şükela:  tümü | bugün
  • yazar umberto eco ile sinemacı ve dramaturg jean-claude carrière’in sohbetiyle kitabın 5 bin yıllık tarihinde yolculuk...
    dün aldığım ve bir gecede bitirdiğim nefis kitap.can yayınlarından.iki kitapkurdu bibliyofilin tadına doyulmaz sohbetleri.
  • özellikle kitap koleksiyonu yapmak isteyen, benimde söyle 300-500 kitaplık bir kütüphanem olsaydı diyenler bu işe girişmeden önce okumalılar.
  • 'ilkel dediğimiz, değişmeyen dünyalarda, ihtiyarlar iktidar sahibidir, çünkü bilgi birikimini çocuklarına aktaran onlardır. dünya devamlı devrim halindeyken, elektroniği anne babalarına öğreten çocuklar oluyor. peki ya kendi çocukları, ne öğretecekler onlara?'' jean-claude carrière

    ''kitap tekerlek gibidir. bir kere icat ettikten sonra, daha ileri gidemezsiniz.''
    umberto eco
  • umberto eco ve jean-claude carrierenin söyleşinin jean-philippe de tonnac tafafınca yönlendirildiği ve türkçe'ye sosi dolanoğlu tarafınca çevrilerek can yayınlarınca basılan şahane kitap... içinde gerçekten çok güzel tespitler var. özellikle aptallığa övgü kısmı oldukça farklı bir bakış içeriyor.
  • kitaptan:
    "hatta bana öyle geliyor ki, çevreyle ilgili hiç de uydurma olmayan -tam tersine- tehlikeler zekâmızı bileyebilir ve bizi çok uzun süre ve çok derin uyumaktan kurtarabilir" jean-claude carriere
    "ateşi keşfetti, şehirler inşa etti, muhteşem şiirler yazdı, dünyaya çeşitli yorumlar getirdi, mitolojik imgeler icat etti vs. fakat aynı zamanda, hemcinslerine savaş açmaktan, yanılgıya düşmekten, çevresini yok etmekten vs. bir türlü vazgeçmedi." umberto eco
  • kitaplarla değişik düzeylerde ilgilenenlere aynı anda hitap eden çok keyifli bir söyleşi. ister biriktirin, ister okuyun, ister yayımlayın. özellikle de bu yükselen yeni medya karşısında kitabın yerini tarif etmeye çalıştığı için kıymetli. fakat bir yerden sonra insan bu söyleşi katılanların hayatlarına, zaman geçirme biçimlerine özenmenin ötesinde belki, içerlemeye başlıyor. ya da ben içerlemeye başladım diyeyim. umberto eco bir roman yazarından çıkıyor da kitap koleksiyonunun peşinde inanılmaz paralar harcayan, tuhaf işler yapan bir adam oluyor. sonuna geldiğimde kitabın artık biraz yabancılaşmıştım açıkçası. ama haklılar kitap tekerlek gibi, bir kez icat olunmuş, dahası olmaz.
  • bilginin, insanı oturduğu yerden kaldıran hayret-kıskançlık-mutluluk-kızgınlık-ilham ve daha nice dürtüye yol açabileceğine kanıt bu söyleşi, "kitap" üstüne düşünmek için abur cubur zevki ve hızında tüketilen bir nimet. carriére, bir yerde "kitap, insanların gözünden kaçan bir hakikati içerir, çünkü o bir kitaptır" dedikten sonra güzel bir l'örnekle devam ediyor: bir laurel-hardy filminde laurel, bir şey ileri sürer; hardy, laurel'in söylediği şeye şaşırır ve emin olup olmadığını sorar ona. laurel şu cevabı verir: "biliyorum, bir kitapta okudum."
    carriére, bu gerekçeyi bugün de hala yeterli bulduğunu söylüyor. kitaplarla bu haşır neşirlikte birinin bunu söyleyebilmesi, önce bir iyimserlik yayıyor insanın içine hafif hafif. sonra "hala böyle bakabiliyor muyuz bir kitaba?" / "bu çoklukta, bu gerekçeyi sahiden de yeterli bulabilir miyiz?" fısıldaşmaları psikopat gibi bakmaya başlıyor aynı içte o iyimserliğe. sonunda kazanan psikopat fısıltı oluyor elbette. zira, fısıldattırıyor işte: "kitaplardan kurtulabileceğinizi sanmayın" derkenki güven de, bugün bile bir kitabın sadece "kitap" olduğu için bir hakikatı içerdiğine duyulan inançtaki naifliğe mi sahip yoksa?
  • güncelliğini asla kaybetmeyen direniş söylemi. kitaptan kastın kağıt olmadığını anlamamakta inat eden muktedirlerce dönem dönem farklı versiyonları yaşanmakta. en günceli internet*.

    (bkz: fikirlere kurşun işlemez)
  • ilk fırsatta alacağım harika kitap