şükela:  tümü | bugün
  • her kitapseverin yaptığı yegane şey. bir roman okuduğumda kitapta geçen olayları, sözgelimi başkahramanın girdiği evi, yaptığı eylemi konuşmaları zihinde yaşarım. kitap böyle anlam bulur. raskalnikov’la beraber balta kaldırır, samsa ile böcek oluruz. karakterin gördüğü denizi ben de görüyorum. romanların kitapların en güzel yanı bu. knut hamsun’la açlığı, siteinbek’le toprağı yaşıyoruz. kitaplar sınırsız bir dünya vaadediyor bize.
  • hayalgücünü en iyi geliştiren 2 şeydir.
    1.si mi? tabi ki büyük ikramiye çıkarsa hayali.
  • kitap okumayı zevkli kılan yegane şeydir.
  • her okur gibi yaptigim sey. stieg larsson’un (bkz: ejderha dövmeli kiz)serisini(bkz: ateşle oynayan kız) (bkz: arı kovanına çomak sokan kız)okurken onume stockholm haritasini acmistim. kitapta bahsi gecen sokak isimlerini takip ede ede okudum kitabi. her bir sokaktan da gecmis oldugum icin gozumun onunde daha net canlandi. hic bir kitabi bu kadar zevk alarak ve canlandirarak okumamistim. bende yeri ayridir.
  • özellikle fırtınaışığı arşivi kitaplarında yaşanması muhtemel olaydır. zihinde canlanması yetmez rüyanda parekılıcınla savaşırken bulabilirsin kendini.
  • zihnin standart çalışma metodunun bir sonucudur aslında. sadece kitap okumayla sınırlı bir durum değildir. günlük hayatımızda da aklımıza herhangi bir kişi, nesne, olay geldiğinde ya da biri bize bahsettiğinde ya da metin olarak okuduğumuzda ilgili imgeler zihnimizde görüntü olarak canlanır zaten. tabi kitap okurken bu durum çok yoğun ve sürekli olarak yaşandığı daha çok farkına varırız.

    edit: imlâ

    edit 2: aphantasia'dan muzdarip bireyler istisna oluşturuyormuş bu duruma.
  • bir çok şeyi hayal etmeyi deneyebilirsiniz ama bu bile sizin sahip olduklarınızla, yaşadıklarınızla doğru orantılı. kitapta ejderha tarifi var diyelim bir ejderhayı görmeden hayal etmek zorlama yapmaktır eğer ki görsel olarak tasvir edilmiş ejderhaları gördüyseniz ok.
    peki cinsellikle üzerine bir kitap okuyorsunuz, cinsel deneyim hakkında bir fikriniz yok, sevişmeyi nasıl hayal edebilirsiniz ki?
    belki görsel kaynaklar size bir miktar yol gösterir o kadar.
    daha zorlaştırayım, aşkı ele alalım, aşkı anlatan bir kitapta eğer sizde daha önce aşka dair bir duygu oluşmamışsa siz nesini hayal edebilir, hissedebilirsiniz değil mi?
  • daha cok kitap alıp insanlardan daha çok uzaklasmama sebebiyet veren durumdur.

    özellikle haruki murakami gibi yazarlarin kitapları icimde yeni kapilar açıyor. "kosmasaydım yazamazdim" diye bir kitabi var belki de en az satan kitabıdır onu okurken bile murakami ile koşuyordum japonya sokaklarında..
  • hüseyin rahmi gürpınar'ın hakk'a sığındık adlı romanını okurken istemsizce yaptığımdır.

    öyle içten ve bizden betimlemelerle yazmış ki bunu yapmadan duramadım. yazık olurdu çünkü. abdal veli'nin o pis kıyafetleri, bir çirkinlik heykeli gibi süzülüşünü, kolundan tutup üstünü aradıklarında avazı çıktığı kadar bağırışlarını yaşattım zihnimde.

    içten içe o kavganın ortasında olmak iyi hissettirdi. ya kaostan besleniyorum ya da bu tür bir canlandırma yapmak gerçekten etkili.
  • nefes alıp verme eylemimiz nasıl otomatiğe bağlanıyor da biz hatırlayınca bunun kontrolünü tekrar ele alıyorsak, kitap okurken, kitabı izlemekte böyle bir şey ancak bir şey okuduğunuzu hatırlayınca o cümleleri tekrar görüyorsunuz lakin gerçek bir okuyucu tekrar olay akışının içine dalar buluyor kendini. ben bildiğin izliyorum ve çok acayip geliyor ayrıca *