şükela:  tümü | bugün
  • okuyup beğendiği bir kitabı önermek isteyen yahut bir konu hakkında öneri almak isteyen yazarlara yönelik başlıktır.
  • alper canıgüz - oğullar ve rencide ruhlar.

    “beş yaş insanın en olgun çağıdır; sonra çürüme başlar."
  • ursula k. le guin'den mülksüzler*. okuyan bir pişman okumayan bin. siz yine de alın okuyun. ruhunuz kitap görsün.
  • --- spoiler ---

    bugün bi' kitap aldım. bi' solukta okudum, bitti. sonunda insanlar cinlerden ve insanlardan, insanların kalplerine vesvese veren sinsi vesvesecinin şerrinden allaha sığınarak kurtuluyor.
    --- spoiler ---

    çok heyecanlıydı. kan gövdeyi götürdü. tavsiye ediyorum. puan: 10/10
  • polisiye sevenler için la ligne noire'yi önerebilirim. siyah kan diye türkçe'ye çevirilmiş.

    ayrıca ilk melissa p bakınızı verene vazelin benden hediye.
  • son derece gereksizdir.

    kitap, bir fikir ürünüdür. fikir ürünleri ise tavsiye edilecek şeyler değildir. zira her fikir başka başkadır. bir kitaptan benim anladığımla senin anlayacağın bir değildir ve asla bir olmayacaktır. yazarın anlatmak istediği ise ne senin anladığınla, ne de benim anlayabildiğimle ilişkilidir. yani her okuyan farklı okur, her yazan farklı yazar, her basan farklı basar, her çeviren farklı çevirir falan ve filan...
  • tutunamayanlar oğuz atay
    aylak adam yusuf atilgan
    kürk mantolu madonna sabahattin ali
    kardesimin hikayesi zülfü livaneli
    lâ nazan bekiroğlu
    serenad zülfü livaneli
    ruhi mucerret murat menteş
  • bir "tavsiye edilen kitabı nerede bulabilirim" değildir.

    internetteki libgen info gibi siteler sağ olsun, kitaplara ulaşmamızı kolaylaştırıyorlar, ancak her kitabı pdf olarak bulamıyoruz. ki bazılarımız da pdf'den okumaya alışık değil, sevmiyor, illa ki "kitap kokusu" sevicisi olduğundan, elinde tutmak, okşamak, ona küçük süprizler yapmak istiyor.
    ancak büyük yayınevlerinden çıkmamış, potansiyel bir "çok satan" da değilse, aradığınız kitabı bulmanız zor olabiliyor. mesela, teneke trampet. günter grass gibi nobel almış bir yazarın merak ettiğim bu kitabını 6 ay sonunda bir sahafta bulabilmiştim. ki, aktif olarak kütüphaneye kullanan da biriyim. ayrıca kütüphaneler çok şahane. her kitabı evde, kütüphanemizde tutmamız gerekmediğinden, sadece okuyup geri verebilmek kadar hafif bir şey yok.

    genel kültür veya araştırma derseniz orhan koloğlu'nun türkiye karikatür tarihi'ni bir arayın derim. bende fotokopi olarak bir nüshası var. bir sahafta bulmuştum. adam, "bu benim kitabım" diyerek satmadı.

    bir kitabı merak edip almak istediğimde, öncelikle piyasada var mı, yani kitapçı jargonuyla konuşursak, "baskısı var mı" diye bakıyorum. baskısı varsa, yolumun üzerindeki kitapçı hangisiyse, ona telefon edip, stoklarında olup olmadığını soruyorum. stoklarında yoksa, sipariş vermelerini rica ediyorum. sipariş mağazaya ulaştıktan sonra, satın alıp, kitabın sırtını filan okşuyorum.
    kitabın piyasada baskısı yoksa, nadir kitaptan aratıyorum. internetten alışveriş yapmadığım için, o kitabı da çok istiyorsam, hangi sahafta satılıyorsa, ondan gidip alıyorum.

    yalnız, kitapçılar giderek azalıyor. sahaflar, birinci el fiyatı gibi fiyat veriyor. kelepir kitap bulmak zorlaşıyor. bunun için, mahalle aralarında eski veya spot eşya satan dükkanlara dikkat edin derim. onlar 2-3 liraya ellerindeki kitapları satarlar. zaten en iyi kitap satıcısı da kitabın değerini bilmeyen satıcıdır.

    neyse işte, kitap tavsiye edilmesi her zaman gerekli bir şey değil. çünkü;

    1) bir kitabı okudum, çok beğendim. herkes de okuyup çok beğensin istiyorum. bu biraz faşizan bir tavır gibi geliyor bana. yani ben beğendim diye herkes beğenmek zorunda değil.

    2) madem kitabı beğendin, o zaman kitabın neresinden, nasıl etkilendiğini anlat. romansa, olay örgüsü mü, karakter tahlilleri mi; araştırmaysa, öğrendiğin bilgiler mi, her neyse artık, onlardan bahset. merak edersem ben de ooo kitap alırım bi dal, derim.

    3) sözlükte kitap tavsiye etmek yerine, daha etkili bir yol olarak, beğendiğiniz kitap hakkında bir entry yazmanın daha işlevsel olduğunu düşünüyorum. hem kültür sanat başlığının içeriği artar, hem de zaman içerisinde o kitap hakkında subjektif de olsa, bir yorum havuzu oluşur.

    entryyi sonlandırırken, taksim, kadıköy, beşiktaş gibi semtlerdeki kitapçıların kapandığını görmekten üzüldüğümü de araya sıkıştırmak istiyorum.
    en son şahit olduğum, kadıköy'deki penguen'in kapanıp yerine kozmetikçi gratis'in açılmış olması. işte bunlar da hep hayata dair iç burkan detaylar.
  • dili ingilizce olsun mümkünse orjinal dilinde olsun roman olmasın - suç ve cezayı okudum evet - sosyal bilimlere ait herşey olur . olur yani
  • (bkz: bay pipo) soner yalçın imzalı, hiram abas'ın hayatını yakın türkiye tarihi ile harmanlamış tek solukta bitirilebilir.