şükela:  tümü | bugün
  • gökyüzü cisimlerinden yıldızların hayat sürecindeki bölümlerden birinin adı... yüksek yerçekimi kuvveti nedeni ile yıldızın kütlesinin değişmediği ama boyutlarının çekirdeğe doğru olan çekim nedeni ile küçüldüğü süreç...
  • red dwarf'un turkce kar$iligidir.
  • kutlesi gunesin yarisi kadar olan yildizlardir. bunlar kucuk olmalarina ragmen oldukca uzun omurlu olurlar. yasam sureleri 50 milyar yil ile birkac yuz milyar yil arasinda degismesine ragmen yuzey sicakliklari en ust kutleli kirmizi cucelerde bile 3.500 santigrat dereceyi gecemez.

    uzun yasamlarinin sirri ise; sahip olduklari cekim gucunun zayifligi nedeniyle cekirdek bolgesindeki basincin dusuk olmasi ve dolayisi ile nukleer reaksiyon bolgesinin gorece kucuk bir alan kaplamasidir. bu nedenle bu yildizlar yakitlari olan hidrojeni neredeyse "koklayarak" yakarlar. boylece yakitlari daha buyuk yildizlardan cok daha az olmasina ragmen cok daha uzun sureler hayatta kalirlar.

    ayrica; (bkz: turuncu cuce) (bkz: beyaz cuce) (bkz: parlak super dev yildizlar)
  • (bkz: gimli)
  • var olan yıldızların yaklaşık %80'i bu sınıftandır. yani güneşin 2/3 kütlesine ve daha azına sahip yıldızlar. bunlara kırmızı cüce veya kızıl cüce denilliyor...

    örnek vermek gerekirse, güneşe 10 ışık yılı kadar yakında olan yaklaşık 60 yıldızın çok büyük çoğunluğu (50 kadarı) kırmızı cüce sınıfından. doğal olarak ışınım güçleri çok düşük olduğu için bu yıldızları çıplak gözle görmemiz mümkün değildir.

    başka bir deyişle, gökyüzüne baktığımızda gördüğümüz, samanyolu galaksisindeki yıldızların sadece %20'si çıplak gözle görebileceğimiz büyüklükte yıldızlardan oluşur. yani galaksimizin %80'ini oluşturan yıldızlardan hiçbiri dünyadan çıplak gözle görünemez, çünkü onlar kırmızı cücelerdir...

    ek olarak; ömürleri 100 milyar yıldan, 1 trilyon yıla kadar geniş bir spektrum içinde yer alır. evrenin tahmin edilen yaşının 14 milyar yıl olduğu düşünüldüğünde, ne kadar uzun ömürlü oldukları daha iyi anlaşılabilir.
  • bir kırmızı cüce yıldızın sisteminde bulunan gezegenlerin yaşanabilirliği bilim dünyasında tartışma konusudur.

    çok fazla olmalarına ve uzun ömürlerine rağmen, kırmızı cücelerin etrafındaki gezegenlerde hayatı zorlaştıracak bir çok faktör vardır. ilk olarak bir kırmızı cücenin gezegenleri, kırmızı cüce ile aralarında kütleçekim kilidi olacak kadar yıldıza yakındır. (bkz: kütleçekim kilidi) bu da sistemdeki gezegenlerin, bir tarafının sürekli aydınlıkken diğer tarafının sürekli karanlık olmasına yol açacaktır. bu durum gezegenlerin iki tarafında aşırı sıcaklık değişimleri yaratabilir. bu durum dünya benzeri yaşam şekillerinin oluşmasına engel olacaktır. bu tür kütle çekim kilidine yakalanmış gezegenlerin atmosferlerinde de problemler kaçınılmazdır. sürekli gece olan bölge, atmosferi donduracak, bu durum sürekli aydınlık olan bölgenin, çıplak ve kuru olmasına yol açacaktır.

    öte yandan yeni teoriler, kalın bir atmosferin ya da okyanus sistemine sahip olmanın ısıyı gezegende dağıtabileceğini ve iki tarafının da sıcaklıklarının benzer olabileceğini öngörmektedir. bu sistemde, jüpiter benzeri bir gaz devinin uydusunda yaşam için daha elverişli şartlar olabileceğine dair de teoriler vardır. uydu, gezegenine kütleçekim kilidiyle kitlendiği için yıldızın kütleçekim kilidinden kurtulacak ve yörüngesindeki bir turu ısıyı daha eşit şekilde dağıtacaktır.

    ikinci olarak, kırmızı cüceler, elektromanyetik enerjilerinin büyük bir kısmını kızılötesi ışık olarak yayarlar. dünya'da bitkiler enerjilerinin çoğunu görünür spektrumla sağlarlar. aynı zamanda kırmızı cücelerin enerji çıkışlarındaki büyük dalgalanmalar, olası yaşam şekillerine zarar verecektir. bazı zamanlar aylar boyunca ışımaları %40 oranında azalırken, bazı zamanlar da parlaklıklarını bir iki dakika içinde iki katına çıkaran ışımalar yaparlar. bazı teorilere göre, yıldıza daha yakın olan gezegenler bu enerji dalgalanmalarına karşı atmosferlerini koruyabilirler. ama bu konu da tartışmalıdır.

    kısacası şu an için, kırmızı cücelerdeki yaşam olasılığı konusu tartışmalıdır. mevcut veriler tam bir yanıt veremese de bazı öngörülerde bulunulabilir.