şükela:  tümü | bugün
  • kamuran sipal tarafindan çevrilmis,sigmund freudun özellikle telkin,libido,kollektif ruh ve sürü psikolojisi üzerinde durdugu kitabi.freud bu kitabinda kilise ve orduyu yapay iki kitle olarak betimler ve sahip olduklari hiyerarsiyi psikanalitik olarak çözümlemeye çalisir
  • "her din aslında kendine inananlar için sevgi doludur ama o dine inanların dışında kalıyorsanız dinin sevgisinin de dışında kalırsınız."
    sigmund freud-kitle pskolojisi.
  • bir toplumda çoğunluğu oluşturan insanların psikolojisi.

    ortega'ya göre toplum iki bölümden oluşur: kitle ve azınlıklar. nitelikli ve seçkin bireyler azınlıktır. nitelikli olma ihtiyacı hissetmeyen, sahip olduğu gücü niceliğinden alan kesim ise kitledir. kitlelerin psikolojisini belirleyen pek çok etken vardır. bunlardan biri de toplumların refah seviyesidir.

    az gelişmiş toplumlarda maddi yetersizliğe paralel olarak manevi yetersizlik de vardır. çünkü geçim kaygısına düşmüş, evine alacağı zeytini hesaplayan bir insan eğitim ve kültüre para ayırmaz, ayıramaz. aynı şekilde manevi olarak gelişmemiş toplumlar da ekonomiyi kendi başlarına düzeltemez, sağlıklı üretemez ve ımf gibi örgütlere muhtaç olur. atatürk’ün onuncu yıl nutku’nda maddi gelişmelerden, bayındırlıktan bahsetmesinden hemen sonra, kültürel gelişmeden bahsetmesi ve bu ikisini paralel ele alması da bu yüzdendir.

    dolayısıyla az gelişmiş toplumlardaki kitle psikolojisiyle ileri toplumlardaki kitle psikolojisi de farklıdır. zira az gelişmiş toplumlarda insanlar birey olamamışlardır. sivil toplum örgütleri gelişmemiştir, baskı altındadır. kitle hareketleri sağlıksızdır ve bu durum ileri toplumlara nazaran daha vahim sonuçlar doğurabilir.

    bu konuya şöyle bir örnek de verebiliriz. ortaokul lise yıllarında gençler gruptan daha fazla etkilenirler. herkes sigara içtiği için sorgulamadan sigaraya başlarlar. çünkü diğerleri de öyle yapıyordur. sokakta grup halinde yürümeyi severler. tek başlarına asla cesaret edemeyecekleri davranışları, grup halindeyken rahatlıkla yapabilirler (mantıklarına ters düşse bile). oysa ileriki yıllarda, sadece kendi kafalarına uyan kişilerle arkadaşlık yapmayı tercih ederler. gruba uyma saplantısı o yıllara has bir hastalıkmış gibi artık geçmeye başlamıştır.

    gelişmemiş toplumlardaki kitle davranışlarına bakarsak insan davranışlarını gelişmemiş bir ergenin davranışlarına benzetebiliriz. bu davranış, gecekondu semtleri dediğimiz yerlerde de aynı şekilde görülür, sosyete kesimi dediğimiz yerlerde de aynı şekilde kendi içinde benzerlik gösterir. bunu da şu şekilde özetleyebiliriz: yeni kültür akımı ya da popüler kültür= kültürsüzleşme. bunun sonucu olarak da görgüsüzleşme, yozlaşma, çarpıklaşma …
    bu kültürel çöküntü dünyadaki küreselleşmenin, kapitalist üretim biçiminin, menfaatçiliğin ortak ürünüdür.
    artık bize öğretileni kendi düşüncemiz gibi söyleyen, bizden istenildiği gibi hareket eden, oy kullanan, kitle davranışları gösteren ama en kötüsü de bunların hepsinin kendi tercihi olduğunu zanneden bir toplum olup çıkmışızdır.
  • kitleler organize olmayan bir şekilde bir araya geldiklerinde içinde barındırdıkları en aptal insanın zeka seviyesine inerler. dolayısıyla kitlelere atfedilmiş olan sürü psikolojisi deyiminin içerdiği "koyunluk" anlayışı, yani zekayı kullanmayıp başkalarının peşinden gitme olayı bu şekilde açıklanabilir.
  • kitle psikolojisinin yazarı kitlelerin en buyuk caniler olduğunu yazmıştı. kitle cinayetinin ilk döktüğü kan kisilik cinayetidir bence.
  • şu şahane deneyde farklı boyutlarının ele alındığı kavram. kollektiviteyi bu kadar basit ve açıklayıcı biçimde tarifleyebilmek pek kolay değildir. bu deneyde sağlam paradigmalar var. morfogenetik alan ile kollektif bilinci fizik alanında izah edebilme potansiyeline sahip. biraz araştırdım, bu metronomlar sadece ve sadece hareketli zemin üzerindeyken eşzamanlanabiliyormuş. bu da sosyal platformlarda açık alanlar sunulduğu vakit toplumun ortak hareket eden bireylere evrilmesini açıklıyor. tam da şu dönemde çok şeyi tarifleyen bir deney.
  • seçimlerin üzerinden beş gün geçtikten sonra yavaş yavaş normalleşen durumumu gösteren psikolojidir. ha bu normalleşme hapishane psikolojisiyle de aynı durumdadır.
    hani şu ünlü film olan the shawshank redemption'da geçen, ''hapishaneden önce nefret edersin sonra alışırsın ve sonunda onsuz yapamazsın'' diyaloğu vardı ya aynen o posizyondayım. inanın artık akp'siz pardon ak partisiz yapamayacağımı anladım. bu partiyle yaşlanmak ve ölmek istiyorum. içimdeki özgürlük duygusunu mandela gibi katmerleyip sonunda diş kalmamış ağzımla efet efet demek işime gelmiyor.

    seni bilmem ama ben çoktan alışacağım bu duruma. sıcak sarı lambayı ellerimle sımsıkı tutup yanmasına aldırmadan senin yaptığın komik capslere güleceğim. yaşadığım gezegen dışında yaşayacağım başka gezegen olmadığını bilerek bunlara katlanacağım.

    %45 beni sevmiyor ve samimiyetime inanmıyor -ah acı- ama ben sırtımdaki %55 kamburuyla seni sevmeye devam edeceğim karakoncolos sevgilim...
  • freud'un düşüncelerinden çok le bon'un düşünceleri ile şekillenmiş, daha çok freud'un le bon'un görüşlerini yorumladığı güzel ama ince bir kitap.
  • freud'un "kitle yaşamında vicdanın ve sorumluluk duygusunun yitimini anlamak bizim için hiç de zor değildir; çünkü toplumsal korku, vicdan denilen nesnenin çekirdeğini oluşturur." cümlesini barındıran kitap.
  • "kitleyi etkileyecek kimsenin, elindeki nedenleri mantık süzgecinden geçirmesinin gereği yoktur; işi alabildiğine güçlü imajlara dökmek, abartmaya kaçmak ve sürekli aynı şeyi yinelemek amaca ulaşmasını sağlar."

    (bkz: sigmund freud)