şükela:  tümü | bugün
  • madem eskinin kutsal bilgi kaynağıyız -artık değişik bir ortam olduk- bir kaç bilgi de biz atalım ortaya.

    not: buraya herkes bildiği bir kaç şey eklerse, belki bu çok güzel ama hakettiği popülariteye ulaşamamış enstrüman hakkında güzel bir başlık oluşturabiliriz.

    not 2: en sonda işe yarayacak linkleri sıralayacağım.

    öncelikle bir klasik gitar edinmemiz gerekiyor -büyük şok. sonrasında da yılmaz bir irade.

    enstrümanı alırken de ucuza kaçmamak lazım, bütçeyi sarsmadan edinilebilecek en iyi enstrüman alınmalı. pek çok üreticinin çok popüler öğrenci gitarları vardır, 400-600 tl arasında fiyatları değişen -en popülerlerinden biri yamaha c40 modelidir- onlara bakılabilir. 200-300 tl aralığında da yeterli gitarlar bulmak mümkündür tabi. daha iyi gitarların ikinci elleri de her daim iyi bir opsiyon olsa da, eğer ki gitarlar hakkında bir bilgi yoksa kaçınmak iyi olacaktır.

    içinize sinmeyen enstrümanı almayın, bu çok önemli. sizi müzikten soğutabilir.

    sol el tırnaksız, sağ el ise tırnaklı olacak. klasik gitar tırnakla çalınır. pena telleri koparabilir. koparmasa da yıpratır. kaldı ki, pena sizi kısıtlar, klasik gitar tekniğinde penanın yeri yoktur. bununla beraber akustik gitar -çelik tel- tırnakla çalınabilir ancak o da tırnaklara zarar verir; kırabilir.

    sağ elde tırnak uzunluğu kişinin tekniğine kalsa da, genel görüş çok uzun olmayacak, avuç içi yüze dönükken bakıldığında, tırnak 2-3 mm geçiyor görünse yeter şekilde uzatmak yeterli olacaktır. burada tırnak uzatırkenki şekil de önemli, kimileri doğal bir uzamaya bırakırken, kimileri sağa doğru rampa olacak biçimde bırakır, kimi de sola rampa oluşturur. ancak sivri uç yapmak, ok ucu gibi düşünün, ses aralığını kısıtlar, tone production denilen olayda kişiyi kısıtlar. tamamen sivri bırakmak kadar düz törpülemek de aynı sorunlara sebep olur.

    temel nokta, uzunluğu ve şekli kişinin tekniğine bağlı kalarak, telleri yakalamayacak ve pürüzsüz şekilde törpülenecek. tırnağın uzatılan kısmına parmak sürüldüğünde, aynı bir cam gibi kayacak.

    gitar ve tırnaklar tamam. peki nereden, nasıl öğreneceğiz?

    elbette bir eğitmen varsa çok güzel. bir arkadaş veya öğretmen, farketmez. en baştan sizi hatalı teknikten ve sakatlıktan korur. sonradan düzeltmesi zor olan alışkanlıkları edinmenizi engeller.

    bulunulan bölgede eğitmen yoksa skype üzerinden de ders veren kişiler mevcut elbette.

    o da yoksa, delcamp forumlarına üye olunup, yıllık online -ücretsiz- derslerine kayıt olabilir kişi. böylece hem eğitmen, hem de kendisiyle aynı zevkleri paylaşan yoldaşlar edinmiş olur.

    bunların hiç biri olmuyorsa, olur ya, oradaki dersleri anlayamaz kişi veya tempoya ayak uyduramaz, bir metot kitabı edinip oradan da çalışabilir. ilk başta zorlansa da, temposunu bulduktan sonra gayet başarılı olabilir.

    ancak iş burada bitmiyor. bir enstrümanı iyice öğrenebilmek için, müzik diline de hakim olmak lazım. o yüzden müzik teorisini de kişinin bilmesi şart. elbette bilmeden de çalabilirsiniz bir şeyler, ancak öğrenirseniz, sınırı sadece siz belirlersiniz.

