şükela:  tümü | bugün soru sor
  • gavin friday'in shag tobacco'sundan, özenle ve en lezetli içim için sarılmış bir sigaradır adeta . . . insan sözleri okuduğunda dinle(n)miş kadar oluyor diye kabul etmişimdir hep . . . kendi evinin evyesinde batanlara . . . ah yee, oh yeaah, ev yeahh . . .

    söz(leri) veriyorum:

    good morning america, you're my favorite t. v. show
    slow down now, i've a headache,
    sometimes it's hard to think,
    the phone rings how are you? oh! i'm not up to much
    you don't say, oh really! it'll end.... end in tears

    here i go again,
    all i have is what i might have been
    where's my long lost friends?
    somewhere over the rainbow

    when the dark clouds come,
    the angel valium* will call
    to take me far away,
    to a place where i don't have to feel

    i'm happy as i hoover, it's one o'clock, time for lunch
    marshmallows with coffee,
    can't forget my slimfast drink,
    the garden's depressing, i think i need a hair-do
    a gin and a tonic, ah! that should do the trick

    here i go again,
    all i have is what i might have been
    where's my long lost friends?
    somewhere over the rainbow

    when the dark clouds come,
    the angel valium will call
    to take me far away,
    to a place where i don't have to feel

    it's monday afternoon, the kids are off at school
    sunset boulevard, the channel four matinee
    sit down, relax with a nice cup of tea....
    .... oh! the sweet smell of butane.... and humdrum.
    .... gloria swanson.... from here to eternity....
  • sadece 50-60 arası ürünler vermiş bir genre değil, aynı zamanda günümüz (an itibariyle 2010 sonu gibi) ingiliz tiyatrosu ve edebiyatının siyah ve eşcinsel yazımı ile birlikte en revaçta olan üç dalından biridir. bu popülariteyi bit pazarına nur yağması olarak mı değerlendirmek lazım, yoksa conservative party'nin yükselişine karşı bir refleks olarak mı, emin değilim.

    anthony giddens'ın yumurtası olan yeni sol *, tony blair'in işçi partisi aracılığıyla kitleselleşip iktidar olduğundan beridir birleşik kralık'ta bazı dengeler yeniden kuruluyor. siyah ve eşcinsel haklarını savunduğunu söyleyen bir muhafazakar parti, iş adamlarını iki yüzlü ve hırsız olmakla suçlayan bir liberal demokrat parti ve ırak savaşına elini kolunu sallaya sallaya girebilen bir işçi partisi bu sürecin ürünü. haliyle partiler hem fikirsel, hem de yapısal olarak bu denli hızlı bir şekilde zemin değiştirirken söylem alanları da buna bağlı olarak dönüşüyor, söylemlerindeki kimi noktalara vurguyu artırırken, bugüne dek siyasi kimliklerinin bel kemiğini oluşturan bazı fikirleri de tarihe itiyorlar.

    kitchen sink (ya da kitchen sink drama) siyasetin eski gündeminde kaldığı düşünülen kimi temel problematikleri işlemekte ısrar edişiyle, sadece muhafazakarlara değil tümüyle bu yeni alana da bir güvensizliği ifade ediyor gibi. sosyal devlet makyajı yapılmış muhafazakar parti'ye ve, "yeni sol" deneyimini geride bırakıp nasıl "yeniden sol" olacağına dair somut bir göstergede bulunamayan işçi partisine eşit mesafede. sıkıştığı merkezde birbiriyle haddinden fazla etkileşimli dolayısıyla da haddinden fazla benzeşen siyasi yapılanmaların dışında kalan bağımsız bir ses.

    bu dönem merkez siyasete güvenini kaybeden birleşik krallık halkının yeni siyasi geleneklerini oluşturması yönünde bir potansiyel de içeriyor mu, yoksa sadece bu yeni dönemin formasyonu kurulurken bunun "insansız" yapılamayacağına vurgu yapan bir unsur mu diye karar vermek için henüz erken. ama kesin olan bir şey var ki toplumsal bellek denen mefhumun sahip olduğu önemi göstermesi açısından modern demokrasiler için unutulmuz bir deneyim.

    darısı cunta kabinesi bakanı turgut özal'a demokrasi şehidi diye ağlayanların, "anti-emperyalist" ordunun nato üyesi olduğunu unutanların da başına.