şükela:  tümü | bugün
  • toplumdaki kız nazlı olur anlayışından ileri gelir. bir de eskiden kalma "damadı ne kadar yolsak kardır" anlayışından.

    evleneceğim zaman sadece nikah yapacağımı söylediğim bir arkadaşım - ki modern geçinir- "ne öyle dul karı gibi" dedi.

    bir komşum "ne takacaklar, set takımı aldırsaydın" dedi.

    düğün yapmadığım ve topuz yaptırmadığım için hala laf söyleyenler var.

    gelinliğimi 364 tl'ye mal ettim diye güzel bulmayanlar var (fiyatını öğrenmeden önce çok beğenmişti).

    bunlar hep eskiden damat çalışır kadın parasını yer anlayışından. pahalı gelinlik alıp, pahalı ve sıkıcı düğünler yapmak bizim kendi bütçemizi etkileyecekti, aylarca borç ödeyecektik be süs meraklıları. hem size ne, alan memnun satan memnun. dul karıysa dul karı, dulluğun nesi ayıp hem! bunlara inat boşanıp bir daha evlenmek gerek.

    bak sinirlendim gene, kocama vitrin aldırayım da para harcatmış olayım bari.

    edit: gelen bir dolu mesaj üzerine açıklama ihtiyacı hissettim. 2010'un aralık ayında evlendim ben, tr/dolar daha uçmamıştı. bugünlerde uçmuş da olsa aşağıdaki sitelerden gayet uygun fiyata ve çok güzel gelinlikler alınabiliyor. benimki üzerime tam oturmuştu, ölçüleri doğru vermek yeterli. bir de gönderim süresi uzun sürüyor, aylar öncesinde verin siparişi:

    http://www.made-in-china.com/…cts/bridal_dress.html

    http://www.weddingdresstrend.com/
  • damat tarafının maddi durumunu hiç düşünmeden sürekli isteme üzerine temellendirilmiş saçma sapan bir davranıştır.

    böyle diye diye evliliğinizin ilk 3 senesini düğün borcu ödeyerek geçirme aşamasına geldiniz yine de akıllanmıyorsunuz zilliler.
  • ev duzmekten dugun merasimine... hersey "bir kere evleniyorum" maskesi ardina saklanarak yapilabildigince abartilir.

    evine istedigi esyalari almaya tam olarak parasi yetmiyorsa ornegin, gider, ucuzundan alir ama herseyi alir.

    zira elalem ne der...

    begendigin koltuk takimina yetmiyor mu paran bebisim. bir tek uclu al?

    esinle sarilip, birbirine dolanip film izlemek icin uclu yeter. teklileri ciftlileri ne yapcan? misafir agirlamak icin degil, asik oldugun adamla daha cok vakit gecirmek icin evleniyorsun.

    evinde vitrinin konsolun gumuslugun olmasin nolcak (hatta hakikaten olmasin o ne be oyle, vitrin mi kalmis.

    yemek takimlarini atarsin kucuk odaya koli icinde, bir dolap alana kadar durur orada.

    yatagin en guzelinden olsun, gardrobun en guzelinden olsun, evin aydinlik, sessiz sakin ve huzurlu olsun yeter.

    dugun dedigin nedir ki... amac eglenmek degil mi?

    ama elalem ne der...

    yaa baslarim elaleme! ailem ve yeni ailem yanimda olsun yeter diyeceksin. davetiye, sekerler, ivir zivir bunlar iliskin icin olan seyler degil! bunlar baskalari icin yaptiklarin... aile dedigin dugunune davetiyeyle mi gelir hem!

    ama elalem hep herseyi tam evlenemedi der di mi?

    at o pis topuklulari, cik cimenlerin ustune bembeyaz gelinliginle tavsan gibi, ayaklarin sisene kadar danset... elini birakma bi an olsun damadinin ki millet o siyah garip damatlikla cocugu garson sanmasin.

    aksilikler elbet olur, takilma bu kadar... bi kere evleniyorum diyorsun ya, merasimi protokolu bosver. tadini cikar.

    ama olur mu... istedigi dans muzigi bi aksilikten dolayi 1 dakika gec baslayinca sinir krizleri gecirip aglamaya baslayacak sonra makyajim bozuldu diyip daha cok aglayacak, aglarken terleyip sacini da bozacak, o moral bozukluguyla etrafina da dugunu zehredeceksin di mi?

    hayati akisina birakmayi beceremeyen insanlarin takintisidir bu baska birsey degil.