    çalışma temposunu da iyi ayarlamak lazım. genelde 45 dakikalık dersler olacak şekilde, yapılabilirse günde 3 ders harikadır. hele hele bu işi hobi olarak yapan birisiyseniz. elbette öğrencisi daha yoğun çalışır. ancak günde 45 dakika dahi yeterlidir. onda da 20, 25 dakika civarı bir kaç dakikalık bir mola vermek, sağlık için iyidir, kaslar ve zihniniz bir dinlenmiş olur.

    örnek bir program yapacak olsak eğer 3 tane 45 için, son 45i tamamen repertuvara ayırıp -yeni parça öğrenme ve eskileri tekrarlama-, 2. 45te ise üzerinde çalışılan parçadaki tekniklere zaman ayırıp, gam çalışılırsa, ilk 45te bir gün sağ el, diğer gün sol el egzersizleri yapıp, haftada bir gün de boş bırakarak gayet dengeli bir öğrenim yapılmış olur. müzik teorisine ise kişi günde 15 dakikasını ayırırsa, temellerini 1 ay gibi bir sürede öğrenebilir.

    bir ay kadar bir süre boyunca parmak uçları acıyacak, nasır tutana kadar da bu devam edecektir. o kısmı atlatabilmek çok önemli. bu süre içerisinde, ben yeni öğreniyor olsam, bol bol müzik teorisi ve sağ-sol el egzersizleri yaparım, herhangi bir derse başlamadan. böylece derslere hızlı bir giriş yapılır ve derslerdeki materyallerde daha az yorulur kişi. hem koordinasyon ve yer bilgisi de artacağından, öğrenme hızı da artar.

    şimdilik ekleyecek bir şey göremiyorum, gerek gördükçe burayı güncellerim. şimdi gelelim kaynaklara;

    müzik teorisi
    music theory çok harika tasarlanmış, ücretsiz bir site. bol bol egzersiz de vardır.
    teoria yukarıda sitenin bir benzeri.
    open music theory yukarıdakilerle benzer bir site.
    dave conservatoire khan academy benzeri bir site.
    music theory lessons bir youtube playlisti. gayet başarılı ve anlaşılır bir dile sahip.

    topluluklar
    delcamp forumları klasik gitar üstüne daha iyi bir site yok. burada ücretsiz onlarca metot kitabına, sheet music'e, derslere, ipuçlarına vs. vs. ulaşabilirsiniz. daha fazla şeye ulaşabilmek için daha aktif kullanmak gerekli. fakat sadece kayıt olmak, metot kitaplarına, sheet music'e ve giriş derslerine erişebilmek için yeterli.

    /r/classicalguitar/ reddit. kafa karışıklığı için, sohbet için ya da güzel bir parça paylaşmak için gideceğiniz yer ise burası.

    metot kitapları
    kanımca en iyisi, biraz da modern olması sebebiyle, christopher parkening'in kitaplarıdır. 2 cilttir, verilecek her kuruşa değer. elbette bulmak isteyen para vermeden de edinebilir.

    ille de para harcayacaksanız, sadece o kitaba para harcayın.

    bunlarla beraber, delcamp forumlarından edinebileceğiniz pek çok ücretsiz, artık telif dışı, kitap da vardır. gerçekten işe yarar bir kaçını sayacak olursak eğer;

    julio salvador sagreras
    pascual roch
    dionisio aguado
    matteo carcassi

    teknik-egzersiz kitapları
    en bilineni şüphesiz ki scott tennant'ın pumping nylon adlı kitabıdır. türkçesi olmasa da anlamak zor değil.
    bir diğeri de, biraz daha mantıklı ilerleyeni, ricardo iznaola'nın kitharologus'u, the path to virtuosity.
    hector quine, guitar technique
    abel carlevaro, school of guitar
    her yerden ücretsiz edinebileceğiniz, guiliani, 120 right hand exercises -sağ el üstüne daha iyi çalışmalar yoktur.

    bilinesi bazı siteler
    the guitar school
    this is classical guitar
    classical guitar
    classical guitar corner
    classical guitar shed

    izlenmesi gerekli bir kaç video
    a guitar lesson with abel carlevaro
    william kanengiser, effortless classical guitar
    frederick hand, classical guitar technique and musicianship

    sanıyorum bu kadarı, yeni başlayan birisine gayet yeterli olacak, en başta oluşan kafa karışıklığını gidermesine yardımcı olacaktır.

