şükela:  tümü | bugün
  • genel anlamıyla, yüzeysellik, ucuzluk, gösterişçilik, kendini olduğundan daha değerli ya da önemli gösterme hali.
    kendi var etmediği bir hayatı yaşama sevdasına kapılan türkiye, kitsch'in birçok özelliğini barındırır (televole,laila,magazin programları)...
  • bülent ersoy
    o kadar...
  • milan kunderra:varoluşla kesin olarak uzlaşmanın önerdiği estetik ülkü,bokun reddedildiği ve herkesin bok yokmuş gibi davrandığı bir dünyadır.bu estetik ülkünün adı kitsch'dir.
  • kitsch looney tunes kahramanli, veya koskocaman dkny yazili ucuz pazar t-shirtlerinden gayet pahali pop-art tasarim objelere kadar bir cok seye yakistirilabilen genis ve kafa karistici bir kavramdir. bir yandan adi, taklit, ucuz, kalitesiz; öte yandan saasali, parildayan, fosforlu, rengarenk, pahali bir sey de kitsch olabilir. kitsch'in bu kadar uzak iki noktaya kayabilmesinin sebeplerinden biri, hem farkinda olmadan kitsch olan bir objeye, hem de bilerek kitsch yapilmis bir objeye ayni ismin verilmis olmasidir. oysa ki gerekli olabilecek bir ayrim icin, kasti yapilan kitsch'e camp ismi verilmistir. gelelim kitsch; en öz anlamiyla imgelerde, objelerde, filmlerde, müzikte, giyimde, fikirlerde ortaya cikabilecek islev ve form uyumsuzlugu/celiskisidir. icerik söz konusu oldugunda bicim absürd ve yapay duruyorsa iste o sey cok yüksek ihtimal kitsch olur. popüler kültürün zevksizliginden; yegane bir seyi cogaltarak, yayarak basitlestirmesinden "kitsch" yakistirmasi yapilabilecek bir cok sey ortaya cikar. ünlü ressamlarin ünlü tablolarinin sokakta iki bucuk milyona satilan posterleri, hele hele dali biyikli mona lisa veya esrar icen melekler kitsch degil, kitsch'in de ötesidir. bunlar söz konusu olunca parody ve pastiche kavramlari da ortaya cikiverir. pastiche, bir seyin saygi duyarak yapilan taklidi olurken, parody ironik ve dalga gecme amacli yapilan taklittir. baz luhrmann'in, romeo ve juliet'te kasti olarak kullandigi bir cok kitsch obje göze carpar. neon isikli haclar ve coca cola fontuyla yazilmis love yazisi, shakespeare'in gecmis yüzyillara ait eserinin pek bir modern uyarlamasinda camp ya da parody olarak ifade edilebilir. dekorasyonda kitsch denince akla taksim'deki naregatsi gelir direk. ismini ermeni sairden alan bu mekanda, etrafa yerlestirilen hic bir seyin gercek amaci ile alakasi yoktur; her sey son derece abarti, göz alici, fosforlu, renkli ve süslüdür. buranin bir cafe oldugu düsünüldügünde vitrin mankenlerine, tavandan sarkan masalara kitsch demek ayip olmaz. bunun gibi simdilerde pek moda olan alessi ve starck tasarimi mutfak gerecleri de, amaclarindan cok baska sekillerde sunuldugu üzre kitsch olarak adlandirilirlar; fakat dünyadaki her süslü seye de kitsch denirse bunun bir sonu olmaz gibi. alternatif müzik kavrami artik kitsch'tir. cünkü alternatif müzik yapan gruplar artik üreye üreye her yeri sarmis, popülerin popüleri olmuslardir. allahtan biletix az cok bu ayrimin farkindadir! türk pop müzigi sanatcilari da amerikan pop müziginin cok kötü bir taklidi olarak kitsch sinifinda yerini alabilirler. arabesk keza, türk pop müziginden 10 kat daha özgün ve iyi olmasina ragmen, o da bokunu cikaranlar tarafindan anlam kaybina ugramis, magdur alt sinifin feryadiyken para babasi imparatorlarin "gecim" kaynaklarindan yalnizca biri haline gelmistir; bu sarkilarin remixleri bilem yapilmistir. sonuc olarak alakasiz, absürd, adi, abarti süslü her seye "aha, kitsch" demek haddimiz degildir tabii, fakat iyice sindirildikten sonra cok gözle görülür bir kavram haline gelir kitsch'in her cesidi.
  • antisanat.
    birarada olmayan değerlerin biraraya getirilmesinden doğan ucubeler bütünü.
    kötü veya zevksizlik olarak değerlendirmemek gerekir. kitsch'in değeri kendi içindedir.

