değil, tam anlamıyla uyanıklıktır...

    ikincisi, okumak aktif bir şekilde yapılıyorsa düşünmektir ve düşünmek de ancak kelimelerle mümkündür.

    ve, üçüncüsü, yazmak okurken aklınıza gelen ya da yazarın ifade ettiği düşünceleri hatırlamanıza yardımcı olur ve aynı zamanda yazarla sohbet etmektir...

    kitap okumanın tam da olması gerektiği şey işte budur: yazarla aranızda bir sohbet. muhtemelen konu hakkında sizden daha çok şey bilmektedir; doğal olarak ona uygun bir alçak gönüllülükle yaklaşmalısınız. ama kimseye, okurun sadece alıcı olması gerektiğini söyleme hakkını tanımayın. anlamak çift yönlü bir olaydır; öğrenmek boş bir kap olmak anlamına gelmez. öğrenen, kendisini ve öğretmeni sorgulamak zorundadır; öğretmenin ne demek istediğini anladığında, öğretmenle tartışması bile gerekir. o halde bir kitabı işaretlemek, kelimenin tam anlamıyla yazarla olan fikir farklılıklarınızın ya da birliklerinizin ifadesidir.

    ufaktan sona yaklaşırken, bahsetmekte fayda gördüğüm konulardan bir diğeri notları nasıl almamız gerektiği yönünde olacak...

    bir kitabı zekice ve verimli şekilde işaretlemek için çeşitli yöntemler vardır. satırların altını çizmek, anahtar kelimeleri daire içine almak, boşluklara not almak, ilgili paragrafa bir referans numarası verip sayfa altına bu numarayı tekrar yazarak kendi düşüncenizi yazmak gibi.

    nitekim, atatürk de kitaplarına bu gibi tekniklerle notlar alarak okuma yapmıştır.

    entry'nin başındaki görselde kubrick'in stephan king'in kitabını nasıl okuduğunu görebileceğiniz gibi, burada nabokov'un kafka'yı nasıl okuduğunu, burada ise jack kerouac'ın dostoyevski'yi nasıl okuduğunu görebilirsiniz.

    son olarak, benim yöntemimden bahsedeyim biraz. buradaki renkli boya kalemleri ile ''<'' ve ''>'' olmak üzere iki işaretleme yapıyorum ben kitaplarıma. bu işaretlerin renklerini ise üç sınıfa ayırıyorum: alıntıla, anahtar bilgi ve araştır...

    bir kitabı bitirdikten sonra sadece bu renk sınıflandırması çok kısa bir sürede hafızamı tazelememe yardımcı oluyor...

    tüm bunlara rağmen not almam gerektiğinde ise ortaya şöyle bir sonuç çıkıyor.

    the saturday review of literature isimli derginin 1941'de yayınladığı bir yazıdan alıntılar yaparak tamamladığım bu yazı, kitap okurken "kitaba" not almak üzerine aslında.

    elbette okuma yaparken deftere ya da boş bir kağıda not alan arkadaşlar da vardır, bunun hakkında yazmak ise onlara kalsın isterim.
  • ebook okuyucu (moon+ reader kullanıyorum) ve evernote ikilisi ile müthiş pratik ve faydalı eylemdir.
    reader'ın kendisi ile daha da kolay not alabilirsiniz. not yazılımına ihtiyacınız yok.
    notlarınızı daha kolay bulmak; işlevsel hale getirmek vs. çok rahat.
    birkaç yıldır kitap okumada yeni bir evreye geçmiş oldum.
  • tekrar döndüğünüzde ihtiyacınız olan bilgiye rahat ulaşmanızı sağlar.

    ben önemli detayları fosforlu kalemle çizerim, kavramlar için indeks oluştururum, notlarımı da kitap ölçüsüne göre kesilmiş not kağıtlarına alırım. kitabın üzerine yazmak pek tercih ettiğim bir yöntem değil. yeterli alan olmaması ve sadece ilgili sayfaya baktığında o notu görebiliyor olmam benim için bir dezavantaj. bu sebeple notlarımı ayrı bir kağıda alırım.