    "elalem" icin degil, aski icin yasamayi ogrenmesi o yastan sonra imkansizdir.

    yine diyorum, asik oldugun adamla hayatini paylasmak asil amacin, millete pasta yedirip limonata icirip ustune sasa ile hava atmak degil.

    bir tek fotograflara verecegin emege acima. 60-70 yaslarinda dugununden kalan tek sey onlar olacak.
  • derdi ''o insan'' ile evlenmek değil yalnızca ''evlenmek'' olan kızlarımıza mahsus bir durum olduğunu düşünmekteyim.
  • evlilikle ilgili her şeyin fahiş fiyatla satılmasının sebebi. nasıl olsa bu kezbanlar buna 10 katı fiyat da çektirsem aldırır diyorlar. çünkü kezban bencildir.
  • kızların isteklerine saygı duymakla bir gelinliğe 6 bin lira bayılmak arasındaki ince çizgiyi ayırt edemeyen kezbanlar tarafından savunulan durum.
  • bi gelinliğe altı bin tl vermeyi gerektiren şımarıklıkmış. gerçi ben de evlendim. sağolsun hanım hiç bu şımarklığa girmedi de ben gelinliğe altı bin tl verseydim ilk 10-15 gün hiç çıkartmaz, her yere öyle gitmesini isterdim. sonra haftada bir 'haydi giy şu gelinliğini de şöyle bir neşelenelim' derdim. bu ne lan altı bin tl. temiz bi şahin alır 5 sene binerim o arabaya.
  • kızlar yapmayın! ciddi ciddi şu cümleyi kimseye kurmayın.

    ortaokuldayken yakın arkadaşımla mezun olduk ben liseye başladım o berber çırağı oldu. çokta tutumlu bi çocuktur. gel zaman git zaman arkadaş çalıştığı dükkanı satın aldı sonra yine para biriktirip evini aldı, aldı ama yıllarca sağındaki solundaki berberler 10da kapatırken gece 2lere kadar çalıştı çocuk.

    sonra vakit gelince buldu ailesi buna birilerini. kızların arasından en alçak gönüllüsünü istemiş ve kızın ailesi de fakir.

    bu hanımefendi bir yıl boyunca gerçek yüzünü göstermiyor, düğüne iki ay kala alışverişler başlıyor ve kızın içindeki canavar dışarıya çıkıyor. tek söyleyeceğim şey kız buna 8 bin liralık buzdolabı aldırmış. sadece bu örneği vereyim gerisini siz düşünün. ve arkadaşımın maddi gücüm o kadar yok ödeyemeyiz bunları demesine rağmen kız böyle davranıyor.

    arkadaşımın son ruh hali ise kendi sözleriyle "evlendiğimiz gece yanında yatar mıyım ? inan bilmiyorum. bırak sevgiyi o kadar nefret ediyorum ki yaptıklarından gram sevgim kalmadı."

    kimse kimseye yapmasın bu işkenceyi.
  • neredeyse tüm entrylerde kız annesine dokundurulan şımarıklık. işin komiği kız annesi diye kızdığımız kadın, bir sonraki düğünde erkek annesi olarak mağdur durumuna düşerken, oğlunu evlendirirken iyice dolmuş anneninse kızına sıra geldiğinde gün benim günüm havalarına girmesi.

    evet özellikle hemcinslerim tüketme konusunda kafayı yediği tartışılmaz. bu sadece evliliklerde sınırlı kalmıyor. düğün, mevlit, sünnet, doğumgünü vs gibi toplum içine çıkılan her türlü olayda durum böyle.

    başörtüsü takmayan annemin çekmecelerinde 100'den fazla yeni yemeni/başörtüsü, 25-30 tane de plastik gül kokulu tesbih buldum. bunlar ne diye sorduğumda mevlitlerde dağıtıldığını söyledi. oysa oraya giden herkesin hem başına örtecek örtüsü, hem de çantasında götürüp kullanabileceği birkaç tesbihi var. annemin yaptığı mevlitte buna vereceği parayı ihtiyaç sahibi bir öğrenciye vermesi için kavga kıyamet ikna ettim, belki böyle bir moda başlar ümidiyle.

    sünnet törenleri ise ona keza. yemekli düğünü ayrı, mevlidi ayrı, kına gecesi ayrı yıkım. annenin, kardeşlerin, halaların, teyzelerin bu törenlerin her birinde giyeceği kıyafette işin cabası.

