şükela:  tümü | bugün
  • erzurum kökenli bir içiş şekli. kayseri şekeri denilen. kaya gibi sert, geometrik olarak küpü andıran ama amorf, kesme şekerden (her bir küp 8'e bölünür) küçük bir parça ağıza atılır (dil altı), ondan sonra şekersiz çay, kahve ıhlamur, kıl tüy içilir. baba adam bir parça şekerle en az iki bardak çay içer (8-10 taneyle 1 çayı anca bitirene godoş denir).
  • ozellikle erzurum'luların uyguladığı bir çay tatlandırma yöntemi. kesmeşeker ağıza atılır, dil üzerinde tutulur, çay o şekilde içilir.
  • sadece çay içme şekli değildir..aynı zamanda "ısırma" fiilinin yerine kullanılır..örneğin "kulağımı kıtladı" yani"kulağımı ısırdı" vb. evet saçma oldu ama öyle..
  • dişle ağızdaki şekeri küçük küçük ısırma.
    kaynak : tdk
  • erzuruma arkadas ziyaretine gittigimde, kahvede otururken her cay istedigimde birde cay kasıgı istemem uzerine, kahveci dayının yuzume kufur eder gibi bakması yuzunden 3. bardaktan sonra ogrenmek zorunda kaldıgım (kahveci dayı baya bi iriyarıydı) ve bunun aslında guzel bisey oldugunu anladıgım cay icme bicimi.
  • günümüzde yemek borusu kanseri yapmakla suçlanmaktadır. içine şeker atılıp karıştırılmış çay ortalama 65 derece celciusken, kıtlama ile içilen çay yemek borusuna ulaştığında ortalama 75 derece celciustur, bu da yemek borusunu tahrip ederek kanser oluşma riskini artırmaktadır. hatta çayın bu etkisi bölgede sigara ve alkolün kanser yapıcı etkisinden anlamlı olarak yüksek bulunmuştur.

    pubmed'de "kitlama" ararsanız sonuç zaten çıkıyor, ahanda aranmışı var:
    http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed?term=kitlama[All%20Fields]&cmd=DetailsSearch&log$=details
  • püf noktası şeker'dir. normal şekerden çok daha sert olması gerekir, yoksa şeker ağızda erir.

    bu şeker şu şekilde yapılır. hazır beton öncesinde inşaatlarda harç yapmakta kullanılan ve dönen makinenin içine iki teneke (20 kg'lık) normal toz şeker katılır. iki teneke de bir başka makinede pudra haline getirilen pudra şekeri katılır. tabi bu esnada makine çalışmakta ve iki şekeri birbirine karıştırmaktadır. sonrasında takriben iki lt kadar su ağır ağır makinenin içine dökülür. makine bunları döndürürken arada bir el ilede makinenin içine müdehale edilir ve karışımın bir hamur gibi kıvam alması sağlanır.
    sonrasında bu karışım bir teneke yardımıyla büyük bir tezgahın üzerine dökülür. oradan avuçlanarak bir tepsi (kare veya dikdörtgen) dökülür. önce el ile iyice bastırılarak tepsiye yerleştirilir. sonra ise ağır bir el silindiri ile bu tepsideki şeker sıkıştırılır ve tepsinin her yerine karışım yerleşir.
    sonrasında basit bir tahta çıtalardan yapılmış kalıp bu tepsinin üzerine koyulur ve basit bir meyve bıçağı ile hem dikey hemde yatay olarak kesilir. sonra kalıp çıkarılır ve bu tepsi fırına verilir. takribi on dakika sonra bu pişer. fırından çıkarılan pişmiş şeker bir süre dışarıda soğutulur sonrasında tepsi ters çevrilir ve kalıplaşmış şeker tezgahın üzerine dökülür. genelde büyük parçalar halinde dökülür bu parçalar hafifçe birbirine vurdurularak tane tane haline gelir.

    sonrasında bu tane şekerler çuvallara konur ve satışa hazırdır.

    normal kesme şekerden çok daha sert'tir. bu sebeple küçük bir parça ısırılır ve çay bitene kadar bu küçük şeker tanesi ağızda kalabilir.
    böyle çay içen kimseler kolay kolay şekerle karışan normal çayı içemezler. tutkunluk yaratır.
  • (bkz: kitlama cay)

    memleketim bazı kesimlerinde, ısırmak fiilinin bir başka kullanım şekli.
    dişlemek de diyebiliriz..
    kıt kıt kıt
    makdül nesne veya yaratık iki çene arasına alınır. ön dişler tarafından kesilir... ıyk...
    ha bi de weletlere bu işlem yapılır, kollarında saat filan çıkar
  • tekilanin da icim yontemi. tuzu ayri, tekilayi ayri, limonu ayri tuketirsiniz benzer sekilde... olda da yesek...