şükela:  tümü | bugün
  • insanın zoruna gidiyormuş yahu.

    doğduğu o günü hatırlıyorum, 7 yaşındaydım o zaman ilkokul 2'ye gidiyordum. okuldan geldiğimde annemi bulamamıştım, evde tanımadığım birkaç kişi bana annemin hastaneye kaldırıldığını, doğum yapacağını söylemişlerdi. ben de kardeşim olacak hehoyt diye sevinçten tüm gece uyuyamamış, sabahı zor etmiştim. sabaha karşı bir saatte babamla annem eve gelmişti yanlarında da "kara kız" ile. evet kara, esmer bir kız kardeşim olmuştu. her ne kadar şimdi öyle yaptığını kabul etmese de abim -benden 6 yaş büyük olmasına rağmen- kendini mutfağa atmış, "ben kendimi üç kardeş biliyordum bu da nerden çıktı şimdi" deyip hüngür hüngür ağlamaya başlamıştı. ben ise ona zerre kulak asmadan, kardeşime doya doya bakmıştım. benim kardeşimdi çünkü bu kara kız.

    seneler seneler geçti üstünden, yaz tatili için köyde olduğumuz bir vakit, kuzenlerle balık tutmaya gideceğimiz bir gün bahçede açtığı ufak bir kuyuyu göstererek "abi, bana da küçük balık getirir misin, havuzuma koyacağım da" dediği geldi aklıma şimdi. kız kardeşimi kırmak yakışır mıydı bana hiç? bir pet şişenin içine koyduğum ufak balıkları eve getirmiştim o günün akşamında. bahçenin kapısında o kocaman kahverengi gözleriyle bana bakıp "abi getirdin mi balıkları" demişti bana da, ben de getirdiğimi söyleyince sevinçten havalara uçmuştu. ancak, bir süre sonra balıkların ölmüş olduğunu görünce hüzünlenmişti birden. ben de yine tutarım sen merak etme deyip gönlünü almıştım onun, ardından da kardeşime doya doya bakmıştım. benim kardeşimdi çünkü bu kara kız.

    askere gideceğim gün beni taa havaalanına kadar uğurlamaya gelmişti annemlerle birlikte. sabahın körü olmasına rağmen kalkmıştı yine de. babamla abimle annemle vedalaşırken kendimi zor tutmuştum ama kardeşime sarılırken içimden bir şeyler koptu sanki, boşalıverdi gözyaşlarım gözlerimden, kimseye belli etmek istemesem de dayanamadım ağlayıverdim birden. "abi güle güle gideceksin, güle güle geleceksin" deyince kendime geldim ancak. o saatte askerlik benim için bitivermişti zaten, şafak adana demeye çoktan başlamıştı bile. içeri doğru girerken son kez kardeşime doya doya bakmıştım. benim kardeşimdi çünkü bu kara kız.

    ...

    istanbul dışında okudu üniversiteyi ama eve 3 ay da gelmese 6 ay da gelmese, çok uzak değilmiş gibi gelirdi bize. ne de olsa geri dönünce geleceği ev yine bizimdi. ama şimdi öyle mi? gelin olacağı, oturacağı ev her ne kadar istanbul içinde olsa da, zor geliyor insana. telli duvaklı gelin olacak diyorsun, ne güzel sevin işte diyorsun, damat memleketlin tanıdığın insan diyorsun, bir ömür boyu mutluluklar diyorsun ama gönül ferman dinlemiyor işte. eşyalarını, çeyizini, elbiselerini yeni evine götürmek üzere toplamasını görmek bile üzüyor insanı. en kötü hüznün böyle olsun diye düşünüp kendini avutmaya çalışıyorsun. hayat böyle kurulmuş, senin annen de zamanında 16 yaşındayken uzak ellere, samsun'dan istanbul'a gelmiş diyorsun ve susuyorsun. yapacak başka bir şey kalmıyor insana çünkü.

    haftaya evleniyor kız kardeşim, yuvadan uçup gidiyor, kendi yuvasını kurmaya doğru. ağlamayacağım diyorum ama kendimi kandırıyorum biliyorum bunu, muhtemelen süzülecek yine gözyaşlarım. ama en azından ağladığımı görmeyecek bu sefer, beni gülerek görmesini istiyorum zira. ve evet, doya doya bir kez daha bakacağım gözlerine, benim kardeşim çünkü bu kara kız.
  • bizim kara kız evlendi sonunda. iki ay oldu neredeyse. dün doğumgünü idi, aradım küçük enişte ile beraber geziyorlarmış. tutmayın küçük enişteyi dedim hep beraber güldük. soyadı da değişmiş, enişte beyin soyadını taşımaya başlamış. biraz hüzünlendim bunu duyunca, aklıma düğünden iki hafta sonra karşılaştığımız an geldi. dakikalarca sarılmıştık birbirimize. ikimizin de gözlerinden yaş akmıştı çok iyi hatırlıyorum, tıpkı şimdi ağlamaklı olduğum gibi. yanında başkaları da vardı, o yüzden daha fazla uzatmamıştık sarılmayı ama ne de çok özlemiştim kız kardeşimi, sanki yıllardır görüşmemişiz gibi.

    insanoğlu bu kuş misali, bir an orada bir an burada. bir de bakıvermişsin çok uzaklarda. umarım bundan sonra çok mutlu olurlar ikisi, hayat onları hiç ayırmasın inşallah. bizim de gözümüz arkada kalmaz böylelikle.