    çocukların doğumgünü partileri ise başka bir hikaye. daha küçük gruplar olsa da her yıl tekrarlandığından epey bir meblağ oluşturuyor. yılları üstüste toplasan bir düğün parası da onlara harcanıyor.

    bu noktada benim anlamadığım hemen her konuda kendi kararlarını kendi alan genç insanların konu düğün dernek gibi işlere gelince annelerinin sözünden çıkmayan kuzuya dönmeleri. ne zaman evlilik hazırlığı yapan biri ile böyle bir sohbet geçse, şımarıklık gerekçesini annesini üzmemek olarak açıklıyor. "bana kalsa iki şahitle evlenirim, ama annem babam üzülür" bahanesinin arkasına sığınıyor. oysa bu insanların anne babaya karşı diğer tutumlarında aynı hassasiyeti göremiyorsun.

    -güçlü olun annelerinize karşı, her konuda onların kalıpları ile yaşamak istemediğinizi söylerken, evlilik söz konusu olunca bu kabullenme niye?
    -sizin evlenme olgunluğuna geldiğinize aklı kesen annenizi, eşya seçebilme, evlilik şekline karar verebilme yetisini taşıdığınıza niye inandıramıyorsunuz?
    -evlilik öncesi uçuşan özgür ruhları bu süreçte yüz görümlüğü isteme noktasına taşıyan ne?
    -yüzüne damla boya sürmemiş kızlar niye makyaj seti alır?
    -kot pantolonla sevdiğiniz adamı ropdöşambırla görmek istediğinizden emin misiniz?
    -eve doldurduğunuz gereksiz eşyaların sizi kaç tatil/sinema/eğlence vs. den mahrum edeceği hesabını yaptınız mı?
    -her kredi ekstresi geldiğinde sevişmek yerine kavga edeceğinizin farkında mısınız?

    not: bu entry geleneklere sıkı sıkıya bağlı bir çevrede yaşamış/yaşayacak, evlendikten sonra kocasının ve ailesinin sözünden çıkamayacak, otur dendiğinde oturacak, kalk dendiğinde kalkacak genç kızlar dışındakiler için yazılmıştır. bu genç kızlar için; "gün sizin gününüz kızlar, elinizden geleni ardınıza koymayın. hakkınızdır da. zaten erkekten ya da ailesinden bir şey isteme geleneğinin kökünde bu yatmaktadır."

    başına gelse görürüz diyenler için peşin edit: eşimle birlikte karar verip düğün yapmadan 5 dakikalık nikahla evlendik. içimde falan kalmadı, ruhumda onarılmaz yaralar açmadı bu durum. genç bir kızım var, bir gün erkek arkadaşı ile gelip "anne biz oda nikahı ile evleneceğiz" dese alınlarından öperim.
  • şaka maka itici ve mide bulandırıcı şımarıklıktır.

    o masterlar yapmış, doktoralara selam çakmış, bireysel gelişimini tamamladığını hissettirmiş, son yıllarını cool kadın havasında geçirmiş o sevilesi kız bir anda nasıl bir canavara, iğrenç bir yüz ifadesine, iflah olmaz bir hırsa, taşınamaz bir egoya sahip oluyor anlamak mümkün değil.

    bu konuda istisnadan yırtan 2 kadın tanıdım ben. gerçek birer kadındılar, cool olmayı karakterlerine nakşetmişlerdi adeta, hiç bozmadılar, hiç gevşemediler, "bir kere düğün yaa" iğrençliğine hiç düşmediler, ağızları yüzleri makyajdan maymuna dönmedi, "siv bini" budalalığına ise hiç atlamadılar. hoş bana da yar olmadı vicdansızlar ama kadın işte, kadın gibi kadındılar, siyam kedisi değil.

    zor zanaat beyler, bu konuda benim gibi abartı şekilde takıntılıysanız, kızın yaptığı bu tip eğreti sevimlilikler sizi koca bir müesseseden soğutuyorsa bu ülkede işiniz zor. hoş böyle daha mutluyuz, o kadın elbet çıkar gelir bir gün.