şükela:  tümü | bugün
  • birlesik devletler'de on bin civarinda "olumle sonuclanan suc"un kayda gectigi 1964'de islenmistir kitty genovese cinayeti. seri katil winston moseley, kitty'i oldurdugunu itiraf etmistir ve itirafnamesinde "komsularin bizi gordugunu farkettim ve cekip gidecektim, ama hepsi korku icinde pencerelerini kapattilar ve uyumaya gittiler, ben de rahatca isimi gordum" ifadesini kullanmistir. amerika'da, toplum psikolojisi derslerinde okutuluyormus kitty'nin hikayesi. bu kitty lakabi da zaten amerikalilarin takmasidir sevgilerini gostermek anlaminda, catherine genovese'dir gercek adi kurbanin.
  • the boondock saints'te de karşımıza çıkar.
  • çalıştığı restorantan çıktıktan sonra, gece evine yürürken defalarca bıçaklanarak öldürülen kadın. milyarlarca insanın öldürüldüğü şu dünyada, çok farklı yabancı bir cümle değil belki az önce kurduğum. ama kitty genovese'nin bir farkı vardı. kitty genovese yaklaşık bir saat kaldırımda can çekişmişti ve sonradan yapılan soruşturmalara göre çevrede oturan 38 kişi kitty'nin orda olduğundan ve saldırıya uğradığından haberdardı. ve hatta katil kitty'i bir anda defalarca bıçaklayıp çekip gitmemiş, ilk bir kaç saplayıştan sonra çevredeki evlerde ışıkların yanması üzerine biraz uzaklaşmış, fakat polis veya yardım etmek isteyen birilerinin ortaya çıkmadığını görünce geri gelerek bıçakla-git-gel-tekrar bıçakla şeklinde eylemine devam etmiş. nihayet kitty genovese yerde kan kaybından ölmeye yetecek bir süre yattıktan sonra komşulardan biri polisi aramış, fakat bu aramayı yapmadan önce bile bir arkadaşını arayıp "sence polisi aramalı mıyım" diye sormuş. daha sonra yapılan soruşturmalarda niye yardım çağırmadınız sorusuna insanların şöyle cevaplar verdiği görüldü: karışmak istemedim, zaten çoktan birileri aramıştır diye düşündüm... ve benzeri sebepler. insanlar ayağa kalmış tabi, nasıl bu kadar duyarsızlaşabiliriz diye ve daha sonra bu duruma bir ad konmuş bystander effect diye. kısaca, etrafınızdaki insan sayısı ile, o insanların size yardım etmeleri için geçen süre doğru orantılı; özellikle de hemen burunlarının dibinde olmuyorsa olay, insanlar "hadi gençler hemen fırlayalım" demek yerine yanlarındakine bakıp "önden buyursaydınız" diyorlar önce. derste kitty genovese ilk anlatıldığında ama nasıl diye isyan ettiğimi hatırlıyorum, bir yerde saldırıya uğrarsanız dua edin az insan olsun demişti hoca. o an yok artık daha neler desem de, kitty genovese'yi ve anlatılan başka deneyleri düşündükçe aslında belki benim de o kadar süper bir kahraman olmayabileceğim ihtimali aklıma gelmedi değil. sonuç olarak, psikolojiye giriş dersinin aklıma kazıdığı insandır kitty genovese. allah hepimizi katillerden de, seyirci kalan gözlerden de korusundur.
  • rorschach'ın suçla savaş kariyerine başlamasına yol açan talihsiz kadın.
  • kıtty genovese tecavüzü ve seyirci etkisi

    tarih, 13 mart 1964; yer, new york’un queens bölgesindeki kew gardens. saat, gecenin üçü. birazdan, amerikan kamuoyunu sarsacak ve sonra da, tüm sosyal psikoloji kitaplarına girecek bir cinayet işlenecektir. kitty (catherine) genovese adındaki genç kadın, evine doğru yürümektedir. genç kadının arkasından tecavüz amaçlı yaklaşan bir erkek, bıçağıyla kitty genovese’i tehdit eder. kitty, karşı koyar ve bağırarak yardım ister. tecavüzcü, kitty’yi bıçaklar ve kaçar. daha sonra, etraftan bir ses çıkmadığını gören tecavüzcü, tekrar kitty genoves’in yanına gelir. sürünerek evine doğru gitmeye çalışan genç kadın, tekrar bağırır. bu bağırmaya, sokaktaki evlerin bazılarının ışıkları yanar. bundan korkan saldırgan, kitty genoves’i tekrar bıçaklar ve kaçar. ancak, yardıma kimse gelmez. bundan cesaret alan tecavüzcü, kitty genoves’in yanına tekrar gelerek, bağırarak yardım istemekte olan genç kadına son bıçak darbelerini de indirir ve karanlıkta kaybolur.