    örnek 1: arabesk bir kitsch'dir. arap müziğinden alınan öğelerle türk müziğinin öğeleri biraraya getirilmiş böylece ortaya bir hibrid çıkmıştır.
    örnek 2: elvis resimli duvar halıları. elvis batı pop kültürünün bir ikonudur. köyden kente gelmiş bir topluluk da yine batı kültüründe görülen duvara resim asma geleneğine bakıp bunu kendine uygular ama resim olarak değil, halı olarak. vs vs.
    (bkz: daha gider bu)

    kitsch konusunda uğur tanyeli'nin makaleleri incelenebilir.
  • kitsch , almanların türkler ve insanlığın genel absürd hali için bulduğu onca kelimeden daha betimleyici bi kelime..

    kitsch mesela ,çok ünlü çok zengin biri çok lüks bi yerden çıkarken kameraya takılan , para dilenen sokak çocuğu gibi.. bi tarafta kırmızı halı ve mekanın girişindeki bodyguard denen modern zamanın ısır diyince atlamayı bekleyen iki ayaklı köpekleri , neon lambalar ve dışarı taşan dum tıs dum tıs sesi bi yanda aldığı parayı büyük ihtimalle onu çalıştıran babasının mahallenin meydanından gelen darbuka sesleriyle rakı içmesine harcayacak olan sümüklü sokak çocuğu..

    havuzlu mavuzlu , ışıkları kendiliğinden yanan , aşağıdan kapı çalınca kim olduğunu gösteren kameralarla dolalı 200 bilmem ne kaç metrekare plazanın manzarasından görülen bim tabelası..

    dünyadaki en karizmatik duruşlu olduğuna kanaat getirilen adamın , ameliyattan 5 dakika önce 3-4 bücürük ööğrenciyi el işaretiyle etrafına toplayıp , röntgene bakıp "şimdi argadaşlar" diye iç anadolu şivesiyle konuşmaya başlaması..

    beylerbeyinde starbaks muadili roberts coffeenin tam 5 adım ötesinde yıllardır mustafa keserin sahne alması..

    avrupada bi hard rock kafenin önünden sabahın ilk ışıklarıyla geçerken farkedilen , gurbetçilerden birinin tam da o kahverengi uzun tabureleri bara kaldırıp paspas yaparken son ses "bir teselli ver"i dinlemesi..

    sonra duygu yumakları da kitsch örnekleridir..

    sinirden artık bütün boyun damarları kalp yetersizliği olmaksızın da belirginleşmişken , tam böyle senin ben ananı avradını diye küfredicekken kendi haline bakıp kahkahalarla gülmeye başlamak..

    aşık olunan adamı bütün gün görebilmek için aynı yerde volta atan kızın , adam görünmeye başlayınca keklik gibi sekip tuvalete saklanması..

    çok şiddetli kavga edilen adamın bi anda boynuna atlayıp ağlama isteği..

    sadece seks yapıcaz bak diye sözleşen 2 arkadaşın bi ay içinde düşündüm de yani yaş oldu 27 hani şimdi hömm diyerek evlenmesi..

    şefkatli şefkatli sevişen kızın bi anda şiddetle çocuğun saçlarını çekmesi..

    kitsch kitsch denen olay , leş gibi olan sentezlerdir..

    benim bugünümün kitschi elimde bey lahmacun paketiyle happy moonsa gidip limonlu cheesecake istemem oldu..

    kitsch aslında kafkanın çirkinliğini , bülent ersoyun ucubeliğini , zeki mürenin makyajını iğrenç bulmak filan değil.. iğrenç bulmayı beklerken garip bi biçimde sahiplenmek..

    alman başlayıp türk bitirmek..

    anlam verilemeyen absürd durumlar.. kitsch anları farketmek lazım.. çok kömikler..

    yaşasın kitsch geber homhomluk..

    büdüt:

    almanca bazi kelimeler var ki, turkceye mot a mot cevrilmeleri imkansiz. misal zeitgeist icin sadece zamanin ruhu demek yersiz kalir, zira hem alman edebiyatinda hem alman felsefesinde zeitgeistin cok daha derin manalari vardir.

