1. tokat’ın ufak bir köyü olan kızıldere ev sahipliği yaptı bu katliama. takvimler 30 mart 1972’yi gösteriyordu. katledilenler deniz gezmiş, hüseyin inan ve yusuf arslan'ın haksız idam cezalarını engellemeye çalışan genç aydınlardı.

    askerlerle donatılmış, kızıldere'de köy muhtarına ait, kerpiçten yapılmış, etrafı ablukaya alınmış, üçü nato üssünde görevli olmak üzere, on üç kişiye mezar olmuş bir ev..

    köylü o zamana kadar hiç görmediği, helikopterle tanışmış. havan topları, bombalar, makinalı tüfekler.. hepsi tek bir kıvılcımı bekliyor, tutuşmak için..

    12 mart'ta sola yapılan darbenin, kaçınılmaz sonuçlarının, en büyük halkasıydı bu katliam. 68 kuşağının liderlerini asmaya, sorgulamaya, işkenceye tabi tutmaya başlayan devletin ağır bir darbesiydi. yarınlara nasıl hesap vereceğini düşünmeyen insanların, caniliklerinin bir göstergesiydi. mahir çayan, hüdai arıkan, ertuğrul kürkçü, cihan alptekin, saffet alp, ahmet atasoy, nihat yılmaz, sinan kazım özüdoğru, sabahattin kurt, ertan saruhan ve ömer ayna’yı acımasızca kurşunlara boğanların eseriydi.

    kızıldere’deki köylüler dönemin başbakanı nihat erim’in ''yakın o köyü, bir köy eksik kalsın, ne çıkar!'' dediğini söylüyorlar. nihat erim’in böyle bir cümle sarfettiğinin kanıtlanabilirliği az da olsa, katliama baktığımızda yegane belgeyi görüyoruz. bir evin nasıl kan gölüne çevrildiğini, duvarlarının nasıl delik deşik edildiğini hepimiz biliyoruz..işte yarınlara hesap vermekten korkmayan bir insan daha...

    derin devlet operasyonu olarak tarihe geçen ve hala karanlıkta kalan yanlarının olduğu katliamda kimse ceza almamıştır. bilakis, ilk kurşunu sıkan jandarma teğmeni mustafa ilerisoy operasyondaki başarısından ötürü takdirname almıştır. birkaç ay sonra da üst teğmenliğe terfi ettirilmiştir.

    bir başka sorumlu, 12 mart darbesinden sonra istanbul sıkıyönetim komutanı olarak atanan faik türün’dü. ziverbey köşkü’nde de başrol oynayan türün, bu operasyona da özel olarak hazırladığı ekibi yollayarak etkisini gösterdi. üstelik çok umursamazdı da. o da yarınlara hesap vermekten korkmayanlardandı. ziverbey köşkü için; "kadıköy'deki köşkü, kontrgerilla örgütüne özel olarak hazırlattım’’ diyecek kadar pişkin, ‘’ ne yaptıysak vatan için yaptık’’ diyecek kadar da haklı görüyordu kendini.

    işte 30 mart ve 6 mayıs sorumluları.. işkenceleri yapanlar, kitapları saklatanlar ve katliam yapanlar. bir neslin devrimcilerini yok edenler. tek suçları tam bağımsız türkiye’yi isteyen gençleri acımasızca, katledenler ve asanlar, türkiye’nin geri kalmışlığının tek sebebidirler. demokrasinin işlemediği ülkemde, darbe üstüne darbe yaparak, türkiye’yi geriye götürenlerdir. birileri asılacak veya katledilecekse, süphesiz ki onlardırlar…

    kızıldere son değil, savaş sürüyor…
  2. (bkz: kızılderili katliamı)

    zamanın ötesinden gelen edit: olm o da katliam bu da katliam, daha yapılan katliamlarda ayrımcılığa gidersek kim inanır samimiyete?
  3. oy dere kızıldere
    böyle akışın nere
    onlar biter mi sandın
    sana can vere vere oy...

    dere bizim evimiz
    suyu alın terimiz
    söyle nedendir dere
    vurulur gençlerimiz oy...

    dere böyle durulmaz
    gence kurşun sıkılmaz
    sanma faşist olandan
    bir gün hesap sorulmaz oy..