    olaydan birkaç gün sonra, times’ın pulitzer ödüllü yazarı a. m. rosendal, kentin emniyet müdürü ile yemek yerken, kitty genovese cinayetini emniyet müdüründen işitir. bu olayda emniyet müdürü için normal olan, ancak rosendal’i şaşkına çeviren bir şey vardır. polislerin, görgü şahitleri ile yaptığı konuşmalarda, 38 kişi olayı görmüştür. rapordan anlaşılmaktadır ki, kitty genoves’in yardım için ilk bağırışının duyulması ile, tecavüzcünün, genç kadını en son bıçaklayıp kaçması arasında otuz beş dakika geçmiştir. kitty genovese, bu süre içinde devamlı yardım istemiş ama kimse yardıma gelmemiştir. rapora göre 38 kişiden hiç kimse polise, saldırı hakkında ihbar için telefon açmamıştır.

    rosendal, olayı detayları ile birlikte gazetesine taşır. cinayet olayı, amerikan kamuoyunu epey meşgul eder. haber; diğer tv, gazete ve radyo kanallarına yayılır. tartışma programları yapılır.

    kişilerin, kitty genovese ve benzeri olaylara seyirci kalması nedeniyle bu olay seyirci etkisi(bystander effect) şeklinde isimlendirilmiş, sosyal psikoloji biliminin içine ayrı bir konu olarak girmiştir.

    böyle bir olay karşısında şunu sormak gerekiyor. bazen, zor durumdaki kişi ve kişilere neden yardım ederiz? yeri geldiğinde yanan binalardan kişileri kurtarır, kavgaları ayırırız buna karşılık bazen de yardım etmeyiz? neden?

    kamuoyunu rahatsız eden bu olay, sosyal bilimlerle ilgilenen bibb latane ve john darley isimli iki sosyal bilimci profesörün dikkatini çeker.

    latane ve darley, bu olayda, şahitlerin duyarsız kalmasını, sadece “görgü tanıklarının korkmasına” bağlamazlar. bazı deneyler ve araştırmalar yaparak, olayla ilgili hipotezler ileri sürerler.
    latane ve darley’e göre bu tür olaylarda duyarsızlık gibi görünen kavramın altında iki ana unsur yatmaktadır.

    1- bir kişi, kalabalık bir ortamda yardıma ihtiyaç duyacak şekilde zor bir duruma düşerse, çevredeki her bir kişi, diğerinin olayla ilgileneceğini düşünür ve dolayısıyla, kalabalık ortamda, yardım edilecek kişi için bireyin (yardım edecek kişinin) potansiyel sorumluluğu azalır.

    2- çoğu kişi için, acil bir durum, gerçekten de acil bir durum gibi görünmez. sokakta yatan adam, kalp krizi mi geçirmiştir yoksa alkolden sızıp kalmış bir sarhoş mudur? eğer evin içinde isek, sokaktan gelen bir ses, bir silah sesi midir yoksa bir arabanın egzozu mudur? bitişik daireden gelen gürültü, polisi çağıracak kadar önemli bir kavga mıdır yoksa, hiç kimsenin karışmaması gereken ve birazdan bitecek olan bir karı koca münakaşası mıdır? eğer yardım ederse, aslında yanlış anladığı olaydan dolayı utanacak mıdır?

    bu gibi durumlarda, olaya şahit olan bizler, diğer kişilere bakarız. diğerleri ne yaparsa bizler de onu yaparız. kalabalık ortamda bir kişi yere düştüğünde, diğer kişilerde, düşen kişiye yardım etmeye yönelik bir telaş yoksa bizler de, telaşlanacak bir şey olmadığını düşünür, diğerleri gibi davranır ve düşen kişiye yardımcı olmayız. sosyal bilimlerde, bir olay karşısında, diğerlerinin davranışına bakarak, bu davranışın doğru olduğuna karar verip bizim de aynı davranışta bulunmaya “toplumsal kanıt ilkesi” denir.

