şükela:  tümü | bugün
  • çok gitmişliğim yoktur ama her gittiğim konserden keyif almışımdır. ama en hoşuma giden yeri hep başlamadan önceki akor bölümü olmuştur. her calgıdan ayrı ses, yavaş yavaş azalır akorlar, tek bir tanesi kalır o da tamamlar akabinde şef tık tık tık vurur sopasıyla. sadece bu bölüm için bile gidilir valla klasik müzik konserine.
  • sonbaharda gidilecek en güzel aktivite.
  • klasik eserleri erken yaşta dinlemeye başlamış, bir kulak geliştirmiş kişiler için keyif,heyecan, mutluluktur. merak duyup yeni yeni bu dünyaya adım atacaklar için engin bir denizdir.
    çocukluğumdan beri ister istemez bu müziğe aşina olduğum için, bir yaştan ve yoldan sonra, eserden ziyade icraya odaklaniyorsunuz. mahler mi ?, eğer strasbourg ise icra eden orkestra, gitmeyebilirim, frankfurt ise hiç dusunmem. debussy, zurich ise kerhen, barcelone ise koşa kosa.. aynı şekilde, mozart 'i salzbourg' da, saint saens 'i paris veya lyon'da "iyi" dinlersiniz. eserler aynı, partition lar değişmiyor. yansıma dediğimizde farkliliklar oluyor. kimi orkestranın tınısı insanın içine akan bir nehir gibi süzülürken, kimi mat ve donuk haliyle buz kestiriyor..
  • bundan 7-8 yıl öncesine kadar bulgaristan’da pleven devlet filaramonisinin konserlerini vip locadan izlerdim :) çok yakın bulgar bir arkadaşımın babası orkestranın baş çellisti, halası da yine orkestrada viyolonsel çalıyordu.

    arkadaşım sayesinde bedavadan izlerdim elbette.
    ne güzel günlermiş. günlermiş diyorum çünkü babası artık emekli, halası hala orkestrada tabi, ama arkadaşım anestezi uzmanı olduğundan beridir almanya’da yaşıyor, en son türkiye’de görüştük :( ne yazık ki eskisi kadar görüşemiyoruz :(

    hep diyorum ona ama, babana çekeydin de bir enstrüman çalaydın diye.o da ne yapalım anneme çekmişim der her defasında. annesi de hekimdi, iki uzmanlığı vardı, ne yazık ki meme kanserinden kaybettik 3 yıl önce.

    bu arada babası da acayip kültürlü, entelektüel, hoş sohbet bir adamdır, en son birkaç sene evvel annesi henüz hayatta iken, bir akşam yemeğinde benim için özel çello çalmıştı, noel gecesiydi, noel yemeğine davetliydim.

    zaman ne çabuk geçiyor, ne özel anlar diye düşündüm dün gece. o yemekte bir hekimle bir sanatkarın nasıl tanıştığını, nasıl evlenmeye karar verdiklerini sormuştum. arkadaşımın annesi bir
    düğünde tanıştıklarını anlatmıştı, evlenirken de aslında ailesinin biraz zor koyduğunu da belirtmişti, o sanatçı konser turneleri olacak, sen nöbet tutuyorsun, ne zaman birlikte olacaksınız vs diye başta pek yanaşmamışlar. ama sonra iyi ki evlenmişiz diyordu annesi de babası da gözleri parlayarak :)

    bence de iyi ki evlenmişler, iyi ki arkadaşım doğmuş ve ben de iyi ki bu insanlarla tanışmışım :)