    söz-müzik: aşık sinem bacı
  4. 30 mart 1972'de tokat'ın niksar ilçesi'nin kızıldere köyünde, 12 mart faşist cuntasının gerçekleştirdiği, `mahir çayan`, sabahattin kurt, nihat yılmaz, saffet alp, sinan özüdoğru, ertan saruhan, hüdai arıkan, ahmet atasoy, ömer ayna ve cihan alptekin'in katledilmesiyle sonuçlanan katliam. bu on cesur devrimciyi kızıldere'ye götüren neden; deniz gezmiş, hüseyin inan ve yusuf aslan'ın idamlarının önlenebilmesi için eylem yapmaktı. on'lar hem yoldaşlarına sahip çıkmak hem de emperyalizm ve faşizme karşı mücadele vermek için şehit oldular. bugün tam 39 yıl oldu, unutulmadı. onlar iktidara ve düzene başkaldırının, faşizmle savaşın simgesi oldular, bu ülkede devrimciliğin simgeleri olan mahir, deniz, yusuf... unutulmadıkca benim hala umudum var.
  5. insana neden yaşadığını sorgulatan nedenlerdendir.

    toprakları bol olsun o güzel insanların. bir yıldönümünü daha salak salak sözlükte, işte geçirmenin utancını duyuyorum, birkaç seneye bunu da duymam muhtemelen elimde çekirdekle belgesellerini izlerim. birtek benimdir böyle, boşa ölmemiştir bu canlar diye de umudumu kaybetmiyorum. gerçi herkes böyle olsa bile boşa değildi mücadeleleri.

    başımız sağ olsun.
  6. ertuğrul kürkçü meclise yemin etmeye yakasında on karanfille gitmiştir, sebebini soran gazetecilere de "bilmiyorsan sen nasıl gazetecisin" diye ayarı vermiştir.
  7. "mahir çayan ve arkadaşlarının katledildiği kızıldere katliamı'nda sorumluluğu olan eski mit mensubu mehmet eymür, katıldığı bir televizyon programında kızıldere katliamı’nı anlattı. türkiye’nin karanlık tarihinde yaşanan pek çok olayda ismi geçen mit kontrterör dairesi eski başkanı eymür, 30 mart 1972’de kızıldere’de gerçekleştirdikleri katliamla ilgili olarak, “orada herkesin öldüğünü zannediyorduk ve çok yorgunduk” dedi ve ekledi: “ertuğrul kürkçü’yle, mahir çayan'la konuştuk. hatta bize 'sam amca'nın çocukları' dediler. karşılıklı atıştık. bildiğim kadatıyla mahir çayan çok sert çıktı belki teslim olurlardı."

    'ama ben seninle görüşmem'

    bu açıklamaları sorduğumuz kızıldere katliamı'ndan sağ kurtulan ve şimdi milletvekili olan ertuğrul kürkçü ise eymür'ün sözlerine şu şekilde cevap verdi: “beni ve mahir’i öldürmeye kalkışmasalardı ve ardından makineli tüfek atışlarıyla evi tarayarak çatışmayı başlatıp bu ölümlere yol açmasalardı, evet; belki uzlaşma olabilirdi. çünkü iş küfürden değil silahtan çıktı.”

    kürkçü, eymür'ün programda kendisine yöneltilen “kürkçü ile bir araya gelmek ister miydiniz?” sorusuna karşılık olarak verdiği, "benim için bir problem yok. benim idamdan yargılanmış görüştüğüm arkadaşlar var” cevabına olan tepkisini ise şöyle ifade etti: "ama benim görüştüğüm mit yöneticileri yok. o yüzden görüşmem."

    ne olmuştu?

    mehmet eymür, sunucunun “kaç kişi katledildi orada?” sorusuna "benim bildiğim 14 kişi falan” şeklinde yanıt vermişti. oysa sadece ertuğrul kürkçü’nün kurtulduğu kızıldere katliam’ında 10 kişi öldürülmüştü.
    katliam şöyle gerçekleşmişti:

    12 mart 1971 muhtırasından sonra yakalanan deniz gezmiş, yusuf aslan ve hüseyin inan'ın idamlarını engellemek için 27 mart 1972'de ünye'deki nato üssündeki yabancı görevlilerini kaçıran türkiye halk kurtuluş partisi - cephesi'nden mahir çayan, ertuğrul kürkçü, hüdai arıkan, nihat yılmaz, ertan sarıhan, ahmet atasoy ve thko'dan cihan alpteki kızıldere'ye gitti. burada, thkp-c'li sinan kazım özüdoğru, sabahattin kurt, saffet alp ve thko'dan ömer ayna ile buluştular. grup köyün muhtarının evinde mevziilendi. mahir çayan teslim olmaları yönündeki çağrıya "sıradan askerleri çekin üst düzeyler gelsin", "biz bu yola dönmek için değil ölmek için girdik" şeklinde cevap verdi. ardından başlayan silah atışları sonucu çayan, evin çatısında vuruldu ve yaşamını yitirdi. helikopter destekli operasyonda, evin içindekiler şiddetli silah atışlarına maruz kaldı. bunun ardından evden dışarıya silah atışının sonlanması üzerine eve giren kolluk kuvvetleri, can çekişmekte olan saffet alp'i öldürdüler. geriye kalanlar savunma mevziine geçerek kapının arkasına yerleştiler. kolluk kuvvetleri içerideki herkesi katlederek "operasyonu" tamamladı. ismi geçen devrimcilerden yalnızca ertuğrul kürkçü katliamdan sağ olarak kurtuldu."

    http://www.odatv.com/…re-kurkcuden-cevap-1602121200
  8. sosyalist hareketin 68'liler kanadının yok edilmesiyle, hareketin bir süre öndersiz kalmasına neden olan ve o dönemim gençlik liderlerinin katledilmesi sebebiyle bugünün sol çizgisinin güçsüzlüğünde payı olan katliam...
    devlet eliyle yapılan bu katliamın bugün 40. yılı. can dündar, mahir çayan ve kızıldere'de yaşanılanlar ile ilgili güzel bir yazı kaleme almış alıntılamak lazım...

    --- spoiler ---

    liseli mahir’e, “eli kolu bağlı insanların öldürülmüş olması elbette kabul edilemez” dedim.
    “ama unutma ki onlar da oraya, eli kolu bağlı halde öldürülmeyi bekleyen arkadaşlarının idamını engellemek amacıyla gitmişti.”
    koca ordu, 11 adamı, bir köy evinde kıstırınca ateş açmadan bekleyip sağ yakalamaz mıydı?
    bunu denemediler bile... ingiliz rehineleri de gözden çıkararak, büyük askeri güçle ve hınçla yaylım ateşi açıp hepsini katlettiler. can çekişenleri kurşuna dizdiler.
    onların kurtarmaya çalıştığı 3 genci de hemen ipe çektiler.
    bir yanda 20’li yaşlarının ortalarında “ülkemiz emperyalizme teslim olmasın” diye bayrak açan bir avuç genç...
    öte yanda onları yok etmeye çalışan devasa bir devlet mekanizması...
    kimin şiddetini suçlamalı?

    ...

    şiddetin, türkiye siyasetinin olmazsa olmazı, aynı zamanda da en büyük çıkmazı olduğunu anlattım mahir’e...
    önceki kuşakta, gençliğinde hapse girmemiş, işkenceden geçmemiş, şiddet görmemiş hemen kimsenin olmadığını, bu zihniyetin gençliğe şiddet dışında yol bırakmadığını söyledim.
    “bak bugün bile devlet, sendikaların eğitimle ilgili protestosunu yasakla, copla, gazla boğmaya çalışıyor. demokratik kanalları tıkayarak şiddetin yolunu bizzat açıyor. bunlar hep geçmişten ders almadığımızdan başımıza geliyor” dedim.
    “ama türkiye’nin en birikimli kuşağını acımasızca yok eden 12 eylül sayesinde sizin kuşak, türkiye’nin amerikan üsleriyle, kürecik’le nasıl başının belaya sokulduğunu umursamıyor bile” diye ekledim.
    “o kadar da değil” dedi mahir...
    adını taşıdıklarının hatalarından ibret, ideallerinden ilham almış gibiydi.
    sanki 40 yıllık bir sesti.
    ve hâlâ gençti.

    --- spoiler ---

    http://gundem.milliyet.com.tr/…/1521173/default.htm

kızıldere katliamı hakkında bilgi verin