    wille icin istek demek de ayni yuzeysellige dusmek demektir.. kitsch kelime manasiyla yoz olmadigi gibi, sanatta ve edebiyatta yeri olan basli basina bi kavramdir..

    uzun yazmaya tahammulu olmayan insanlar, entellektuelligi kimseye yakistiramayarak kendi komplekslerini ortaya cikarmak disinda bi sikime yaramiyolar bana sorarsaniz..

    butun olay, entelle entelektuel arasindaki farki anlayabilecek noronlara sahip olmakta..

    burasi kelimelerin enine boyuna yazilmasi gereken bi ortam.. kimisi burayi sadece abuk sabuk link vermek icin kullanir, kimisi kari kiz dusurmek icin onlar beni irgalamaz.. fakat su meshur kelime manasina bakarsak, burasi bi sozluk.. sozlukte de, kelimeler konusulur, anlamlari kisisel yorumla birlestirilir..

    olay bu kadar basit.. alman dili ve edebiyati ogrencileri bile, almanca kelimeleri turkceye cevirmenin zorlugundan bahsederken, olaya bunun karsiligi budur daha da yazmaya gerek yok demek, harbi harbi yozluktur..
  • anlamının kelimelere dökülmesi zordur, örnekler gerekir.
    örneğin, gözleri yaşlı bir amcanın, 10 kasım töreninde ağlayan askerin gözyaşlarını silmesi kitsch'dir. bizi ilk ağlatan sahnenin duygusallığıdır, ikinci ağlatan ise "bakın nasıl da duygusal bi olay ve nasıl da ağlıyoruz hep beraber" duygusudur. ikinci planda insan sahneden uzaklaşır ve orada sadece öyle duygusal bir sahne yaşanıyor olmasına ve kalabalığın hep birlikte ağlıyor olmasına odaklanır. ve bundan zevk duyar. işte kitsch de orada başlar.
    kundera böyle anlatmıştı.

    bir duygu durumudur aşağı yukarı, ve bu duygu durumuyla bağdaşan her şeye verilen bir sıfat. kör gözüne parmağım bütün objeler, elbisesinin kenarları minik minik dantel işlenmiş oyuncak bebekler mesela, bu haç, bu saat kitsch'tir. objenin kendisi değil, "nasıl da o hale getirilmiş" olması ön plandaysa o obje kitch'tir. küçük emrah kitsch'tir. duygularımızı gıdıklayan her şey kitsch'tir.

    doğru düzgün tanımlanamıyor ve hakkında örnek vermenin de yeterli olduğundan çok emin değilim, bu kavramın ne menem bişey olduğunu tam çözemeyen bi insan varolmanın dayanılmaz hafifliği'nin ilgili sayfalarını okumalı, ya da 15 dakikalık bir kolbastı şovu izlemelidir.
  • antitezi olmayan bi durum, ziddi yok, demek ki kendi de yok; ama olmayan $ey de vardir. demek ki neymi$...
  • utandığın ama için için sevmekten de vazgeçmediğin, vazgeçemediğin şeyler olarak da tanımlanabilir pekala.(eğer kitsch olumsuz bir kavramsa senin için)
    kitsch tatlı bir günahtır.
    kitsch çirkinin içinde şiirseli bulmaktır.
    kitsch çocukça zevk almaktır.
    kitsch yerleşik zevke ve olağanlığa bir cevaptır.
    teyzelerin ev oturmasına giderken yanında götürdükleri rugan terliklerdir,
    ayrıca beylerbeyi tünelinin beyaz fayansla kaplı duvarlarıdır,
    ayrıca...
  • kitsch kenarı yakılmış kraft kağıdına yazılmış özdemir asaf şiiridir.
    kitsch asla vaz geçilmeyen ve gelcek yüzyılada laz mütahitler tarafından varlığı baki kılınacak kartonpiyer lerdir.
    kitsch televizyonun üzerine koyduğun dantel örtüdür.
    kitsch renkli camdan yapılmış meyve tabağında duran bal mumu meyvelerdir her zaman ısırmak istemişsindir hatta dayanamayıp ısrmışsındır hala kekremsi tadı ağzındadır.
    işte birazda ağzındaki o kekremsi lezzettir, asla yitirmeyeceğin...