şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: giysi)
  • (bkz: kilik kiyafet)
  • kılık, elbise, giysi...

    "kıyafetinden onun da bir kalem beyi olduğu anlaşılıyordu." - ö. seyfettin.
  • anaanemin adı.
    eskiden kıyafet yerine elbise, entari neyin derlermiş sonra bu kelime kullanılmaya başlanınca büyük anaanemgiller kızımızın modern bi ismi olsun diyerek bu ismi koymuşlar.
  • salata olsak dressing ingilizce ama böyle çıplak türkçede "do you gier me". ya da vitesine göre kürk-ü kıyamet.
  • bunu çekici kılan şey kumaşından ziyade kesimidir. en siktiriboktan kumaşın kesimini öyle bir yapar ki götün düşe düşe giyersin. büyük firmaların numarası da budur zaten.
  • aynı evde yaşanan insanlar arasında, güzelini evden erken çıkanın kaptığı deri kaplamasıdır. nasıl sinirlendirir bilir misin yarına giymek için ayırdığın şeyin ev arkadaşın tarafından üzerinde götürülmesi? onu geç, senin kıyafetlerinin içine girmek için uğraşıp çamaşırın mınakoyması nasıl bir his bilir misin?

    ulan bu tiplere "sana da alayım aynısından" desen istemez, direnir ya; ondan sinirleniyorum işte. kaldı ki aynısı var bunda da ama yok amk; illa benimkini giyecek!

    gittik saat almaya tutturdu ben bunu isterim. çocuk gibi "banane, bu benim olsun lan işte" bid bid iyi tamam al siyahı, ben de beyazı alayım dedim beyazı aldı vermiyor la. neye el atsam onu istiyor. eşşek kadar adam...vurucam ağzının üstüne şamarı; onu istiyor eşolusu.
  • ne edep yerleri ne de güzel olmak için kullanılır ; sade ve sadece sıcak ve soğukdan korunmak için kullandığımız materyal.