şükela:  tümü | bugün
  • kitap, direkt olarak insan hayatını değiştirebilecek bir şey değil elbette. ancak çok kolay ve hızlı bir şekilde hayata bakış açınızı değiştirebilir; ki bu da hayatınızı değiştirebilmeniz adına en büyük destekçiniz, en geçerli sebebinizdir.

    edit: jiesheshuai uyarısı ile imla
  • değişti lan. vallahi de değişti billahi de değişti.

    defalarca kez okudunuz çocukluğuma dair anıları. artık çoğu kişi benim hayat hikâyemi biliyor neredeyse ama bir de bu bağlamda yazacağım çünkü bu başlık çok rezil bir başlık.

    ilkokula başlamadan önce okuma yazmayı biliyordum ben. annem öğretmişti. kırmızı - mavi çizgili güzel yazı defteri vardı hani. ha işte bizde yoktu ondan. bir ajandaya yaza yaza öğrendim ben yazı yazmayı. belki de bu sebepten yazım pek güzel değil şu anda.

    bir yandan da okumayı söküyordum doğal olarak. yaşım altı! annem; başımı okşuyor, sarılıyor, sürekli aynı sözü tekrarlıyordu:

    " ne olursa olsun seni okutacağız! "

    sonra kitaplarla tanıştım. hayatımın en özel kitabı ve muhakkak her çocuğa okutulması gereken la fontaine'den masallar.
    hepiniz biliyorsunuzdur bu fablları. gece olunca kendi yaptığım el fenerinin ya da mumun ışığında okurdum kitabımı. hele ertesi sabah okul yoksa değmeyin keyfime.

    meselâ bir hikâyede yaralı annesi için yiyecek bulmaya çıkan yavru bir aslan vardı.

    benim 8 -9 yaşında su satarak iş hayatına girmeme sebep olan hikâye!

    sonra bir adamla daha tanıştım: jules verne!

    çocukken bu adamın kitaplarını okurken aldığım keyfi tarif bile edemem şimdi. fakat çoğunuz tatmışsınızdır eminim bu hissi.

    sonra bir gün elinde ansiklopedilerle geldi babam. çöpe gitmekten kurtarmış onları.
    her akşam okumaya başladım, uyumak bile istemiyordum.

    artık kitaplar öyle yer etmişti ki hayatımda bu kitap okuma alışkanlığımın beni ben yapan bir alışkanlık olduğunu çok sonradan fark edecektim.

    önce şiirler yazmaya başladım. sonra ismet özel başlığında anlattığım o vahim ama şimdi düşününce iyi ki yaşanmış dediğim olay yaşandı.

    okumayanlar belki okurlar sonra:

    ismet özel ve ben

    kitap okumak bana ne kazandırdı biliyor musunuz?
    bir sürü öğretmen bir sürü arkadaş kazandırdı.

    " bu akşam da ödevlerimi yapmayayım ya! " demedim hiçbir zaman. çünkü ağustos böceğinin sonunu görmüştüm.

    bir kere de ben babamın cebinden para yürüteyim diyemedim hiçbir zaman. çünkü hırsızlığın ne denli kötü bir alışkanlık olduğunu kitaplarda çoktan görmüştüm.

    çocuktum!
    hâyâl ile gerçeğin iç içe geçtiği en güzel çağlarımdaydım.
    ben kitaplara inanmayı seçtim. gerçek hayatımda gördüğüm insanların çoğu belliydi ki sonu mutlu biten masallara ait değillerdi.

    şimdi edebiyat öğretmeniyim. öğrencilerimin hepsinin hayatını iyi yönde değiştirmek için olmam gerekeni oldum. kitap oldum.

    biraz hava atacağım burada. özellikle kendi sınıfımdaki öğrenciler kitap kurdu olmuş durumdalar. bu bir dokunuştur!

    seni örnek alan, ders boyunca ağzının içine bakan onlarca çocuk, genç... ağzından çıkan her kitabı not alıp onu okuyan, onlar hakkında kendi aralarında tartışan, yaşıtları kıytırık işler peşinde iken kendileri geleceklerini şimdiden kurmaya çalışan onlarca " insan! "

    anneme her zaman derim:

