şükela:  tümü | bugün
  • şimdi bile içime koca koca filler oturtan anksiyete. ki ben zaten bünyede her bokun püsürün aksiyetesini taşıma gücüne sahibim.

    hayatım, okuyamayacağım kitaplara, izleyemeyeceğim filmlere, dinleyemeceğim şarkılara ya da gidemeyeceğim yerlere üzülmekle geçiyor. hepsi ne büyük kayıp.

    bazen tv'de saçma sapan bir programa dalıyorum ya da bizzat ekşide saçma salak şeyleri oku oku bitiremiyorum ve sonra bir pişmanlık çöküyor.
    zamanı boşa geçiriyoruz gençler.
    şu manasız entryi yazarken bile kaybediyorum zamanı. yazık.
  • aynı zamanda "ya internet fiyatı daha düşükse?" kaygısıyla insana gerilim dolu anlar yaşatır.*
  • sadece kitapçıda değil internetten bir şeyler okurken bile hissettiğim kaygıdır. evet, boş kitaplar da var; ama okunmaya değer çok güzel kitaplar da var. sadece keşfettiklerimi bile okusam hesaplayan adamlara dönüyorum. ''haftada şu kadar okusam ayda şu kadar eder, yılda şu kadar.. bazı günler vakit ayıramayabilirsin, o zaman şöyle olsa imdatttt! '' bir de bunun internet versiyonu var. '' hımm, şu yazı güzele benziyor, şunu da sonra okurum. aaa bu site ne güzelmiş! bir ara mutlaka buraya bakayım, önce şunları bi' okuyayım.''

    film ve dizilere hiç girmedim bile. olur da yaşlanacak kadar yaşarsam umarım gözlerim iyi görür, algılarım açık olur. yoksa yetişmez. o değil de şu an bile okunmaya değer kitaplar yazılıyordur, yazılacak da. bilgi üretimi artıyor. hayır, her şeyi okuyayım kafasında da değilim; ama iş güç derken vakit daralıyor. param da yok ki sadece kendime çalışayım. dertlendim yine.
  • kitap okumayı gereksiz görenlerin anlayamayacağı anksiyete.
  • genellikle çok satanlar raflarında yer alan ve sadece ticari amaçla yazılmış kitaplardan üç beş sayfa karıştırarak üstesinden gelebileceğiniz anksiyetedir. ben her seferinde muhakkak bu tip tırt kitaplara da bakıyorum ve 'amk bu kitabı okusam ne olur okumasam ne olur' hissiyatıyla kendimi rahatlatıyorum.
  • çocukken hissettiğim bir duygu bu ama içinde ek olarak şu da vardı "bitmek bilmeyen bir öğrenme aşkı, sevinci, azmi" büyüdükçe niye her açıdan daha az oluyoruz bilemiyorum. ben çocukluğuma geri dönmeye karar verdim arkadaşlar özüm orada (bkz: return to innocence)
  • kitap satan sitelere tıklayamıyorum bu meret yüzünden. sırf arzu ettiğim felsefe ve tarih düzlemindeki kitaplar, şu ana kadar okuduğum toplam kitap sayısından 5 6 kat fazla. ve 8 aydır elimde dolaştırdığım bir kitap var iki sayfa okuyor bırakıyorum bekleyen kitaplarım da bir sürü... okulumu sevmiyorum ve bahane gösteriyorum kitap okumaya ama okul olmasa da kitap bitmeyecekti.

    geçen gün hayal ettim, kendi istediğim seviyeye geldiğimde çok yaşlanmış ve emekli olmuş olacağım. bundan elli yıl sonra sahil kasabasının birinde, ekmek dolabında size özlü söz söyleyen ve "buyur evladım sen al ben zaten tın tın yürüyorum kimse geç kaldığımı düşünmez eheheh" diyen beyaz saçlı ve seyrek uzunca sakallı dede ben olacağım. kim bilir belki o gün nietzsche'ler ve schopenhauer'ler bitmiş, türkiye'nin gezilesi yerlerini gezmiş, torun tombalağa karışmış ve çocuklarına demode gelen bir zavallı adam olacağım. amaan, sağlıklı olayım da :)
  • direkt karamsarlık sebebi.

    sadece kitapla sınırlı değildir bu his. bir çok şey için ömür hakikaten az görünüyor.

    misal 40 yaşındasınız ve 72 yaşında öleceksiniz. siz 32 yıl daha yaşarım diye bakmayın. o, ömrün brütü. düş uykuyu, gör bak neler olacak. ortalama 6,5 saatlik uykuyu baz alacak olursak ; geriye kalır yaklaşık 24 yıl. bunun en az 5 yılı da istemediğin insanlarla muhabbetle ya da hiç zevk almadığın işlerle, hastalıklarla falan geçse, net kalan 19 yıl.

    19 yıl, yani 1998'den beri geçen süre.

    19 yıla kaç kitap sığar ki?!
  • kitap fuarlarında ya da büyük kütüphanelerde kalpten götürür.
  • denizi bir testiye doksen ne alir? bir gunun kismetini. e buna da sukur demek lazim.