şükela:  tümü | bugün
  • en illet hastalıklardan biri.
    zamanında okurkenki o haz akla geldikçe insanın midesine kramplar bile girer buruk buruk. o kitaplar mis mis ordan bakar, okuyamayan kişi de onlara bakar iç geçirerek. sanki arada elektrikli tel var aq. bana yeniden kitap okumayı öğretenin kırk yıl kölesi olur muyum acaba. olmam. evet.
    sığlaşıyorum muntazaman.
  • bir süredir bende de olmuş olan ama giderek de kurtulmaya başladığım sıkıntı.
    sonra bunu kendime dert edip çevreme de sorduğumda hemen hemen bütün arkadaşlarımdan da aynı sorundan muzdarip olduklarını duydum.

    hemfikir olduğumuz konu akıllı telefonların insanlarda ciddi ciddi konsantrasyon sorunu yarattıkları.

    bunu fark etmek ve sorunu çözmeyi istemek çok önemli.
    ben kısa bir sürede bu sorunu çözmeye başladım.
    nasıl mı?
    akıllı telefonumda facebook uygulamasını kaldırdım. daha doğrusu facebook'tan çıktım.
    biraz rahatlama oldu zihnimde. bir arkadaşım ise facebook'a her baktığından sonra çıkış yaparak bu sorunu çözmüş. "her seferinde tekrar tekrar şifre girmenin zorluğuna katlanmamak adına günde ancak bir kere giriş yapıyorum,eskiden her dakika facebook'a bakmak için elim telefona giderdi" diyor.
    bir haftadır telefonu yanıbaşımda tutmuyorum. çünkü telefon cidden fiziksel alışkanlığa da yol açıyor,sigara alışkanlığı olan insanlarda elin istemeden ağza gitmesi gibi, el telefona gidiyor çünkü.
    telefonu artık yanımda tutmuyorum. bu da bir ölçüde beni rahatlattı.

    dün babamdan evlerinde bulunan akılsız telefonu aldım. sim kart olayını çözer çözmez onu kullanmaya başlayacağım.
    bu sabah bunun ilk adımı olarak, telefonumdan whatsapp , instagram gibi uygulamaları da kaldırdım.
    telefonu artık sadece konuşma ve sms amacı ile kullanacağım. çünkü gerçekten akıllı telefonlar insanın aklını alıyor.

    eline ne geçti diye soracak olursanız, söyleyeyim, bu hafta yeniden kitap okumaya başladım. aklıma telefon gelmeden ve elim telefona gitmeden çok ciddi iki belgeseli izledim. (bkz: samsara) (bkz: baraka)

    sanırım doğru yoldayım.

    edit: bkz eklemesi
  • kafanizda bi suru abuk subuk olaylari dusunmenizden dolayi yasanan konsantrasyon hedesi...kitap acilir ilk sayfa 5 kere okunur bisi anlasilmaz kapatilir
  • lanettir.
    en buyuk sebeplerinden biri eskiden televizyondu, simdi ise internet.
    betimleme sevmeyen birisiniz diyelim, bazen uc sayfa dolusu hikayenin cogu yerlerde bir ozguven abidesi cogu yerlerinde ise sessiz bir kahramanin yillardir beyaz bulutlarla tanismamis ulkesinin en dogusundaki ufak ama ufak oldugu kadar da verimli topraklarinda kurulmus on bes haneli koyunde yasiyan iki dunya savasi gordugu yuzundeki cizgilerden belli olan dedesinin ceketinin yama yapilmis cebi icindeki rengi solgunluntan belirsizlesmis fotografini okumak zorunda kalirsiniz. oysa internet'te her sey cok kolaydir , cumlenin ortasina dogru ilgi kayboluyorsa cumlenin sonuna bakilir, olmadi; baska bir basliga tiklanir. televizyonda ise zap yapilir. internetten sonra kitaplara donmek zordur kanimca. geri besleme cogu zaman ya yoktur ya da ortak paydada bulusulan birisiyle tanisana kadar ortaya cikmaz. oysa nette* nedir, yazarsin bir seyler, sukelalar, oehlar, mesajlar ucusur durur, kafa yormaya gerek yok, yogunlasmaya gerek yok, yok da yok.

