şükela:  tümü | bugün
116 entry daha
  • ayni his filmler , muzik ve sanatla ilgili her sey icin de gecerlidir.
  • ya iyi ki hortlamis boyle bir baslik, hep hissettigim ancak kelimelere dokemedigim, kesin vardir diye basligini da acmadigim histir kendisi.

    boyle o raflar bazen ustume ustume gelir, ''ay!'' derim, ''sadece su ana dek yazilmislari, klasikleri bile okumaya adasam omrumu, mesai yapar gibi kitap okusam yine bitmeyecek!!''

    aynisi sanatla ilgili cok sey icin gecerli, ama muzik ve filmleri bitiremeyecek olmak daha cok kabullendigim bir sey, bu anksiyeteye sebep olmuyor.

    o yuzden okudugum kitabi sevmezsem asiri uyuz oluyorum, hem birakamiyorum hem de zaman kaybi, boyle kisitli bir parametreyken hem de.

    ve tabi (bkz: allah baska dert vermesin), ama asla ve asla (bkz: derdini sikeyim) degil.
  • anksiyete düzeyi düşün ve düşlemselde contextde nitel ve nicele duyulan kaygı ile ters orantılıdır. rafine bilgiye ulaşımın zorluğu ve aslında orada bulunan binlerce çöpün varlığı/varsızlığı ancak bir cahili korkutabilir. şüphesiz ki onlar bilmedikleri her şeyden korkar, kaygı duymaz mıydı? şems i tebrizi o kitapları boşa mı fırlatıp attı?
  • öyle bir anksiyetedir ki bazı bünyelerde hiç yer almaz...

    ö.b.- kitap okumuyorum çünkü kurgular.
    ben - hö?
    ö.b.- kurgu işte bu yüzden okumuyorum.
    ben - star wars seviyorsun o kurgu değil mi? hebe hübe anlamadım ben. otobiyografi oku ay anlamadım...
  • şimdi bile içime koca koca filler oturtan anksiyete. ki ben zaten bünyede her bokun püsürün aksiyetesini taşıma gücüne sahibim.

    hayatım, okuyamayacağım kitaplara, izleyemeyeceğim filmlere, dinleyemeceğim şarkılara ya da gidemeyeceğim yerlere üzülmekle geçiyor. hepsi ne büyük kayıp.

    bazen tv'de saçma sapan bir programa dalıyorum ya da bizzat ekşide saçma salak şeyleri oku oku bitiremiyorum ve sonra bir pişmanlık çöküyor.
    zamanı boşa geçiriyoruz gençler.
    şu manasız entryi yazarken bile kaybediyorum zamanı. yazık.
5 entry daha