    diyelim ki bir tiyatrodasınız. bir seyircinin, “yangın var” diye bağırdığını varsayalım. bu durumda, çevremize bakarız. eğer kişilerde bir heyecan, bir hareketlenme yoksa, durumun acil olmadığına kanaat getirir, yerimizden kalkmaya yönelik bir davranışta bulunmayız. (toplumsal kanıt ilkesi). latane ve darley’e göre, böyle durumlarda çoğulcu bir kayıtsızlık devreye girmektedir. bir başka deyişle, “sayı çokluğunun güvencesi” bizi toptan bir yanılgıya götürmektedir.

    isterseniz, biraz da yapılan deneylere bakalım.

    bir deneyde, işe eleman almak için verilen bir ilana başvuran kişiler, başvuru formunu doldurmaları için bir odaya alınır. kişi, formu doldururken odada yalnız bırakılır ve odanın bir tarafından da içeriye yavaşça duman verilir. görülmektedir ki, odada sadece bir kişi bulunduğunda, kişilerin % 75’i, durumu ilgililere haberdar etmektedirler. diğer bir ifade ile, odada tek kişinin bulunduğu yüz adet deneyde, 75 kişi, dumanı bir tehdit olarak algılayıp, idareyi haberdar etmektedirler. buna karşılık, odaya, başvuru doldurması için 3 kişi alındığında, haberdar etme oranının % 38’e düşmektedir. toronto’da yapılan başka ve benzer deneyde, tek kişilerde aynı oran % 90 iken, üç kişi ile yapılan deneyler için % 16 oranı elde edilmiştir.

    başka bir deneyde, yolda sara krizi nedeniyle yere düşen bir kişiye (yere düşen kişi, sara krizine kapılmış gibi görünen, deneyden haberi olan yalancı denektir) o anda çevresinde tek kişi varken, yardım edenlerin sayısı % 85 iken, çevrede beş kişi olduğu zamanda ise bu oran %30 olmuştur. burada da, olaya şahit olanların sayısı arttıkça, başkalarının davranışlarına bakarak, olayın acil bir durum olmadığına kanaat getiririz. “başkalarının yaptığı doğrudur.” düşüncesi ile, ben de bu doğruya (çoğunluğa) uymakla “toplumsal kanıt ilkesinin” etkisi altına girmiş olurum.

    görüldüğü gibi, yardım gerektiren bir olay karşında ve kalabalık ortamda, yardım oranının düşmesinin nedeni, tek kişi olduğumuz durumdakine göre üstleneceğimiz sorumluluğu azalmasıdır. bir başka deyişle, kişilerin artan sayısı, sorumluluğumu azaltmakta ve beni, o yardımı yapmaktan alıkoymaktadır. eğer, ortamda tek kişi isek, bu defa da, yardım etmeme durumu ile kendimizi suçlu hissetme mekanizması devreye girmekte, bizi yardıma yönlendirmektedir.
  • bu kadının cinayeti, polisi aramaya zahmet etmeyen 38 görgü tanığıyla özdeşleşmiş ve ünlenmiş olsa da, sonradan kardeşinin çektiği witness isimli belgeselde işin o kadar da basit olmadığı ortaya çıkmıştır. 38 görgü tanığının çoğu aslında sadece kulak tanığıdır ve çığlıkların bir kadından mı yoksa kediden mi geldiğini bile ayırt etmemişlerdir. dahası komşulardan biri durumu fark edince kitty'nin yanına koşmuş ve kitty onun kollarında can vermiş. polisi aradıklarını ama polisin detay sormadan kapadığını söyleyen komşular da cabası.

    hatta söylenene göre, the new york times'ta olayı haberleştiren yazar bu tür bazı ayrıntılara eriştiği halde hikayeye uymadıkları için yer vermemiştir. sonunda herkesin gözü önünde öldürülmüş ve kimsenin umrunda olmamış bir kadın portresi çizilerek "ne ara bu hale geldik" hikayesi olmuştur kitty genovese.

