şükela:  tümü | bugün
  • mustakbel gelin adaylarimizin cogunda gorulen sendrom. dengeyi kurabilmek onemli olan. ya da karsi tarafta o baskiyi olusturmamak. ha suna da kulliyen karsiyim, bogazina kadar borca batip durumunun kat be kat ustunde masraflara gormek de cok sacma. varsa durumunuz, birbirinizi mutlu etmeye calisin. bence esas nokta, o insanin doyumsuz olup olmadigini anlayabilmeniz. zaten doyumsuz ve simariksa, neden evleniyorsunuz? zaten bu insanin her istedigini yapsaniz da o insan mutlu olmayacak, yetinmeyecek.
  • atalarımızın ünlü bir sözü var ''fakirden kız almak kolaydır, ama doyurmak zordur, zenginden kız almak zordur ama doyurmak kolaydır'' diye.. işte bunlar hep doyumsuzluktan, görmemişlikten. böyle uçarı istekleri bakıyorum, yetiştiği ailede hiç bir sıkıntı görmemiş, rahat yetişmiş kızlardan daha fazla rahat yetişmemiş kızlar yapıyor.

    asla kimseyi küçümseyecek, hor görecek değilim. herkes çok iyi olanaklarda büyüyecek, her istediği alınacak diye bir kaide yok. insanların durumları olmayabilir, zorluklarla yetişebilir ama bu bir ''ahlak'' meselesidir. ahlak sahibi insan, zaten karşı tarafın neler yapabileceğini bilir, ona göre makul taleplerde bulunur.

    ya geçen sene bir akrabamız evlenecek, kız liseden beri çalışıyor, çalışmazsa geçinemeyecekler, ev kira, borç gırtlakta, allah yardım etsin üzücü tabi orası ayrı. ama demez mi ben gelinliğimi italya'dan isterim diye. ya allah aşkına bu nedir? italya'dan gelinlik senin neyine? asla küçümsemiyorum ama aklı başında bir talep mi?

    parasını ''ben'' vermiyorum, ''bana'' kaçmayacak nasıl olsa, ''bizimkiler'' değil ''damat tarafı'' alacak diye karşı tarafı zor duruma sokup, yıllarca alamadığı, yapamadığı, içinde kalan ne varsa düğün arifesi topyekün damat tarafına yüklemekten başka birşey düşünmeyen şımarıkların yaptığıdır. elbette herkesin içine sinerek olsun her şey ama abartı isteklerle, olabilitesi mümkün olan şeyler arasında bir çizgi var, onu ayırt etmek gerek.
  • cogunlukla bu simariklikta erkeginde payi cok fazla. asgari ucretle calisip aylik 1500 tl taksitle ev esyasi alan bir tanidigim var ordan biliyorum. siz manyakmisiniz deyince "ama bende calisacagim" diyen gelin kizimiz sanirsin 5000 tl maasla calisacak. en baba alacagin maas asgari ucret olacak. heleki bugun calismaya baslasan 1 ay sonra alacaksın ilk maaşını. bu kadar mi salak olunur? eh damatta salak olup "sen napiyon? gotumuze mi sokacagiz gumuslugu? o da olmayiversin" demezse olunuyormus.
  • oldum olası düğünleri sevmeyen biri olarak evleneceğim zaman ben de düğün istemiyorum, evlenen ben değil miyim şımarıklığı yapmak istiyorum. planlar bu yönde yani. ama daha evlilik mevzu bahis değilken annem başlıyor bir kere evlenicen tam olsunlara. hayır yani niye ben anca sözde ikinci evliliğimde istediğim gibi evlenebilme mutluluğuna erişeyim. bence sorun ailelerin gösteriş merakı daha çok.

    benim evlenme aşamalarıyla ilgili hayallerim ise, isteme, söz, nişan tamamen çekirdek aile arasında ve aynı gün.

    nikah, hadi salon olsun, davetlisi gelsin, takılarını takıp evlendiğime inanıp gitsinler.

    düğün ve bir yığın ıvır zıvır için (nişan tepsisi, nişanlık, sözlük, kınalık, düğün salonu, kına salonu, nişan salonu vs) ayrılan tüm paranın üzerine biraz daha para koyup uzun yurtdışı tatili. takılar bu aşamada da bozulabilir.
  • hemen her konuda olduğu gibi gösteriş budalası, sonradan görme, şekilci yurdum insanının, işin özünü siktir edip yuva kuruyoruz bahanesiyle içindeki tüm o leş kokulu irini akıtma halinin kezbanlara özgü olanı.
  • sanki o düğün tek taraflıymış gibi bir haleti ruhiyeleri vardır. damat daha önce birkaç defa evlendiyse o zaman "sen zaten alışıksın" kontejyanından belki doğru olabilir ama normal şartlar da erkek de bir kez evlendiğinden aynı şımarıklığı erkeğin de yapması ya da iki kişinin de yapmaması gerekir.

    erkek te bu şımarıklıklara "aman sonra ömür boyu kafama kakmasın" mantığıyla eyvallah diyorsa o zaten şimdiden mutsuz, maddiyatçı bir evliliktir. geçmiş olsun. gelini öpebilirsiniz.
  • kimilerinde gözlemlediğim durumdur. misal birisi 100 cumhuriyet altını istemişti. diğeri nişan bohçasında olmazsa olmazlar listesi sıralamıştı.
    herşey dozunda ve imkanların dahilinde güzel. herkes elbette o günün özel ve güzel geçmesini ister. ama herşeyin de fazlası abartı. zaten borçla yapıldığı zaman da sıkıntısını yine çift ödüyor. onu da görüyorum. kredi çekiyor vs. ama işte sanırım insan istiyor. bilemedim. her case ayrı değerlendirilmeli sanırım.
  • kızlarımızın çocukluktan itibaren tek taş yüzük, gelinlik, düğün pastası, balayı bilmemne gibi evlilik temalarıyla beyninin yıkanmasının sonucudur. bir gelinliğe 6bin lira yazık hakikaten çok yazık.. kiralayınca da bir şey değişmiyor bildiğim kadarıyla. birbirini seven iki insanın birlikte yaşamasını çocuk sahibi olmasını evlilik şartıyla sınırlayan toplumlar ve devletler utansın.

    kendilerini erkeğe sunulan bir hediye ya da ne bileyim mal gibi görüp tüm düğün masraflarını erkekten bekleyenler de utansın.

    cinsiyetçi tabuları ancak ceplerinden para çıkınca hatırlayıp itiraz eden erkekler de utansın.
  • bu şımarıklığı çeken bütün mallara müstehaktır.

    zira sevgili mallar, kezbanlar sizin yüzünüzden şımarık, kezbanlar sizin yüzünüzden kezban.