şükela:  tümü | bugün
  • guner umit'in bi kac yil ekranlardan uzak kalma sebebi olan kelime..
  • kızılbaş olarak hitap edilmelerinin sebebi osmanlı zamanında aleviler yapılan baskı, zulüm ve kıyım sebebiyle celali ayaklanmaları ve benzeri ayaklanmalarda bulunmuşlar, bulunanlar ve destek verenler belli olsun diye kafalarını kırmızı bi bez dolamış, adları olmuş kızılbaş.
  • (bkz: tahtaci)
  • bir söylentiye göre de;uhud savaşında hz. muhammedin ağzına bir ok gelerek dişleri kırılmış,ve ağzı kanla dolmuş.hz. ali de kanı avcuna toplamış ve "bu kan yere dökülemez" diyerek başının üstüne doğru akıtmış.(çünkü söylendiğine göre muhammed "benim bir damla kanım yere düşerse,allah dünyada taş taş üstünde bırakmayacaktır" demiş)..daha sonra da savaşlarda bunu temsilen kırmızı bez sarmışlar..
  • ben nihat genc ten naklettim bu baslik altindaki bilgiyi, ama goruyorum ki arama motoruolunmus, sozlukteki basiretsiz, bi ske derman entry girmeyen morfin cekiyorum neon vurun uzerime tipi bkz insani intibagi silinilmeye gayret edilmis yakin tarihte mabadimizdan cikanlarin agzi acik alinip kana karismasi sebebiyle.bu sevindirici tabi.

    (bkz: muneccim boku yemek)
    (bkz: medyum otisabi)
  • kızılbaş terimi 15. yüzyıldan 19. yüzyılın sonlarına kadar anadolu ve rumeli'de yaşayan taşralı aleviler için kullanılmıştır. şehirli aleviler kendilerini daha çok bektaşi olarak tanımlanmışlardır. kızılbaş terimi safevi hanedanı sah ismail ve taraftarlarının kızıl taç/kızıl sarık takmalarından gelmektedir. osmanlıya karşı öz be öz türkmen soyundan gelen sah ismail'inyanında yer alan aleviler de bu nedenle kızılbaş olarak nitelendirilmişlerdir. ancak hakim kültür (sunni yaklaşım) ve devlet (osmanlı) sürekli olarak kızılbaşları baskı altında tutmuş ve olur olmadık yakıştırmalarda bulunmuşlardır. ve budurum zaman içinde kızılbaşların kendilerini aleviolarak tanımlamasına neden olmuştur. alevi kelimesi 19. yy'ın sonlarında ortaya çıkmıştır. o zamana kadar alevilere kızılbaş veya bektaşi denmektedir.
  • (bkz: peggy bundy)
  • (bkz: ismail)
  • hazret-i ali'yi halife tanıyanlar genellikle "alevi" diye anılmışlardır. aleviler, şiiler ve bektaşiler diye üçe ayrılmaktadırlar. şiiler iran alevileridir. kızılbaşlar, bir kısım türkmenlerden meydana gelmektedir. bektaşiler ise şehir alevilerine verilen addır.

    anadolu'da yörük olarak yaşayan türkmen oymaklarından bir kısmı "alevi"dir. sünnilerce bunlar halk arasında "kızılbaş" demek alışkanlık haline gelmiştir.

    anadolu alevileri, kızılbaşlardan başka şu kollara ayrılmaktadırlar:
    - akbaşlar: abbasi devrinin alevileri
    - açıkbaşlar: özbek türk alevileri
    - yeşilbaşlar: şiiler yani acem alevileri
    - karabaşlar: sıffin savaşında ayrılan şamlı aleviler

    kızılbaş'ın kelime olarak hakaretamiz kullanılması da, bu sözden alınnmak da anlamsızdır. anadolu'da kızılbaş, bektaşi, tahtacı (bkz: tahtacılar) ve hurufî (bkz: hurufilik) adıyla yaşayan alevilerin sayısı 10-12 milyonu bulmaktadır. bunlar yarı gruplar halinde yaşamakta, birbirlerine töre ile bağlı bulunmaktadırlar.

    kızılbaşlığın anadolu'da yayılışı kırşehir, ankara, sivas, diyarbakır, tunceli, erzurum ve kars'a kadar dayanmıştır. ayrıca güneyde toroslar'dan antalya'ya buradan da çanakkale'ye kadar uzanan bölgede yaşayan ve adlarına "tahtacı" denen göçebeler de kızılbaştır. ege'de izmir, manisa, kütahya, balıkesir çevresinde de kızılbaş köyleri bulunmaktadır.

    orta anadolu kızılbaşları hacı bektaş-ı veli'nin çelebi ocağına, tahtacılar ise izmir'in narlıdere köyündeki "yanın yatır ocağı"na, aydın reşadiye'sindeki "hacı emir" ocağına bağlıdırlar.

    kızılbaşlar sünnilerden kız almamakta, kendi aralarında evlenmektedirler. kızılbaşlarda boşanmak da bulunmamaktadır. kızılbaşlarda işsiz yoktur. işini kaybedene hemen yeni iş bulunmaktadır. sık sık toplanmaya ve içkiye düşkündürler.

    kızılbaşlar bıyıklarını dudaklarının üzerine doğru uzatmaktadırlar. kızılbaş dedeleri uzun saç ve top sakal bırakmaktadır. dedelik babadan oğula geçmektedir.

    ocak, eşik, kadın ve şarap kızılbaşlılıkta kutsaldır. gizliliğe büyük önem verilmekte, sırlar titizlikle saklanmaktadır. kızılbaşın mutlaka evli olması gerekmektedir. tarikata girmek isteyene "can" adı verilmektedir. genellikle karı-koca tarikata beraberce girmekte ve düzenlenen özel törene beraber katılmaktadırlar.*
  • (bkz: redhead)