    bitirirken söylemek isterim ki, 1 yıl içerisinde istediğiniz noktaya gelmeyeceksiniz. 2 yıl içinde de. bir zaman gelecek ki zaten hiç yeterli gelmeyeceksiniz. büyük olasılıkla o noktada gitar çalmayı öğrenmiş olacaksınız.

    kolay gelsin.
  • öğrenmeyin.
  • iki ay sonra dolap üstünde tozlanacağını bile bile alacağınıza o parayı bana verin gidip kendime tezgah üstü mikser alayım, mis gibi.
  • parmak uçları nasırlaşana kadar, sol brachioradialis ile sağdaki arasındaki hacim farkını görene kadar durmak yok azimle devam.
  • sadece http://www.klasikgitarcalmakistermisiniz.com/ adresinden haftalık dersleri takip edin. haftada 3 gün 30-40 dakikalık düzenli çalışın. nota ve bona eğitimlerinize de gitar çalışmalarınız kadar önem gösterin.
  • (bkz: gitar çalacaklara tavsiyeler) başlığında bayağı bir şey yazıldığı için bilgiye erişim endişem giderilmiş olsa da "klasik gitar" başlığı altında daha hususi şeyler yazabileceğimi, arayan kimse ile daha çok temas edebileceğimi düşündüğüm için buraya yazmak daha güzel olur sanırım.

    gitar, kucağınıza alıp sarıldığınız ve saç tellerine dokunduğunuz bir enstrüman olduğundan herkesin kendine münhasır dokunuşları olacaktır. yazdıklarımı bunu gözeterek okumanızda fayda var.

    öncelikle başlangıç klasik gitarı diye bir şey yoktur. burası net. kötü tuşeleri olan rezil bir sanchez ile başlayıp yanlış tutuş tekniğiyle sol bileğimde yumru haline gelmiş eklem sıvısını bir sene taşıdım. telleri yüksek olmayan, perdelere yakınsak bir gitarı seçebilirseniz güzel olur. tel markası veya gitar markası için bir şey diyemem ancak low tension denilen basımı daha rahat tellerden alırsanız küçük parmak kaslarınızı çok yüklenmemiş olursunuz.

    çalmaya başladıktan sonra şayet işlerin ciddileştiğini hissediyorsanız derhal kaliteli bir klasik gitar alın. iyi ses aldığınız gitarlarda kulaklarınız daha güzel ve pirüpak gelişir. tekrar söylüyorum, başlangıç klasik gitarı hatta başlangıç enstrümanı diye bir şey yoktur.

    nasıl başlarsanız öyle gider. burası da net. ilk öğrendiğiniz bütün temel hareketlerde kurallara istisnasız inat edip uyun. basitinden söyleyeyim; g akorunu serçe, yüzük ve orta parmak kullanarak basılan, ki böyle basılır, şekliyle ısrarcı olarak öğrenin. g akorunu bu şekilde öğrendiğinizde c akoruna c diminished'a ve sair gidişatlara alışmanız çok daha kolay ve şık olacaktır. ama bu akor işaret parmağı ile daha kolay basılıyor deyip 3 sene sonra paganini c-dur sonata öğrenmeye kalkarsanız, tarantulanın bacaklarına dönmüş parmaklarınıza ağlayabilirsiniz :)

    yukarıda söylediğim konu için bach'ın bourre'sinde gerçekten çok zorluk yaşadım. parçayı öğrendikten 2-3 ay sonra tekrar çalayım dediğimde parmaklarımın gitmediğini görmek çok acı vericiydi. parçayı sanki hiç bilmiyor gibiydim. parmak gitmiyor çünkü yanlış nota-parmak kombinasyonu ile kolaya kaçtım. lütfen yapma.

    başlangıçta muhakkak akortlanmış enstrüman ile çalışın. kulak doğru düzgün otursun. (bkz: ricardo moyano)'nun öğrencilerine kulak gelişimi için farklı akortlanmış gitarlarla çalıştırdığı gerçeğini de buraya bırakıyorum.

