şükela:  tümü | bugün
  • savaş gibi olağanüstü haller, bireyin her zaman soyut bir kavrama koşullandırılması coğrafi sabitlenme, millete aitlik ve borçluluk vs. , fikir özgürlüğünü ulusal güvenlik söz konusu olduğunda göz önüne almama, kamu yararı gibi bahanelerle bol bol ırzına geçildiği için devlet düzeni içersindeki varlığı bir hayalden ibarettir.
    piyasa ekonomisi büyük ölçüde sosyal dönüşüm de geçirtir toplumlara fakat devletin baba rolü yokolmadığı sürece, hayır kendisi yokolmadığı sürece ifade ve teşebbüs özgürlüğü devlet-özel şirket ortak çıkarlarına yem olacaktır. anlamak istemeyenler sendikalarla mücadelesine destek için nazi partisine trilyonlarca mark bağışlayan alman firmalarını klasik liberalizmin uzantısı sanmaya devam edebilirler.
  • klasik liberalizm, modern liberalizm kavramı ile fırsat eşitliği ve özgürlük kavramı bakımından ayrı düşer. klasik liberallere göre toplumda her birey sadece ve sadece kendinden sorumludur. eğerki toplumda bir eşitsizlik varsa bu yine bireyin kendi karakteristiklerinden ve özelliklerinden kaynaklanmaktadır. yani bir insan fakirse ya tembeldir çalışmıyordur, ya da iq su düşüktür aptaldır.

    böyle de pis insanlardır klasik liberaller. hiç halden anlamazlar. herkes kendinden sorumludur der çıkarlar işin içinden. özgürlük anlayışları da bir gariptir zaten. negatif özgürlüğe inanırlar. onlara göre dayatmanın olmadığı her ortamda özgürlük vardır. misal şimdi robert college'da okuyup her dersten özel hocalarla öss'ye hazırlanan bir genç de özgürdür bunun yanında doğuda yıllık ders saatlerini bile dolduramayan hocaların olmadığı bir okulda öss'ye hazırlanan bir genç de özgürdür. zira ikisinin de sınava girmelerine herhangi bir mani yoktur. ikisi de istediği okula gidebilir. böyle özgürlük böyle fırsat eşitliği kavramına kafam girsin, çok afedersiniz.

    bunlar aynı zamanda sosyal darwinizmi savunurlar. onlara göre toplumda da koşullara ayak uyduramayan bireyler ayakta kalmayı başaramazlar ve yok olurlar bundanda kimseyi sorumlu tutamazlar. bunun sorumlusu da sadece kendileridir.

    böyle okudukça sinirleriniz atar, öyle sinir adamlardır bu klasik liberaller.

    bunun daha bir insancıl olanı için (bkz: modern liberalizm)
  • devlet bir tür gece bekçisi olarak görülür. devletin toplumsal yaşama müdahalesi güvenlik gibi konular dışında oldukça sınırlı olmalıdır.
  • "bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler"ciliktir.
  • sadece ekonomik özgürlükleri içinde barındıran bir ideolojiden ibaret değildir. serbest piyasa ekonomisi ve özel mülkiyet hakkının yanında bireysel özgürlükleri de sonuna kadar destekler, eğer desteklemiyorsa adı liberalizm olmaz.
    (bkz: #42058343)
  • klasik liberalizm pek farkedilmemekle birlikte çok fazla alana etki etmiştir. psikoloji alanında bu ekolden etkilenen adler gibileri bu akımı alana yansıtmış, ruhsal devinimleri incelerken bireysel ve ruhsal özgürlükler konusunda klasik liberalizm akımını entegre etmişlerdir.benim şahsi çıkarımlarım klasik liberaller herşeyi öğrenmeye bağlıyorlar ve dolayısıyla toplumun etkisini kullanarak bireyi açıklamaya çalışıyorlar. john locke klasik bir liberalciliğini tabula rosa teorisi ile ortaya atmıştır . bireysel özgürlükler ile herşeyi sonradan öğreniriz gibi fantastik teorisi aslında öğrenmenin toplumsal değil yani klasik liberalizm gibi bireysel özgürlükler ile sonradan anlaşılacığı manası çıkıyor . adler bireysel psikoloji ekolünde karekteri açıklarken locke gibi oda karekterin öğrenme ile olacığını söyleyerek ruhu boş bir levha gibi göstererek bireysel özgürlük ile karekterin oluşacığını söylemektedir ( insanı tanıma sanatı ) .

    ayrıca dikkatimi çeken ilginç bir nokta ise yine klasik liberaller teorilerinde olsun söylemlerinde olsun benimsedikleri fikirlerle olsun hemen hemen hepsi aydınlanmacı aristo kafasını yaşıyorlar arkadaş.aristo bu ekolün temellerini atmış gibi en baş köşede oturmaktadır benim gözümden klasik liberalizme bakacak olursak
  • bence 'veraset plütokrasisi' demenin hüsnütabiridir.
  • klasiği,neosu,moderni,sosyali hepsi aynı bok
  • yoksul ve düşkünlere destek olmanın yanlış olduğunu öne süren öyle ibne gibi puşt gibi bir siyasi yaklaşım.