    katili winston moseley ise buz gibi bir psikopattır ve hırsızlıktan yakalandığı sırada cinayeti de laf arasında kabul edivermiştir. daha sonra hapisten kaçıp tekrar yakalanmış, tüm bu süreç içinde en ufak bir heyecan veya korku gösterdiği an ise olmamıştır. bu sene 81 yaşında tahtalı köyü boylamıştır.
  • katili winston moseley mahkemede esas kurbanın kendisi olduğunu iddia eder ve ardından da psikopatlığa çok çarpıcı bir örnek olacak şu açıklamayı getirir: kurbanlarının acısı birkaç dakika, en fazla bir saat sürüyormuş ama bunun karşılığında kendisine ömür boyu eziyet çektirmek istiyorlarmış.
  • bu olaydan sonra gazeteci rosenthal, "thirty-eight witnesses" adında bir kitap yazıyor. birkaç davranış bilimciye insanların bu ve benzeri durumlarda kurbana neden yardım ettiklerini veya etmediklerini soruyor. ama hiçbiri tutarlı bir bulgu sunamıyor. katil yakalandıktan sonra dedektif ona bu kadar tanığın önünde bir kadına saldırmaya nasıl cesaret ettiğini soruyor. buna karşılık katil, soğuk bir şekilde "bir şey yapmayacaklarını biliyordum. hiçbir zaman yapmazlar." cevabını veriyor.

    tanıkların sayısının 38 olup olmadığı hala belli değil sanırım ama bunun pek de bir önemi yok. her ne kadar kitty, bir olaya tanık olan insanların sayısı arttıkça insanların olaya karışma ihtimalinin azaldığını ortaya koyan psikoloji olgusunun çıkmasına vesile olmuşsa da şu an beni etkileyen şey sayı değil. 38, 18, 8 veya 1. insanların yardım etme oranı değişse de sonuç yine korkunç oluyor. dakikalar boyunca yardım eli uzatmazlar, her şeyi görmezden gelirler. her şey olup bitince de sözümona vicdan azabı belirtileri gösterip yasını tutmak için "kitty" derler. insan dediğin bu işte.

    katil winston moseley, amacını sadece "bir kadın öldürmek" olarak ifade etmiş. kendisinin nekrofil olduğu tahmin ediliyor imiş. hapisten kaçıp bir çiftin evini zapt etmiş, 3 gün sonra evin sahipleri geldiğinde adamı bağlayıp kadına tecavüz etmiş. hapse geri döndüğünde de sosyoloji lisansını bitirmiş. iki defa şartlı tahliyesini istemiş ancak ilkinde pişkin pişkin "kurbanlar en fazla 1-2 saat acı çekiyor, bense hayatım boyunca çekeceğim" minvalinde konuştuğu için reddedilmiş. ikincisinde azıcık vicdan azabı göstermiş olsa da yine reddedilmiş ve 81 yaşında cezaevinde ölmüş. 52 seneyle o cezaevinde en uzun kalan mahkum olmuş.

    adam, evli ve çocukları var. gece uyanıp kadınları öldürüyor, onlara tecavüz ediyor. kimse uzunca bir süre farketmiyor. korkunç bir şey bu. şu an dünyanın herhangi bir yerinde insanlar korkunç eylemler gerçekleştiriyor ama sabah olduğunda hayatlarına devam edecekler normalce.

    belki de bizim yanımızdan geçmiş, aynı ortamda bulunduğumuz insanlardır bazıları.

    bu olaydan sonra da önceden duyulmayan birçok cinayet vakası da ortaya çıkmış. bilmediğimiz, belki de hiçbir zaman bilemeyeceğimiz neler oluyor acaba dünyada?
  • sosyal psikoloji içerisinde önemli bir değer taşıyan, cinayete kurban gitmiş bir kadındır. hikayesiyle birlikte anılan bystander effect aslında günlük hayatta yaşadığımız/gördüğümüz bir çok şeyi açıklayabilir.

    kitty bugüne kadar aldığım derslerde her karşıma çıktığında üzerine fazla düşünmeden kendi kendime konuyu kapattığımı fark ettim. belki gerçekliğinden kaçıyordum, bilmiyorum. fakat bir gün önce tekrar okuyunca, daha fazlasını düşünecek cesareti buldum kendimde. çünkü bu bir gerçek, ve öyle ya da böyle yaşandı.

