şükela:  tümü | bugün soru sor
  • zaman icinde baslik basimiza kalmis goruyoruz ki...bir tanim girelim bari, yunanistan ve kibris'ta yapilan bir kuzu yemegi diye. ve fakat heyhat, tandirda pisen kibris versiyonuna dair bilgi veremiyorum zira benim bildigim yunanistan'da yapilan versiyonu. efenim bu versiyon normal firinda pisirilir, boyle olunca da haliyle tandirdaki gibi butun kuzu kullanilmaz, yayvan bir toprak kap icinde, parca kuzu etleriyle yapilir. ama hava almadan pisirim yine esastir; bunun icin yemegi pisirdiginiz kabin agzini ya aluminyum folyo ile sikica ortmeniz gerekir, ya da eski usulde kabin agzini ince ve civikca bir hamur tabakasiyla sikica kapatmaniz, deyim yerindeyse muhurlemeniz. usenmiyorsaniz bu eski usul hem daha iyi sonuc verecek hem de masaya getirdiginiz yemege atraksiyon katacaktir, gogsunuzu gere gere bakiniz nasil atadan dededen kalma usulde yaptim sahaneyim ben hahhaaayt diyebilirsiniz.

    tarifine gelince, kabaca (kabaca diyorum, olcu molcu yok cunku) soyle:

    kuzu etleri alinir, limon suyu, sarimsak, zeytinyagi, kekik (mumkunse taze) ve isterseniz damak zevkinize gore sececeginiz baska otlarla marine edilir. mumkunse bu isi aksamdan yapmaniz iyi olacaktir, yoksa da en az bir 4-5 saat beklemelidir. marine edilen etler daha sonra yayvan bir toprak kabin dibine yerlestirilir (bu arada aman marinadı dokmeyiniz, yaziktir gunahtir, ustelik daha sonra lazim olacak netekim). efeniiiim, bu islemlerden sonra etlerin uzerine bol miktarda halka halka dogranmis sogan, yine bol miktarda incecik kiyilmis sarimsak ve defne yapragi konur. bunlarin uzerine saklamis oldugunuz marinat ve bir miktar beyaz sarap dokulur, tuz, karabiber (mumkunse tane) ve arzuya gore kekik, biberiye vs. otlar eklenir. dilerseniz havuc, patates vs. de ekleyebilirsiniz. son olarak kabin agzi yukarida bahsettigim ince hamur tabakasiyla veya folyo ile sikica kapanir ve etler yumusacik olana kadar firinda pismeye birakilir. daha sonra da parmaklari yememeye dikkat ederek afiyetle hupletilir.

    ayrica (bkz: stifado) (bkz: afelia)
  • glefdigo diye okunur
  • kleftiko yunanistana özgü bir kuyu kebabıdır. hatta yunancada "hırsızın yemeği" anlamına gelir. yunanistandaki kuzu hırsızları çaldıkları kuzuları saklamaktan ziyade alelacele kesip toprağa gömer üzerinede ateş yakarlarmış. toprağın altındaki kuzu, üzerinde yakılan ateşin etkisiyle yavaş yavaş pişer ve böylelikle hırsızın ziyafetine dönüşürmüş...
  • (bkz: kleptomani)
  • yemek deyip geçmemeli akademik kariyerinin oldukça önemli parçalarını bu yemeğin etrafında geliştiren biri bayağı bildiğin büyük adam olmak üzere iki antropolog var (ki bunlar sadece benim bildiklerim): michael herzfeld ve david sutton. herzfeld dede özellikle bu yemeğin çalıntı etten yapılmasıyla, bunun nasıl bir erkeklik göstergesi olduğuyla filan kafayı bozmuş durumdadır. sutton abi ise girit'ten ziyade yunanistan ana karasında bu yemeğin üzerinden modernizm ile geleneğin nasıl kapıştığını anlatır. antropoloji garip şey vesselam.
  • kıbrıs'ın fırın kebabının diğer adıymış.

    http://yolyemekssk.com/kibris-firin-kebabi
  • (bkz: kleftes), klepht, kleft