    gereken bilgisayari bir kenari koymak, hafif bir muzik acip , kitabi zorla okumaktir. ta ki alisana dek

    1,2,3..
  • bazen içinizden geçenler, kitaplarda geçenlerden daha yoğun ve daha sabırsızken olur bu. dışarı çıkıcam çıkıcam derken akıl, onu içeri sokamazsınız. kitabı değil, beni oku diyen düşüncelerinize karşı koyamazsınız. tembellik değil, daha büyük bir yorgunluk bekliyor özneyi şimdi; kitabın kendini okuması mümkün olsaydı, kitap başka kitap okuyamazdı. (tabi bi süre için bu da.)
  • bazen mükemmeliyetçilik. bir cümlenin hatta bir tamlamanın dahi tam olarak anlaşılmadan/özümsenmeden üzerinden geçilmemesine aşırı dikkat göstermek. böylece önce paragraflar ve sayfalar sonra okuma zevki ve zaman tuzla buz olur.
  • arızalarımdan biri. bug da diyebiliriz yani.

    özet geç diyorum, geçmiyorlar, okuyamıyorum. yıllardır okuyamıyorum. başladığım kitap sayısı, bitirdiğim kitap sayısının kırk katıdır. oysa sevdiğim yazarlar, sevdiğim türler var. adıma imzalı kitabım bile var, bitiremedim. hakkında hiçbir fikrim kalmamış, arası ayraçlı kitaplarım var. kaldığım sayfaya bakıyorum, bu adam kim, nereden gelmiş, bilmiyorum. tekrar baştan okumaya da cesaret edemiyorum çünkü yine yarım kalacağını biliyorum. bir insan küçük prens'i bile okuyamaz mı yahu? yaklaşık bir yıl komidinimde durdu. pepee'nin yanında, abajurun altında onu okumamı bekledi. sonra bir gün aldım elime, okudum biraz. uykum geldi, uyudum. sonraki gün okumadım. soğumadan devam edeyim dedim, buz gibi oldu. en baştan başlamam lazım. eşim, arkadaşlarım bana karakterimden hareketle "bak sen bu kitabı seversin" diyorlar. severim tabii. hem de çok severim ama okuyamam. okuyamıyorum.

    yazabiliyorum ama. onda pek sıkıntı yok. uzun olmayan entry'leri de okurum. eğlenceli başlıklarda atlaya atlaya kısa entry'leri okuyorum ama biraz uzunsa hayatta okuyamam. bazen bakıyorum, milyonlarca yazar şukuyu vermiş ama yok, okuyamıyorum. tarayıcıda on beş - yirmi sekme hazır bekler. bilgisayar başındayken kulağım televizyonda ve gözüm telefonda olur. evet, sorunumu biliyorum* ama şu ana kadar kaybettiğim işler, bitiremediğim kitaplar, yarım kalmış tasarımlar ve ilgilenmiyor görünüp kaybettiğim insanlar dışında bana bir zararı olmadığından uzmanına da gitmedim. belki bir gün giderim. şu illetten kurtulup güzel işler yapabilirim. ya da dalgınlığımdan ölmemeyi başarırsam huysuz bir ihtiyar olarak hayatıma devam ederim.

    buraya kadar okuduysanız helal olsun. ben olsam okumazdım.
  • dönemsel bir problemse aşılabilecek bir durumdur. hatta birçok kitap kurdunun zaman zaman başına gelebilir. zihnin çok dolu olması odaklanmayı zorlaştırıyor. bunun haricinde kendimde gözlemlediğim sorun şuydu; elimizdeki bu akıllı cihazlar, tabletler falan inanılmaz uyarıcılar. devamlı bir yerlerden bildirim gelirken bir kitap okumaya odaklanmak imkansız oluyor.

