şükela:  tümü | bugün
  • metalheadz tayfasindan olup pek fazla bilinmeyen ancak cok kaliteli drum n bass yapan dj
    http://www.metalheadz.co.uk/
    turkiye'ye de gelmisligi vardir.
  • so 70s bir alan j pakula filmi. jane fonda fahişe rolünde muhteşemdir.
  • donald sutherland in canlandirdigi dedektifin soyadidir.
  • turkiye'de zamaninda fahise adiyla oynamistir sinemalarda.
  • jane fonda'nin canlandirdigi bree isimli fahisenin sirti kic catalina kadar acik dekolteli mavi parlak elbisesi'dir bree'yi bree yapan...boyle cesur ve akillarda kalan kostumleriyle film moda dunyasinda da adindan bayagi bahsettirdikten sonra, zaten gordugumuz kadariyla, filmin kostum designer'i ann rothun yetenegi coktan farkedilmis, kendisi hem the hours olsun hem the english patient ve talented mr ripley in kostum dizaynlariyla odulden odule kosar hale gelmistir*...
  • bu filmin icin en tuhaf yanı jane fonda surekli konusuyo hakkında hic bisey bilmiyon,donald surherland tek kelime etmiyo ama hakkında herseyi biliyon diye bi yazı okuduydum.izledim tuhaf degil ama harbiden oyle.
  • 1971 yapımıdır. filmin gerilimli atmosferini yaratmada oldukça etkili olan, ilahi kadın sesleriyle bezenmiş olağanüstü başarılı bir müziği vardır. hollywood filmlerinin olduğu kadar, hollywood film müziklerinin geldiği noktayı da acı bir biçimde ortaya koyması bakımından faydalı bir eserdir. leaving las vegas hikayesine etkisi için (bkz: #7012213)
  • saviour adında klasikler arasına girecek kadar güzel bir parça yapmış drum n bass icraatçisi
    drum n bass ile ağlatmak da zordur oysa ki insanı.
  • erkekleri birer obje olarak gören ve onlarla oyun oynayan ve kendinide duygusuzlaştırmak adına içindeki duyguları yok ederek ve yıkarak güvende hisseden bir karakter olan bree, klute a karşı bir bilinmeze kapıldığını sanıp sapıtan, kontrolu kaybeden ve bağlanmaktan kaçan kadın-karakterli faşnak rolunde fonda izleyenleri kendine aşık ediyor tıpkı klute gibi. klute karşı söylediği gerçeklerin, acı oluşu (ben basit işlerde uğraşıp bir ev kadını olamam deyişi) seyirciyi kalbinden vurup sezen aksunun geri dön parçasını pek tehlikeli kılmaktadır. katilinde kafayı cozutup insanları öldürmesi bu akdın yuzunden oluyor. adamın savunması: herkesin içinde kucuk kapalı odalar vardır ve öle kalması gerekir, toplumun iyiliği için bunlar dışarı vurulmaması gereken şeylerdir. ama sen bu odaların kapılarını açiosun. sutherland da lee marvin gibi hiç konuşmayıp deli gibi bakmasıyla (bakmasın mı arkadaş karşısında jane fondayı bulmuş) ayrı baba bi karakter çıkarmış alan j pakula da paronoyanın gözüne vermiş hep bir cam şıkırdaması bree nin terapi konuşmalarınıda filme yedirerek 10 nömera bir kadın karakter cıkarmış (oscar almasında ne yapsın). ayrıca pezemenk ve güsel kadın ikilisi ile 68-69 hippi dönemini masaya yatırmıştır. roy scheider in de uçuk alemlerinin kafası kıyak bree si gerçekte neye bağımlıdır mala mı erkeklere mi? bir tarafta birey ve bireyselcilik ve bencillik dururken bree, bacchus ayinlerini ve komün hayatı seçmektedir. klute ve aşka yelken açamaz çünkü ruhu aşırı derecede kirlidir-en azından klute ın gözünde vede klute olan aşkı kendisini unutması yönündedir vede şehirden çekip gider. klute burda kafaya bi kurşun sıkacaktı. son bir not neden se(neden yaw) bree, grace slick bir gönderme gibi duruyo şu fani gözümde
  • 1971 yapimi bir alan j. pakula filmidir. jane fonda bu filmde canlandirdigi bree daniel adli oyuncu olmak isteyen fahise karakteriyle en iyi kadin oyuncu oscar'ini almistir. kanimca john klute karakterini canlandiran donald sutherland ve usta isi bir oyunculukla islenmis bir pimp olarak karsimiza cikan rob shneiderin verdigi paslari cok iyi degerlendirerek bu ödülü sonuna kadar hak etmistir.

    film icin söylenecek cok sey var. en önemlisi tür kaygisi tasiyanlar icin bu filmi bir tür icine sokmanin zorlugu. gerilim mi? yoksa ask filmi mi? yoksa filmleri türlere sokmanin sacmaligini göstermek isteyen bir film mi? bir fahise, onun pesindeki katil, kayip bir adam, bir özel dedektif, harlem ve new york'un arka sokaklari, junkie'ler, kadin saticilari...ve ask. detaya girmeden denebilir ki, cok özel peformanslarla dolu, doku olarak new york'u kullanisiyla taxi driver i ansitan güzel bir filmdir.

    insan olmakla ilgilidir iste her sey. fahise olmak, katil olmak, pezevenk olmak, asik olmak...neden acilarimiz bu kadar benzer ve sevincler neden bogazimiza dügümlenir her seferinde?

    asktan korkmak biraz da kendinden korkmak midir?