    ha unutmadan ekleyeyim, yeğenlerim olunca da ilk nasihatım şöyle olurdu herhalde:

    "kardeşçe birbirinizi çok sevin. şu dünyada insanın kaç kişisi var ki zaten"
  • kayınçoya sebep olur.
  • aileye yeni giren enişteden bozma kayınço adamın, hiçbir zaman sizin gönlünüzde yer alamamasına da yol açar. ömür billah kıskanacaksınız onu, hazır olun.
  • bok gibi bi sabah. girmişsin kapıdan içeri, yastığın üzerinde bir kafa, terden saçları suratına yapışmış birisi. gözlerini açar açmaz asmış suratını. yok demişsin, bugün onun günü...
    evin içinde koşturmaca, hengame, gelenler gidenler vesaireler. sonra girmiş ki eve, peri kızı gibi. süslenip püslenme değil işte kastettiğim, güzeller güzeli olmuş...
    tüm gün koşturmaktan yorgun ama belli etmiyor. annen bir kap yemek koymuş önüne, kimsenin olmadığı bir odadasınız, annen, gelin hanım ve sen... neler konuşulmuş orada, neler söylenmiş hatırlamıyorsun. sonra eline bir kırmızı kuşak verilmiş, tarif edilmiş nasıl yapacağın... alnından öpmüşsün, bir güzel dua etmişsin ama ne dediğini hatırlamıyorsun da...
    düğünün yapılacağı salona girmişsin, ama krize müdahale etmen lazım çünkü gelinin çiçeği evde unutulmuş. bir arabaya atlamışsın, bütün kuralları çiğneyerek, baharda bir haftasonu akşam üzerinde bahçelievlerden çayyolunun o zamanki en uzak noktasına tam yarım saat içerisinde gidip gelmişsin, canlı kalman ilginç ama o an için çok da umrunda değil, garip bir ruh halindesin en nihayetinde?
    yine koşturmaca, yine hengame, yine hiç hatırlamadığın ve yorgunluktan geberdiğin bir akşam, tek hatırladığın tek lokma yemediğin, ağzının kuruluğuna bir damla su düşürmediğin... hey maşallah! yenilmiş içilmiş... ama gece bitmiş... yakın akrabalar, yine dualar, şunlar bunlar derken dışarı çıkılmış hep beraber, eller öpülmüş, sözler söylenmiş, hiç hatırlamadığın sahnelerden teki var ki onu unutman zor:
    hava soğuk arkadaş, ankara soğuk o gece. dışarda onlarca insan var, her iki tarafın yakın akrabaları. en son sana geliyor sıra, çünkü o saniyenin en çok koyduğu kişi sensin, ve "enişteler sevilmemek içindir" repliğini orada sarfetmişsin ilk defa. boğazına birşey düğümlenip burnun sızlayınca seni çok sert uyarıyorlar. ağlamak yokmuş o gece, amanmış, sakınmış... "koy götüne gitsin, ağlayacam ulan" diyemiyorsun tabi, gözlerini sımsıkı yumuyorsun sadece...
    eve dönülüyor. babanın ağzını bıçak açmıyor. annen koşturmuş tüm gün ve nasıl yorgun. evde 4 dayıdan birisi kalacak o gece. deniyor ki o da evin artık evlenmiş kızının odasında kalsın. o an diyorsun ki ben biraz çıkayım, yorgunum.
    çeviriyorsun kontağı, basıyor gidiyorsun. çayyolundan çiftliğe belki de saniyeler içinde ulaşıyorsun, oradan abidinpaşadaki bir parka, oradan gölbaşına. saatler sonra gürültü yaparak eve giriyorsun. alkol almamışsın ve gözlerin nasıl kızarmış...
    sabah oluyor, aynı kapıyı açıyorsun. yastığın üzerinde o güne kadar sevdiğin dayının kafasını görüyorsun. o andan sonra dayını birazcık da sevmiyorsun...
    saçma sapan şeylere bozuluyorsun, bir müddet terör estiriyorsun. yanına kimse yanaşmıyor aslında, uzaktan seyrediyorlar...
    alıyorsun çantanı, başka şehre gidiyorsun, öğrencilik mesleğini icra ettiğin şehre. bir dahaki eve gelişinde o oda değişmiş oluyor, bir daha o çirkin suratı uykudan uyanmışlık asıklığında görmüyorsun...
    işte böyle, aradan yıllar geçiyor, çok şey değişiyor, yeni dengeler ve yeni diyaloglar kuruluyor. kimse olandan bitenden pişman değil, ama senin sinirin bir türlü geçmiyor. ve eniştelerin sevilmemek için var olduklarını kız kardeşinin evlenmesi yüzünden anlıyorsun.
  • dün başıma gelen olay.
    gelin alma olayına kadar herşey gayet iyidi. ancak erkek tarafı gelip de kız kardeşin merdivenlerden inişini gördüğüm anda, kendime şaşırarak deli gibi ağladım hıçkıra hıçkıra.

    insanın içini yakan olaymış.
  • abi için boktan durummuş. yazılanları okudukça ben bunu abime nasıl yaparım diyorum ve kararımı veriyorum; ben evlenmicem.

    (bkz: dost hayatı)
  • takriben bir sene zarfinda basima gelecek durum.
    daha simdiden bi enteresan hissetmeye basladim zaten..
    canim benim ya... mercimek kadardin lan ne ara buyudun :/
  • etkinlik olarak bir kaç güne sığıyor belki ama beni en az bir kaç yıl büyüttü... hem de tek bir "evet"i ile...