şükela:  tümü | bugün
  • bunların özellikle iş yerinde olanları çekilmez.

    ulan k.ç kadar ofiste 10 kişiyiz. üstelik tek katlı ve tepesinde çatı olmayan bir iş yerindeyiz (neresi olduğunu anlatmayayım şimdi uzun hikaye). dışarısı 37 derece. içeride klimaya artık neredeyse yapışacağız. tipin biri çıkar klimayı kapatabilir miyiz diye ulan kapatsak iki dakika sonra sıcaktan çalışmayacak olmayı bırak oluşacak ter kokusundan zaten zehirleneceğiz. tabii ki hayır cevabını alır. bu sefer bari 30 dereceye alalım hasta olacağım der. ulan klimanın soğutmasında 30 derece diye bir şey yok. ayrıca klimayı kapatsak zaten içerisi 30 derece olacak.

    neyse uzun sözün kısası arızalı tiptir. klimanın kumandasını yanına koyan tipleri vardır ki bildiğin dövülesidir.

    hayır yarın öğlen iş başı yapıyorum. sabahtan işe girip yanına da klimanın kumandasını aldıysa yandık. ofisi soğutmak 3 saat sürecek demektir.
  • yaz başladığından beri klima yuzunden hasta gezen insandır muhtemelen.

    bir de plansız kentleşme gibi plansız klimalaşma ile bilinçsiz kullanımların mağduru ve tanığıdır. şöyle ki işin farklı bir boyutundan sesleniyorum -sayın ve sorumsuz yetkililere- yolda kaldırımda apartmanlara rastgele takılmış klimaların saçaklardan damlayan sularından duz yuruyemiyorum. hepsi mi dusuncesiz olur, kaldırımlar golcuk olmuş adım başı bolgesel minimal yağmur yağıyor. herkes klima taktırmış ama kimse bu klima nereye su damlatıyor çevreye rahatsızlık mı veriyoruz diye siklemiyor.

    ~

    hayır bir de madem bir mekan işletiyorsun klimanı düzgün yerleştir, masalarını duzgun konumlandır. ortam iklimini ayarlamak için var o alet, vantilatör değil. tam klima altına masa koymak nedir? orada hasbelkader 15 dakika oturan kişi felç olur farkına varmaz. iş yerlerinde, ofislerde de aynı mantık yine. bir çalışan olarak masanızın arkasında klima olması işverene sağlığınıza kastetmekten dava açma hakkı bile vermeli.
  • ota boka hasta olan bünyesi zayıf, vitaminsiz tiptir.
  • normalde 18 derecede montla gezen tiplerin, yaz gelince klimayi insanin kemiklerini sizlatacak kadar dusuk sicakliga ayarlamasina dusman olan kisilerdir.

    bu kisileri tespit edip, kisin montsuz dolasmalarini saglayacagim.
  • 18 derecede montla gezmiyorum, dışarısı 37 derecedeyken klimayı herkesin mutlu olacağı 24-25 seviyesinde açıyorum. klimayı doğrudan kendi üzerime veriyorum ki birazdan çıkıp bana geliyor diye çemkirmesin.

    bütün bunlara rağmen üşüdüm diyen kişidir. ulan içerisi 24 derece nasıl üşüdün. dışarıda 24 derece de şortla gezdiğin halde k.çından ter geliyor.

    kısacası ön yargılı bir tiptir. muhtemelen sorunludur. özellikle iş yerinde ezik bir tiptir ve tek söz hakkı olan klimayı kullanıp nasıl kapattırdım diye haz almaktadır.
  • şunu (bkz: #61620940) yazdım diye belamı sikmişlerdi geçende ''nasıl olur da klima üzerinden gelişmişlik ve modernlik değerlendirmesi yaparsın, kahrolası elitist, edepsiz, mal'' şeklinde.

    sosyal ortamlarda ve iş ortamında (ve fiziksel bir rahatsızlığı olmadığı halde) diğer insanların görüşlerini dinlemeden ve umursamadan, klima'ya karşı anlamsız bir nefret ve korku ile yaklaşanları eleştiren başkalarının da olduğunu görmek güzel...
  • benim o.

    disarisi 64 derece, (sallamiyorum hakikaten 64 derece, arap ulkesi burasi) benim calistigim ofiste suan oda sicakligi 18 derece.

    ha yanlis anlasilmasin kisin disarsi 20 dereceyken de ofis 18 derece.

    bu sicakta mutemadiyen ceket ve kazak tasiyorum ulan yanimda!! disarda goren manyak zannediyo. ofiste ayaklarim donmasin hasta olmayim diye isitici aldim, goren guluyo bana.

    bundan 20 sene once klimanin varligindan habersiz, colde bokuyla oynayan gorgusuz arap'in getirip eline son teknolojiyi verirsen boyle olur!!

    gerildim sabah sabah.
  • klima kullanmayı bilmediğinden ve öğrenmek de istemediğinden, geçmişte yaşadığı ve klimanın yanlış kullanımından sebep, yakalandığı hastalıklara yine yakalanmak istemeyen, gereksiz ve uzağımda durması için çalışmamız gereken tip.

    öncelikle soğuk değil havasızlık hasta eder. kışın hasta olmamızın nedeni soğuk değil her yeri sımsıkı kapatmamızdır. otobüs veya minibüs camı buhar olduysa o cam açılmalı. demek ki içerisi havasız aga. ama açar açmaz kapat ulan donduk çık cık ile karşılaşıyor.
    bu bilgiden sonra klima kullanımına geçelim ;
    klimayı doğrudan vücudumuza üflemeyecek şekilde açmalısın. ve gelelim asıl klimanın hasta ettiği duruma. şimdi kardeşim ortamı soğuttun güzel,akşam giderken 13-15 derece hava üfleyen -mekan sıcaklığı değil üflediği hava- klimayı kapattın gittin. en az 5-6 saat kapalı bıraktın. bu sürede 13 derece olan sistem 25-30 hatta 35 derece oldu. bu oluş sırasında içeride nem oluşur ve müthiş derecede bakteri çoğalır. sen ertesi gün kılmayı açtığında o bakterilerin hepsini içeri üfletirsin ve hasta olursun. sonra da klimaya bok atarsın. oysa tüm klimalar kapatılmaya birkaç dakika önce a/c off yapılıp normal hava üfleme moduna getirilmeli, sistem yavaş yavaş ısıtılmalıdır.
    arabalarda durum biraz daha toleranslıdır. en azından bakımdan bakıma polen filtresi değişir. ev veya ofis klimalarının da değişmesi gereken filtreleri vardır ama 10 yıl kullanıp da değiştirmeyenler vardır.
    teknolojiyi kullanmak akıl ve bilgi ister. mal mal gezinip, kullanamadığı alete bok atmak işin cahillik yönü dür.
  • klimanın sürekli kendisine doğru estiği ve oturduğu yeri değiştiremeyen tip.

    ofiste kuytulara köşelere oturuyorsunuz. sonra burası sıcak diyip iki de bir klimayla oynuyorsunuz. o kadar yanıyorsanız geçin kardeşim karşısına oturun. klimanın çarptığı adamla yer değiştirin. sıkıysa yapın bunu. hadi bakalım.