    " sen benim değil; belki binlerce çocuğun hayatını güzelleştirdin bana okumayı sevdirerek " diye.

    kitap okumak, benim hayatımı değiştirdi sizleri bilmem.
    lâkin şuna eminim: okuduğu kitaplardan ders çıkarıp, bilgi birikimi edinip bunu hayatına uygulayan hiçbir insan aynı hayatı yaşamaya devam edemez.

    kitaplara güvenin.
  • hayattan anladığı sadece çok paralar kazanmak olan arkadaşlara tabi değişiklik yapmaz. siz sosyal mecrada bilgiden uzak, sadece dakikalık şebeklikler veya taklitler ile bir yere gelmeye debelenirken, okuyan adamın vizyonu, algısı değişir. sen 1milyon kazansan sığlığından ve açlığından neden 2 milyon değil diye depresyona girerken okuyan adam büyüyen ağaçtan zevk alır, mevsimlerin döngüsünden, evine giderken aldığı 1 kilo armuttan bile zevk alır...

    kitabın kendisi hayatı değiştirmez ama okuyana hayatı değiştirebilecek gücü ve vizyonu verir.
  • jules verne'i okumamış hatta adını bile duymamış olabilecek şuur düşmanı açıklamadır.

    kitap okuyun bakın nasıl değişecek o hayatınız. bilgi olmadan mars seyahatinden filan bahsediliyor, bilgi romantizmmiş.

    işte bunlar hep bilgisayar oyunlarıyla başlayan, şuursuzluk bilincine ulaştırmada faydası olan fb, instagram. hadi bir araştırmadan şuursuzca sosyal medyadan para kazansanıza.

    önce elinize birkaç kitap alıp okumayı deneyin telefon elinize yapışık biliyorum zor olacak ama; bakın nasıl bir sessizlik geliyor üzerinize ne kadar az şey biliyormuşum ben diye. kitap okuyunca senin bakış açın değişecek, bu da seni ve kararlarını, yönelimlerini...

    siz seyretmiyorsunuz, hipnotize oluyorsunuz demek etrafta olaylarına karşı. sakın karşıma çıkmayın!
  • 1) mars'a seyahat planlayan adamların bir tanesinin okuduğu kitap sayısını bizde 8-10 kişi okumamıştır.

    2) "ama onlar mühendislik kitabı, edebiyatla ne alakası var" diye düşünülebilir, böyle bir durumda da bilim-hayal-sanat arasındaki bağlantıyı anlamak gerekir. bilim, hayalden doğar, gerçeğe dönüşen hayaller de en sanatsal şekilde ifade edilebilenlerdir, zira sanat bir ifade biçimidir.

    3) "okuma" eylemi zaten başlı başına dönemsel değişimden nasibini alıyor. hikayelerin içerikleri değişiyor, yazma biçimleri, yazılı kaynaklar ve "ürün türleri". yazarlar ve içerikler de haliyle değişiyor zaten.
    ancak bu "değişimin" farkına varabilmek, onu algılayabilmek ve "bir sonraki dönüşümün rüzgar yönünü tespit edebilmek" için nereden geldiğimizi bilmek adına hem bugünü hem de dünü okumak gerekiyor.

    zira, nereden geldiğini bileceksin,
    nerede olduğunu göreceksin,
    nereye gidebileceğine dair hayal kurabileceksin,
    ki sen de jüpiter'e yolculuğun ilk adımlarını atabilesin.

    çünkü o ilk adım, hayaldir.
  • “elin adamı mars'a seyahat planlıyorken bizde hala edebiyat ve felsefe tartışılıyorsa herkes şapkasını önüne koyup düşünecek.”

