şükela:  tümü | bugün
  • yalnızca kurgu okuyorsanız ve onda da kapılmaya fazlasıyla hevesliyseniz bile önceki entryde söylendiği gibi "gerçekliğin dışına" sürüklenmezsiniz, çok okuduğunuz için olmuyor o gerçekliğin dışına sürüklenmek. keşke olsa, tercih ederdim. çok okumanın kıstasını da bilmiyorum cidden, ben hep yeterince okuyamadığımdan yakınıyorum. bir gereklilik gibi hiç görmedim, başkaları da o kısmı yanlış anlıyor gibi geliyor. "bitirmeliyim, bunu da okumalıyım, bilmeliyim, okumak beni ileri taşır, falan filan." okumak sizi bir yere taşımayıversin, taşıyorsa da bir şeye böyle hırslı bir amaç yüklemeyiverin. edebiyat sınavına girmeyeceksiniz nihayetinde.

    başlığa dair söyleyebileceğim tek şey, hiç kitap almayacağımı söylediğim ayda, 20-30 kitap daha alıyorum. kitaplarımı kaydederken hesapladım, dört senede yaklaşık dört bin kitap almışım. kitaplık almam gerektiğinde hesaplamayı şöyle yapıyorum: "200 lira... 200 liraya direkt yayınevinden yaklaşık 20 kitap alabilirim gerçi ama..." biri bir şeylere, bir özel güne ayırdığı parayı söylediğinde kaç kitap edeceğini hesaplıyorum. "bir düğüne 20 bin lira mı harcadın? niye evlendin ki zaten? o paraya şu kadar kitap alırdın." gibi. parayla ilişkim tamamen kitaplar üzerine. sonuç olarak, evet, bence de bu bir hastalık. aldığım hızda okuyamıyorum, okumak da istemezdim. ama şu yeni çıkmış, aa bu alanda yoktu çok kitap, çağdaş dünya edebiyatı, iyi öykücü, henüz okumadığım, çocuk edebiyatı, çok sevdiğim yayınevi derken böyle böyle delirdim.
  • ota boka hastalık demeyeyim ama bende de var olan durum. aslında sorun kitap alış hızım ile kitap okuma hızımın senkronunun tutmaması. özellikle yoğun çalışma dönemlerinde (ki yaz aylarına denk geliyor) kitap okuma hızı düşüyor. bu dönemlerde internetten toplu kitap alımı yapmamaya çalışarak durumu biraz kurtarıyorum. fakat kışın nispeten daha az dönemde okuma hızım pik seviyelere yaklaşırken gaza geliyorum ve koli koli kitap doluyor eve.
    sonra o kitapların bir kısmı okunmadan yeni kitaplar...

    hastalıksa da kurtulmaya çalışmadığım tek hastalık bu olacak sanırım. bak şimdi aklıma yine kitap almak düştü...
  • faydalı hastalıktır. fayda arayana fayda, zarar arayana zarar verir cebinden para çıkararak.

    evet okuma hızımdan daha çok kitap alıyorum. kitapçı gezmek hobi gibi bir şey benim için. okumak isteyeceğim kitabı görüce alıyorum, elbet okunacak çünkü. kötü günler için rezerv olarak düşünün.
  • alışveriş hastalığına tekabül eden bir tür davranışsal bağımlılık olduğunu zannediyorum.
    bütçenizi zorlamadığınız sürece mahsuru olmaz. tabi siz yine de işe yaramaz kağıt tomarlarına para ödemeyin, seçici olun.
  • tam da bu başlıkta yazılanları okuyunca hemen üstte "idefix bahar kampanyası" reklamının çıkması. (bkz: zamanlama manidar)
  • 4 yaşındaki oğlumda var bundan . her kitap gördüğünde market kırtasiye kitapçı illa alalım diye tutturur. sonra gerçekten okuyormuş gibi açıp anlatır. iyi bir şey . kitap al diye tutturan 4 yaş çocuğu daha da iyi bir şey .
  • nihayetinde sahaf aracılığı ile kamulaşacak yatırım yapmaktır.

    bir tedavi önerisi, "almalıyım" denilen kitabın hemen satın alınmak yerine "ileride alırım" denilerek bir bloknota kaydedilmesi olabilir. hain bir çözüm ise benzer ilgi alanı ile birlikte böyle hastalığı olan arkadaşınızı yeni çıkan kitaplardan haberdar etmektir; akabinde otlanılır.
  • bende de var bu. ama bunun faydalı bir hastalık olduğunu düşünmüyorum.

    her daim aklımda okumak istediğim kitaplar var. fakat okuma hızım bunlara yetişemiyor. kitaplığımdaki okunmamış kitaplar üstüme üstüme geliyor. geçen sene pek çoğunu elden çıkardım ama yetmedi. yeniden böyle bir temizliğe ihtiyacım var zira kitapların beni bu kadar darlayacağına inanmazdım.

    sanırım şöyle oluyor: bir kitap alıyorsun ve onu aldıktan yakın bir zaman sonra okumazsan beynin onu okumuşsun gibi algılıyor ve hevesin kaçıyor. en azından bende pek çok kitap için durum bu.
  • kitap satın alıp onları okumama durumudur.
    okumaktan ziyade;
    koleksiyonculuk denilebilir.
    insanın en büyük hastalığı bu olsun.
  • tartışmasız benim ofiste olan ruh hastası kızdır, rivayete göre evinde kütüphane açacak kadar kitabı varmış ama ne yazık ki kendini geliştiremeyen öküzün kız kardeşidir. nezaket, hoşgörü sıfırın altında olan kişidir, ardından insanın aklına hemen şu atasözü geliyor "okumak cehaleti alır, eşeklik baki kalır" atalarımıza rahmet okunan durumdur