    (bkz: yngwie malmsteen)'e ait bir sözü ekleyeyim: hızlı çalmak istiyorsan, yavaş çal. herhalde yeryüzünde en "hızlı" çalabilen bir insandan bunu duyabilmek ilginç olsa gerek. tane tane lütfen.

    varsa sabrınız ilk üç ay kromatik egzersizlerden şaşmayın. büyük gitaristlerin dahi parmak egzersizlerini sabırla yaptıkları bir gerçektir. yukarıdan aşağıya, soldan sağa, sabırla gezinin. her bir parmağa dikkat ede ede. birinci parmak birinci perdeye, ikinci parmak ikinci perdeye şeklinde..

    metronom kullanın. başlangıçta anlamsız ve gereksiz gelecektir. sonradan teşekkür edersiniz. aşırı yetenekli küçük süper gitaristlerin, zaman kavramı zihnen gelişmediği için metronomla çalışsalar dahi çaldıkları eserlerde (uyarlama eserlerde özellikle) ses kaymaları olabilmesine şaşmamalı. çok ince bir prensiptir ancak etkisi ileride büyüktür.

    bir gün çalışmazsanız, iki gün gerilersiniz. ilki o gün için, ikincisi de dün unutulduğu için. gitara başlarken aldığım en güzel tavsiyelerden biriydi. özellikle ilk iki sene bazı şeyler refleks düzenine gelene kadar sabredin.

    (bkz: ahmet kanneci) hocanın da şöyle bir sözü vardır ki yüreğinden çalmak geçmiyorsa, o gün eline alma. yer yer katılmasam dahi "tıngırdatmak" için dahi elime aldığım günlerin bir faydası olmadı.

    gitar tabları ile çalışmayı size bırakıyorum. nota bilginiz olursa ufkunuz açılır, önünde sonunda notalara mahkum kalacaksınız. haberiniz olsun. tablarla istediğiniz parçayı öğrenseniz dahi bir süre sonra patlıyorsunuz. tekrar haberiniz olsun.

    şahsi hatalarımdan birisidir. arpejin olduğu parçalardan daha çok keyif alırdım. solonun baskın geldiği parçalardan kaçınırdım. bugün açıkçası ıkınıyorum. dengeli gitmek isterdim.

    penayı elinize almayın. (solo ile tezat gibi durdu) konservatuar öğrencisini pena ile görürlerse okuldan attıklarını biliyorum. elektro kökenli arkadaşların penanın mahareti sayesinde "daha dinlenilebilir" görülse de gitarda esas oyun sağ elde döner. sol parmaklar bir şekilde oturuyor. pek inandırıcı gelmeyebilir bilmiyorum ama gitarda uzmanlaşma sağ el ile olduğu kanaatindeyim.

    klasik müzikte ısrarcı olun. şahsımca gitarın seçkin/elitist bir yerindesiniz. az ama öz insana hitap edersiniz. mozart, beethoven ve vivaldi'den öteye geçemeyen çakma lümpenleri bir güzel ayıklarsınız.

    gitarın klavyesini bol bol gezin. ilk üç perdeye sakın tıkalı kalmayın. bunu da gam öğrenerek aşabilirsiniz.

    gitarınızı cam kenarına, kalorifer peteklerinin yanına bırakmayın. ısıma soğuma ile tahtalar genleşip bir sabah kalktığında 12. perde civarından cız almaya başlayabilirsiniz. gitar ayaklığını almanızda fayda var.

    ------- temel sorulara amele cevaplar ------

    kulağım gelişir mi? belki (bkz: perfect pitch) olmak mümkün değil ancak hayvan gibi geliştiğine şahidim. gelişir elbet. sen sabret.

    kulaktan duyduğumu çalamıyorum? sen makina değilsin. olma da zaten. gitarı kulaktan akortlamak üst düzey bir yetenek değil. gelişir. gitarın akortsuz olduğunu fark et, yeter.

    bende yetenek var mı bilmiyorum? yeteneğe gerek yok. sıkı çalışmayla yeteneği elde edersin. sabırla devam et.

