şükela:  tümü | bugün
  • hissedildiği takdirde pucca ve kişisel gelişim standından uzaklaşıp psikoloji standına doğru yol alınması gereken anksiyetedir. o olmadı türkçe sözlükler var.

    anksiyete bir his değil. psikonöretik bir bozukluk. hissedilmez.
  • ayni his filmler , muzik ve sanatla ilgili her sey icin de gecerlidir.
  • ya iyi ki hortlamis boyle bir baslik, hep hissettigim ancak kelimelere dokemedigim, kesin vardir diye basligini da acmadigim histir kendisi.

    boyle o raflar bazen ustume ustume gelir, ''ay!'' derim, ''sadece su ana dek yazilmislari, klasikleri bile okumaya adasam omrumu, mesai yapar gibi kitap okusam yine bitmeyecek!!''

    aynisi sanatla ilgili cok sey icin gecerli, ama muzik ve filmleri bitiremeyecek olmak daha cok kabullendigim bir sey, bu anksiyeteye sebep olmuyor.

    o yuzden okudugum kitabi sevmezsem asiri uyuz oluyorum, hem birakamiyorum hem de zaman kaybi, boyle kisitli bir parametreyken hem de.

    ve tabi (bkz: allah baska dert vermesin), ama asla ve asla (bkz: derdini sikeyim) degil.
  • anksiyete düzeyi düşün ve düşlemselde contextde nitel ve nicele duyulan kaygı ile ters orantılıdır. rafine bilgiye ulaşımın zorluğu ve aslında orada bulunan binlerce çöpün varlığı/varsızlığı ancak bir cahili korkutabilir. şüphesiz ki onlar bilmedikleri her şeyden korkar, kaygı duymaz mıydı? şems i tebrizi o kitapları boşa mı fırlatıp attı?
  • şimdi bile içime koca koca filler oturtan anksiyete. ki ben zaten bünyede her bokun püsürün aksiyetesini taşıma gücüne sahibim.

    hayatım, okuyamayacağım kitaplara, izleyemeyeceğim filmlere, dinleyemeceğim şarkılara ya da gidemeyeceğim yerlere üzülmekle geçiyor. hepsi ne büyük kayıp.

    bazen tv'de saçma sapan bir programa dalıyorum ya da bizzat ekşide saçma salak şeyleri oku oku bitiremiyorum ve sonra bir pişmanlık çöküyor.
    zamanı boşa geçiriyoruz gençler.
    şu manasız entryi yazarken bile kaybediyorum zamanı. yazık.
  • aynı zamanda "ya internet fiyatı daha düşükse?" kaygısıyla insana gerilim dolu anlar yaşatır.*
  • sadece kitapçıda değil internetten bir şeyler okurken bile hissettiğim kaygıdır. evet, boş kitaplar da var; ama okunmaya değer çok güzel kitaplar da var. sadece keşfettiklerimi bile okusam hesaplayan adamlara dönüyorum. ''haftada şu kadar okusam ayda şu kadar eder, yılda şu kadar.. bazı günler vakit ayıramayabilirsin, o zaman şöyle olsa imdatttt! '' bir de bunun internet versiyonu var. '' hımm, şu yazı güzele benziyor, şunu da sonra okurum. aaa bu site ne güzelmiş! bir ara mutlaka buraya bakayım, önce şunları bi' okuyayım.''

    film ve dizilere hiç girmedim bile. olur da yaşlanacak kadar yaşarsam umarım gözlerim iyi görür, algılarım açık olur. yoksa yetişmez. o değil de şu an bile okunmaya değer kitaplar yazılıyordur, yazılacak da. bilgi üretimi artıyor. hayır, her şeyi okuyayım kafasında da değilim; ama iş güç derken vakit daralıyor. param da yok ki sadece kendime çalışayım. dertlendim yine.
  • kitap okumayı gereksiz görenlerin anlayamayacağı anksiyete.
  • genellikle çok satanlar raflarında yer alan ve sadece ticari amaçla yazılmış kitaplardan üç beş sayfa karıştırarak üstesinden gelebileceğiniz anksiyetedir. ben her seferinde muhakkak bu tip tırt kitaplara da bakıyorum ve 'amk bu kitabı okusam ne olur okumasam ne olur' hissiyatıyla kendimi rahatlatıyorum.