şükela:  tümü | bugün
  • stoacı filozof.
  • stoa okulunun zenon'dan sonraki başı, assos'lu filozof. diogenes laertios'a göre felsefeye başlamadan önce boksörlük yapmakta ve çok yoksul olduğu için gündüzleri zenon'un derslerini dinleyip geceleri bahçelerden su çekmekteymiş. mantık alanındaki hünerinden ötürü ona phreantles (kuyu kurutucu) adı takılmış. bununla birlikte çalışkan olmasına karşın felsefeye pek yeteneği olmadığından kendisine eşek derlermiş. (belki de zenon'un yükünü bir tek o kaldırdığından).
    ölümü ise şöyle tasvir edilir: kleanthes'in diş etleri şişer ve hekimle ona iki gün yemek yememesini önerirler. iki gün yiyeceklerden uzak durup iyileşen kleanthes bundan sonra yemek yemeyi reddederek ölür.
  • erken dönem stoacı filozoflara ait günümüze bütün halinde ulaşan tek metnin yazarı. zeus'a ilahi (ya da övgü) olarak çevrilebilecek bu şiir (bkz: stobaeus)'un antolojisi'nde yer alır. şiir herakleitos ile stoacılık arasındaki benzerlikler (kavramsal ve bağlamsal) bakımından önemlidir. şiiri şöyle çevirmek mümkün:

    ölümsüzlerin en yücesi, pek çok adı olan, daima kadir-i mutlak
    zeus, doğanın kökeni, her şeyi yasayla yöneten,
    selam olsun sana! tüm fanilerin sana seslenmesi haktır;
    çünkü senin soyundan gelir, sesine öykünür var olanlar,
    yaşayan ve yeryüzünde yürüyen fanilerin tümü.
    öyleyse sanadır övgülerim ve sonsuz kudretinedir duam.
    yeryüzünün etrafında dönen bütün bu evren dinler sözünü,
    her nereden hükmediyorsan razıdır kudretine.
    tıpkı yenilmez ellerinde tuttuğun
    ebedi yaşamın ateşten, çatallı yıldırımı gibi,
    ki doğada olan her şey onun vuruşlarıyla <olur>.
    her şeye sızan ortak aklı yönlendirirsin onunla,
    büyük ve küçük ışıklarla harmanlanmış
    . . . . . . . . . . . . . .
    sen ki onunla böylesi yüce bir kral oldun, daima.
    yeryüzünde hiç bir iş olmaz sen olmadan, kutsal güç,
    ne etherli kutsal gökte ne de denizde,
    kötünün bilgisizliklikle yaptıklarından esirge.
    ama sen bilirsin aşırı olanı törpülemeyi,
    düzensizi düzenlemeyi; çünkü sende sevilmez olan da sevilendir.
    nitekim sen bütün iyi şeyleri kötüyle harmanlarsın,
    her şey için yalnızca tek bir sonsuz akıl olsun diye.
    çünkü bu fanilerin kötüsünün kaçtığı ve görmezden geldiğidir,
    o talihsiz ki, daima arzular iyilere sahip olmayı,
    tanrının ortak yasasını ne görür ne de duyar,
    halbuki izlese makulce onu, elde edecekti iyi bir yaşamı.
    dahası güzel olmayana hevesli, yine onların peşinde
    bazılarının hevesidir ün için çekişmek,
    bazıları adar kendini ölçüsüzce sahip olmaya,
    diğerleri bırakır kendini bedenin zevk veren işlerine aylakça,
    … koşarlar peşinde bazen onun bazen bunun,
    tamamen karşıt olanları ararlar aceleyle,
    ama zeus, her şeyi bahşeden, kara bulutları, ışıldayan şimşeği,
    koru insanoğlunu, cehaletinin sefaletinden
    ve onu uzaklaştır baba, ruhlarından olabildiğince; izin ver ki ulaşsınlar
    bilgeliğe, senin her şeyi adaletle yönettiğine güvenerek,
    ki bahşettiğin onurla seni onurlandıralım.
    sürekli övmektir bozulmaz eserlerini, uygun düşen
    fanilere; yoktur bundan büyük ödül ne ölümlülere
    ne de tanrılara; ortak yasanın adaletini daima övmekten başka.