    başlıkta kitty genovese ve öldürülüşüyle ilgili entryler bulabilirsiniz, ben bunu detaylandırmayacağım. benim asıl bahsetmek istediğim, daha doğrusu maalesef artık çok net gördüğüm şu: dünyanın her yanındaki insanlar olarak (bkz: bystander effect) ile bütünleşmiş hale gelmişiz.
    türkiye özelinde konuşmak gerekirse, hepimizin artık aşina olduğu kadın cinayetleri bunun en büyük örneği. aslında sadece bununla sınırlı değil, bu etkiden bahsederken cinayetle, kadınla sınırlamak doğru olmaz.
    örneğin görüp sustuğumuz yolsuzluklar gibi, göz yumduklarımız ya da "bir başkası elbet ses çıkarır kendimi yakmayayım" dediğimiz her şey bununla ilgili sayılır.

    yanlış giden bir durum söz konusu olduğunda aslında kayıtsız kalmayı istemiyoruz belki fakat bir şekilde kendimizi sağlama alma davranışını uyguluyoruz. örnek vermek gerekirse, kitty'nin çığlığını duyan ya da bir şekilde onu ve saldırganı gören insanlar, " komşuları " (düşününce ne kadar acı, belki de onu tanıyorlardı) perdeyi kapatıp hayatlarına dönmek ve bunu ignore etmek yerine bir şey yapsalardı kitty genovese herkes kadar sıradan bir kadın olarak yaşayıp bir gün herhangi bir cinayete bağlı olmayan bir şekilde ölebilirdi. ya da en azından tamamen yardıma muhtaçken kaderine terkedilmiş bir vaziyette son bulmayabilirdi hayatı. tabii ki bunlar ihtimaller, varsayımlar. fakat burada asıl mesele komşularının duyarsızlığı, buna bir ad konmuş fakat üzerine düşününce gerçekten anlam vermek çok güç. çünkü insanlar asgari düzeyde de olsa duygulara sahiptir. eğer psikopat veya sosyopat değilseniz, asgari düzeyde empati de taşıyorsunuz demektir*. bu durumu belirtmemin sebebi cinayete şahit olan kişi sayısının hayli yüksek olması. bahsettiğim kişilik bozukluklarının toplumdaki oranı düşünüldüğünde de zaten bu insanların hepsinin empati yoksunu olması imkansız. o zaman onları tutan neydi?

    aslında bystander effect tam da bunu açıklıyor. eğer kitty'nin durumuna şahitlik eden tek bir kişi olsaydı, onu kurtarma güdüsüyle saldırgana saldırabilir ya da bağırabilirdi. komşular kayıtsız kalmayı tercih ettiler çünkü üstlerinde sorumluluk hissetmediler; kimse onları kameraya çekmiyordu veya kimse onların yeterliliğini ölçmüyordu o noktada, evlerinde görünmez olmayı seçtiler, nasıl olsa biri yardım edecekti. başkaları da görüyordu, onlar bir şey yapmalıydı. buradan bakınca kötü insanlar olduklarını düşünmek mümkün. fakat maalesef ki hepimizin içine düşebileceği/düştüğü bir durum bu.

    cinayetlerle özelleştirmeyeceğimi söyledim ama bu entrye başladığım andan itibaren gözümün önünde sadece ceren özdemir var. yaşadığı evin önünü, oradaki insanların olaya yakınlığını bilmiyorum. ama düşününce ceren çok geç bir saatte katledilmedi, biri fark edebilirdi. varsayalım ki belki de biri fark etti ve sadece korktuğu için sustu. bir yanda genç bir kızın taptaze hayatının sonlanma ihtimali var evet, ama korktuğu için bu insana gerçekten kızabilir miyiz? diye sormak istiyorum. özellikle böyle bir dönemde, böyle bir coğrafyada.

    konuyu çok fazla dağıttım. kendi adıma üzüldüğüm, hatta farkına vardığım için acı çektiğim şu ki, dünyada/ülkemizde binlerce kitty genovese ve binlerce komşularından var.
    bystander effect üzerine daha çok düşünmek, konuşmak gerek.