    kursa yazılmalı mıyım? klasik gitar için ise evet. ben gittim mi hayır. gitmeli miydim, evet. gitseydim bazı şeyler daha hızlı ve daha acısız olur muydu? evet.

    nota öğrenmeli miyim? öğrenirsen yüzersin. bilmezsen mavi renkli şişme çocukluk havuzunda takılırsın. sen bilirsin.

    yaşım geç mi oldu? hiçbir zaman geç değil. biraz daha vakit alır.

    parmaklarım uygun mu? bazı parmak yapılarının avantajlı olduğuna şahidim. kabul. (bkz: franz liszt) her gece parmaklarının daha büyük olması için dua ettiği söylenir. liszt'in dahi çektiği bir dert. kasma istersen :)

    tırnak bırakmalı mıyım? bir süre sonra muhakkak bırakırsın. oje, beyaz kalem ve hatta törpü dahi alırsın. ki törpü kullan lütfen.

    gym'e gidip vücud geliştirebilir miyim? klasik müzikte yetkinleşmek, ilerlemek istiyorsan hayır, gidemezsin. küçük kaslarını öldürme.

    ------ şimdilik yeter ----

    son olarak da ufak bir sanatçı yol haritası çizeyim.

    (bkz: maurio giuliani)
    (bkz: fernando sor)
    (bkz: ferdinando carulli)
    (bkz: gaspar sanz)
    (bkz: matteo carcassi)
    (bkz: dionisio aguado)

    bu zatların başlangıç seviyeler için çok güzel besteleri olduklarını düşünüyorum. çok güzel allegro'ları andantino'ları vardır. zaten 1600 - 1800 arası yaşamış temel/basic ve gitara yön veren ayrıca gitarı halk ile buluşturan, tanıtan kişiler. içlerinde yüreğinize dokunacak muhakkak onlarca parça vardır. tekrar gitara başlayacak olsam bu kimselerin eserlerinde ısrarcı olurdum.

    herkeste bir asturias furyası akıp gidiyor. gitarda virtüoz eserlerden biridir, kabul. ancak bach'ın (bkz: chaconne) eseri yahut domenico scarlatti'nin k.1 l.366 sonatası, koyunbaba, usher waltz derken liste uzayıp gider. yarıştırmak değil niyetim ancak üst düzey parça olarak asturias'ta takılıp kalmayın. biri bana asturias'ı soruyorsa laf aramızda o kişiyi çiziyorum.

    (bkz: francesco tarrega)
    (bkz: leo brouwer)
    (bkz: heitor villa lobos)
    (bkz: ısaac albeniz)
    (bkz: nicolo paganini)

    veya ne bileyim; bach, albinoi, satie gibi kişilerin eserlerini orta seviyeye geldikten sonra, bir iki yılın akabinde girişmenizi tavsiye ederim. pardon, bach'a bulaşmamanızı da tavsiye etmeliydim. en az beş sene, bilmem açık mı oldu :)

    dinleme işine gelirsek de büyük icracıları siz de zaman geçtikçe ve çalıştıkça fark edeceksinizdir. kısa bir liste yapmama gerek yok fakat kendi hissettiklerimi söyleyeyeyim: duygu istiyorsam segovia'yı, teknik görmek istiyorsam john williams'ı tercih ederim. canlı görmek de nasip olsa da notaların duygusunu size eksiksiz yaşatabiliyor ama kendi duygularının notasını değil.

    ikisinin karması olarak her zaman (bkz: aniello desiderio) hoşuma gitmiştir. kusursuz tekniği, dolma dolma parmaklarıyla çok garip duyguları size hissettirebiliyor. bir röportajında "eminönü'ne geldiğimde bana napoli'yi hatırlattı, o yüzden istanbul'a geldiğimde hiç yabancılık hissetmedim" demişti. belki de bu cümlesi için seviyorumdur, bilemiyorum :)

    aklıma gelenler bunlar şimdilik. umarım yardımcı olabilmişimdir. ne güzel bir memleket ki herkesin birer kere enstrümana dokunmuşluğu yahut her ebeveynin evladına miras bırakacağı "bir hoş seda"sı var. bıkmadan devam edin. öpeyrum sizi.