    yazarın başka bir ülkeden bahsettiğini düşünüyorum. zira bizim ülkemizde şu an erkekle kadının el ele tutuşmasının ateş tutmaktan daha korkunç olduğu tartışılıyor.
  • maksim gorki mücadele etmeyi ve hayallerimin peşinden koşmayı,
    fyodor mihailoviç dostoyevski insanların ne kadar alçalabileceğini,
    lev nikolayeviç tolstoy aşkın delilik olduğunu,
    denis diderot sayesinde din sömürüsünü,
    sigmund freud, noam chomsky, arthur schopenhauer ile din yanılgısını,
    emile zola toplumun kokuşmuşluğunu,
    aleksandr puşkin, marquis de sade, vladimir nabokov anormal olmadığımı,
    paulo coelho, irvin d. yalom deprsyondan çıkmayı,
    milan kundera varoluş kaygısını,
    charles baudelaire, fuzuli, ece ayhan, atilla ilhan, necati bey, mihri hatun aşkı,
    nedim, charles bukowski, arthur rimbaud serseriliği,
    virginia woolf, sylvia plath deliliği öğretti.
    yüzlerce bilim insanının gecesini gündüzüne katarak yazdıkları kitaplar, makaleler sayesinde medeniyete ulaştık.
    eğer kitaplar olmasaydı ya şimdiye kadar intihar edip ölmüştüm ya da boktan bir şehide boktan bir hayat yaşamaya mahkumdum.
    benim değişti ve bu değişim okuduğum sürece devam edecek.
    isteyen nöronlarını kullanmadan ölebilir ama bana anamdan babamdan çok emeği geçen yazarlara, kitaplara laf edemez.
  • hayatın değişmez zaten sen değişirsin.
  • "sonuç ne: koskocaman bir sıfır. anca böyle entelektüellik tripleri falan. vıcık vıcık bir romantizm. "

    mallık para ile değil. kibar konuşayım diyorum ama konuşamıyorum ya. nietzscheler, tanpınarlar derken dağarcığın çok dar olduğu ve sadece isimlerden ibaret olduğu belli zaten. kafada yerleri oturmamış, öylece uçuşuyor isimler.

    kocaman bir 0 olan sonuç nedir bu çök önemli. arkadaş umarım bunu da tanımlar. mesela 0 yerine ne olabilirdi? bir roket mi, kansere çare mi?
    bence 0 olmayan şey şu olabilir: bir kız çocuğuna ne kadar baskı yaparsan o kadar yanlış yollara sapar, erkek çocuğuna ne kadar özgüven verirsen o kadar cesaretlenip akılalmadık cinayetler işler, çünkü genlerinde vahşilik, alfa olma takıntısı vardır ve epigenetik vasıtasıyla harekete geçirilen bu genler katil olmaya kadar götürür insanı.

    mesela bunu kitaplardan öğrenmenin dört yolu vardır: akademik kitaplar, romanlar, felsefi kitaplar. dördüncüsü de yaşayarak öğrenmek
    hangi yoldan gideceğin sana kalmış.

    erkek çocuğuna, özgüveninin yanlış olduğunu anlatmanın yolu kitaplar da olabilir yaşamın kendisi de. yaşamın kendisi, öğrenmesi için çok geç olabilir.

    milyonlarca örnek verilebilir.

    mesela tanpınarlar havada uçuşurken ıtri'nin adını duyup ıtri dinlemeye başlayan biri çok kıymetlidir. başka türlü nerede duyabilirdi bilemem. ha ıtriyi duyup dinlemek yine entelektüel mastrübasyon diyebilirsin. o zaman ben sana yine mal derim. çünkü, kalitesiz müzikten, köksüz özentilerden kurtulmanın en iyi yolu kaliteli müziği yabancılara özenmeden dinlemektir. pop kültürünün zincirlerinden kurtulmanın, ruhunu dinlendirmenin en iyi yolu budur.
    ruh dinlendirmeye de boş romantizm diyeceksin.
    çünkü çomarsın mübarek. bir kez olsun ruhunu dinlemeyi deneyip nasıl bir şey olduğunu tatmamışsın ki...

    sana diyecek çok bir şey yok.

    şimdi bir de şey diyebilirsin, madem o kadar okudum ettim diyorsun neden "çomar, çomar" diyip duruyorsun, neden düzgün kelime seçmiyorsun diye. onu da hayattan öğrendim mübarek, sizle çok uğraştık da bi bok olmuyor. size bu müstehak.
  • kitap okumak hayatı direkt olarak değiştirmez, hayata bakış açını değiştirir. bakış açısı değişen biri hayatını da değiştirebilir. yani dolaylı yollarla, kitap okumak hayatı değiştirebilir.

    ama sen okusan da bi cacık olmaz senden.