şükela:  tümü | bugün
  • eğer çalıştığınız yer pandora, khalkedon gibi harbiden kitapçılık yapan bir müessese ise müthiş bir kütüphane oluşturma ve gerçekten kitap okuyan insanlarla tanışma şansınız vardır...
  • you ve got mail filmindeki gibi romantik bişeyler yaşayabilme olasılığı
  • çalıştığınız yer robinson crusoe 389 ise 389un robinson'un ölüm yılı olmadığını birçok defalar söylemek zorunda da kalabilirsiniz, ayrıca atatürk isminin bilumum değişik dillerde söylenişine tanık olur bir süre sonra ne demeye çalıştıklarını anlarsınız* ya da robin hood kitapçısı mı bura denilince kibarca gülümsersiniz, ve hatta telefonla size bir sürü saçma şey soran müşteriden sonra karşınızdaki müşteriye alo diyebilirsiniz birden* fevkaladedirr.. dedim ya iyi kitapçıda çalışmak ve birde benim gibi ordaki kitapları benim kitaplarım diye adlandırırsanız, mesela ben ayrırken pek üzüldüm onları bıraktığıma* baktığımda neyin satıldığını anlayabilecek kadar çok severdim o sırayı.. güzel şey kitapçılar
  • okuma alışkanlığı oranı malumumuz fakir olan ülkemizde yapılıyorsa bu ve bağlantılı nedenlerden dolayı makul bir gelir elde edebileceğiniz pek az yoldan biri olan; istifa edilerek ... (kuvvetle muhtemel) gastronomi sektörüne geçişle sonuçlanacak olan eylem. (okuyan bir garson olursunuz mesela...)
  • buyuksehirde okuyan universite ogrencisi icin bence en guzel para kazanma yoludur.
    tarafimca artilari soyledir:

    dersler icin (ozellikle bilisim sektorunde ogrenim gorenler) bedava kaynak.
    cevre edinme imkani. (diger yari-zamanli islere oranla daha fazla ve bilincli insanlardan olusan bir cevre.)
    bas agritmayan mesai saatleri. genel olarak mesai saatleri icersinde koli felan tasimiyorsaniz kitap okuyarak gecer. huzur.
  • kitaplar hakkında bilgi sahibi olmak ve kitap almaya gelen kişilerle kitapları tartışmaktır.
  • garip ama hatırladıkça kahkaha attıran anılar da kazandırır.

    bir dönem kitapçıda çalışırken gayet normal görünümlü bir dayı yanıma gelip "sizde hiç komplo teorileri üzerine kitap var mı?" diye sorup, benim de bir kaç kitap göstermemin üzerine "benim işim patriot füzeleri, anladın mı? patriot. işim bu benim." diyip deli gülüşünün ardından hızlıca dükkanı terk etmişti.

    gene bir gün rafların yanında dikiliyorum, elemanın biri yavaşça yanıma sokuldu. "abi" dedi, "sizde korsan kitap da var mı?" ben de işi piçliğe vuracağım ya "var ama parolayı söylemen lazım." dedim. eleman şaşırmış bir halde "parola mı? öğrenip gelirim." diye çıkıp gitmişti dükkandan. bu da böyle bir anımdır.
  • lefkoşa'da ışık kitabevi'nde başlamışsanız eğer kahve tiryakisi olmanız muhtemel bir uğraştır.
  • 14 ay boyunca yaptığım şey. iyi bir kitapçıdaysanız güzeldir. insanlar oradaki kitapların hepsini okuduğunuzu falan düşünür bazen. üç beşini okusanız bile kitapların geneli hakkında gayet iyi fikir sahibi olursunuz. yazar ve kitap eşleştirmesini anında yapabilirsiniz. hatta bi süre sonra "ben bi kitap arıyorum." diyen müşteriye direkt "bunu mu?" diye sorup hem karizmanızı tavan yaparsınız, hem müşterinizi dumur edersiniz. müşterileriniz - kırtasiye ağırlıklı bir dükkanda değilseniz - kaliteli insanlar olur. en azından ortalama bazında... ağır işler yapabilirsiniz, kitap taşımak, toptancıdan gelen kolileri açıp fiyatlamak falan... ama koymaz bunlar. bir insana kitap tavsiye edip, okumasını sağlamak kadar rahatlatıcı bir duyguya sahip olduğunuz için koymaz. iyi patronlar tabii...
  • kitapci benimse cok güzel bir istir.

    kahve icmek icin de bir kac masasi varsa kitapcinin, dünyanin en güzel isi halini alir herhalde.