    diğer taraftan izlemenin rahatlığı da kitap okumaya üşendiriyor zaman zaman. izleyecek o kadar fazla içerik var ki, netflix, puhu, youtube falan derken zaten zaman geçip gidiyor. ekranın karşısında iki duyu organınla da takip edebildiğin bir şey daha kolay geliyor insana.

    ben bir süredir okuyamıyordum. daha doğrusu başlayıp devamını getirmekte zorlanıyordum ve bu beni uyuz ediyordu. bir kitaba başlayınca ille bitirmek isterim çünkü. böyle böyle derken dizi, film, youtube içeriklerine de kaptırınca iki sayfa okuyup bıraktığım kitaplar çoğaldı 1 senede doğru düzgün kitap bitiremedim. almaya da devam ettim ama.

    sonunda durum canımı sıkmaya başlayınca youtube manyağı bir mankafaya dönüşmemek için kendimce çözümler üretmeye başladım.

    ilk olarak öykü kitaplarına ağırlık verdim. bir öyküyü başlayıp bitirebilmek haz ve şevk veriyordu çünkü. gece yatmadan evvel öykü okumaya başladım. her gece okuduğum sayfa sayısı artmaya başladı farketmeden.

    sonra akşam boş vakitlerimde devam ettim öykülere. elim telefondan kitaba alışmaya başlıyordu yine. odaklanabiliyordum ufaktan. sonra ince romanlara geçtim. arkasından sürükleyici bir gerilim kitabına başladım. arkasından patlattım nefes kesici bir bilimkurgu. zaten sürükleyici kitapları elinden bırakamıyor insan. beyin yeniden alışıyor bu süreçte düzenli kitap okuma sürecine.

    çantama ve arabaya da attım bir kitap. tek başıma gezmeye çıktığımda bir kahve falan içerken okumayı da severim çünkü. her molada telefon yerine kitabıma uzandım.

    ve derken hani nasıl diyeyim o beynimdeki kitap okumayı engelleyen tıkaç açıldı sanki. şimdi eski tempomda her türden kitaplarıma geri döndüm. o kadar mutluyum ki. inanılmaz özlemişim kitapların dünyasını. baya çocuğa kitap okuma alışkanlığı kazandırır gibi kendimi baştan eğittim.

    naçizane tavsiyem okuyamamaktan şikayet ettiğiniz dönemlerde, okumak için ağır konulu kitaplar seçmemeniz. zihin odaklanmayı var gücüyle reddederken daha da fazlasına zorlamak boşa.
    kısa, kafa dağıtan, sürükleyen şeylere kaptırın kendinizi ilk etapta. zihniniz odaklanma alışkanlığını yeniden kazandığı an zaten istediğiniz kitabı okursunuz yine.
  • çocuk parkına bakan apartman dairesinde yaşıyorsanız yazın başınıza gelmesi muhtemel olay. o değilde yazın başında ka mil leerr diye bağıran kulak siken bi' bebe vardı o aklıma geldi. uzun zamandır ortada yok sanırım biri dayanamayıp boğdu onu. pek üzüldüm diyemeyeceğim sözlük.

    ayrıca aşırı yüksek sesle boktan pop şarkıları söyleyen komşu kızıda aynı şekilde hem kitap okumaktan hem hayattan soğutur. gerçi ondanda uzun zamandır ses çıkmıyor. bence biri ona sesini kaydedip dinletti ve yaptığı korkunç hatadan vazgeçirdi.
  • uzun zamandir akademik hayattaysaniz da olusabilecek beceri kaybi. daha kitabin ilk sayfasinda baslayan bi ozet gec lan pic ruh hali, argumani yakalama cabalari, her fikri elestirme, her kelime secimine burun kivirma egilimi, yarina kadar biter mi hesaplari... derken kitap pic olur gider. lan bi sakin.