    indeks oluşturmayı bilmeyenler için kısaca bahsedeyim. önemli kavramları bir kağıda o kavramın geçtiği sayfayla birlikte yazma işlemine deniyor.
  • kitabı yazıp çizemeyen biri olarak çok sayıda post it ile gerçekleştirdiğim eylem. ortaya şunlara benzer şeyler çıkıyor; 1, 2. sonuç olarak hem kullanışlı, hem benim içim rahat.
  • genellikle kütüphaneden kitap okuduğum için ayrı küçük bir deftere alıyorum notlarımı ama kendi kitabımsa eğer okuduğum hiç çekinmeden yaparım. hatta çevirisini beğenmediğim cümleleri başka çevirilere bakıp düzeltirim, altını çizerim. hele bunlar edebi değil de, bir şey öğrenme amaçlı kitaplarsa hiç acımam.

    hiç dokunulmamış, okunmamış gibi kitaplar kitapçılarda zaten var. okunduğu belli olan kitaptan zarar gelmez.
  • okumayı öğrendiğimden beri maymun iştahlı bir okuyucu olarak elime ne geçse okurdum. sanırım ortaokulun başlarıydı, önceki öğretmenimiz kitaplara zarar vermememiz gerektiğini kafamıza vura vura öğretmişti. ben de bir not defteri taşırdım yanımda, bilmediğim kelimeleri yazardım. yeni türkçe öğretmenimiz kitaba notlar almamın bir sakıncası olmadığını söylediğinde bir aydınlanma yaşadım resmen. "güzel bir okuma şekli, yorma kendini. hem okunmuş kitaplar birer anıdır, hediye bile edebilirsin. hatta bunu bana hediye etmek ister misin?" diyip bitirince almıştı benden. canım öğretmenim gülümsedim yine. yıkın tabuları! kitaplardaki cümlelerin altını çizmek, not almak, bilmediğiniz bir durumdan bahsediyorsa araştırmak üzere işaretlemek o kitabı aktifokumanız demek. not almayanlar okumuyor anlamına gelmiyor tabiki ancak alanlar kitapla beyninde dost oluyor, sarılıyor birbirine.

    `cümlelerin altını çizdiğiniz bir kitabı birine ödünç vermek, bak buralarım çok ağrıyor, sen de yaralama` demek gibi bir söz okumuştum. ayrı bir not olarak dursun burada.

    kolaylıklar sağlar;
    -bilmediğiniz söz dizimi, durum/olayları işaretlemeniz, kitaba ara vermeden devam edip sonrasında araştırmanızı kolaylaştırır.
    -kitaptan yapacağınız alıntılar, önereceğiniz insanlara kıstas olur.
    -sadece bir kitap okumamış olursunuz. bir sürü yeni kelime öğrenmiş, başka bir dilin de içine girmiş, bazen tarihi bazen mitolojik bir olayı da o kitapla öğrenmiş olursunuz. (annemin sesi yankılandı kulaklarımda; "anlıyorum yeni kelime öğrendin. ama bunu her yerde kullanmak zorunda değilsin." *-on yaşında falandım ve öğrendiğim kelimeleri cümle içinde kullanmaya çalışırdım-
    -bu kısım çok bireysel ama altını çizdiğim cümleleri hangi amaçla çizdiğimi, bütün kitaplarım için geçerli bu, hatırlıyorum ve sonrasında elime alıp sayfaları karıştırdığımda dudak kenarımdaki o belli belirsiz gülümsemeyi çok seviyorum.

    tanım: sadece kitap okumayan, kitabı özümseyen insanların yaptığı eylem.
  • ders kitapları dışında hiç bir zaman yapmadığım eylem.
    aklımda kalmasını istediğim şeylerden ziyade raslantısal olarak öğrendiğim bilgilere ya da durumlara daha çok önem veririm.
  • bunu bir ara popüler bilim yazıları okurken yapardım. bir konuda aklınızda bir şeyler kalsın istiyorsanız okuduğunuz yazıdan önemli bulduğunuz noktaları bir kağıda yazarsınız. tıpkı bir elekte kalan çakıl taşları gibi bu bilgiler kafanızın içinde yer eder. zira onları önemli bulmuşsunuzdur, o bilgilerle aranızda duygusal bir bağ vardır artık.
  • efendim bu benim. sebebiyse basit: istediği kadar benim için hayati bir anlamı olsun, başucumdan ayrılmayacak olsun bir kitabı bitirdikten sonra aradan zaman geçse bile tekrar okumam zor. çok zor. oldu ama çok nadir. peki buna nasıl çözüm getiriyorum? sevdiğim, üzerine düşüneyim, tekrar bakayım dediğim yerleri işaretleyerek, soru ya da öneri bildiren notlar yazarak. bu şekilde alıp notlarına bakıp okuduğum çok yer oldu. benim için gayet pratik ve verimli bir çözüm diyebilirim.