şükela:  tümü | bugün soru sor
  • tanış olduğum üç beş büyük ekonomistin kafayı yiyerek mesleği bırakmasına neden olan bir mekanizmadır.

    şimdi biliyorsunuz, kız milletinin kendi arasında acayip bir al ver sistemi işler.

    kızların, ihtiyaç duydukları maddi geliri, kocalarından başka, kendi aralarındaki bu paylaşım ekonomisi ile sağladıklarını fark ettiniz mi bilmiyorum.

    örneğin, bir kız evleniyorsa, çevresindeki kız arkadaşları hemen ona altınlar götürür, ev eşyaları götürür, hediyeler götürür ve kızın evliliğini finanse eder.

    bir kızın doğumgünü varsa, çevresindeki kız arkadaşları hemen ona hediyeler götürür, gerekli hizmet ve ürünleri satın alıp, kızın doğum günü partisinde prensesleşmesi için ortamı yaratırlar.

    bir kızın babyshower'ı varsa, hemen hediyeler, altınlar, paralar...

    bu mekanizma, mümkün olan her fırsatta, her ortamda, kızların birbriine sürekli "maddi değeri yüksek" hediyeler vermesiyle devam eder...

    sistem de şöyle dönüyor, haliyle... ayşe gidip merve'ye 1000 liralık ev eşyası alıyor. sonra merve de gidip ayşe'ye 1000 liralık ev eşyası alıyor. böylece al ver işlemi tamamlanıyor. ama, iki kız da evini diğerinin zevkine göre döşemiş oluyor. mesela, ayşe bütün evliliğinde, merve'nin aldığı yemek takımını kullanmak, merve'nin zevkiyle seçilmiş yemek takımıyla yemek yemek zorunda... aynı şey ayşe için de geçerli. tamam ayşe 1000 liralık yemek takımı hediye etti, 1000 liralık başka bir hediye aldı ama kendi cebinden çıkan 1000 lirayla, kendi evinde, merve'nin zevkleri ve seçimleriyle yaşamak zorunda. ne içiyorlar da bu kafalarla yaşıyor bu manyaklar acaba?

    hangi evrensel mantık kuralına dayanarak kendinize böyle sayko bir yaşam düzeni kurdunuz siz kızım? gerizekalılar.

    ayrıca, bu "arkadaşlarına sürekli para vereceksin," kafası o kadar ağır bir alışkanlık ve hatta kural haline gelmiş ki, bu ablaların artık birbirlerine para vermeden bir yerde oturup arkadaşça sohbet edip yemek yediğine şahit olamıyoruz. kendi aralarında dostça toplanıp sohbet edip yiyip içecekleri ortamı bile "altın günü"ne çevirmiş olan bir kafa yapısından bahsediyoruz dostlar. bunlara selam veren, sonunda çıkarıp donunu vermek zorunda kalıyor, öyle bir kafa bu.

    -münevver merhaba nasılsın?
    -teşekkür ederim ferit, iyiyim. borcun 377 tl canım.
    -ne alaka, ne borcu ya? hem niye 350 lira değil, neden 400 lira değil, neden 377 lira?
    -çeyrek altın fiyatı canım ya... bize gelişi bu.
    -hoppala, ne alaka kızım. neden sana selam verdiğim için para ödüyorum?
    -bizde böyle feritçim. selam veren çeyrek altını da verir. ama üzülme ben de sana selam verirsem, ben de sana çeyrek altın vericem.
    -ha siz o yüzden kimseye selam vermiyorsunuz?
    -babam olsa tanımam bebeğim. hadi altınını ver, sigdirgid.

    amk delileri.