şükela:  tümü | bugün
  • hakan şükür'ün anlattığı bir hikaye vardı: uğur tütüneker'in jübile maçından önce fatih terim kadroyu yaparken uğur'a "kaç dakika oynarsın?" diye sorup "valla bir 45 dakika oynarım hocam" cevabını alınca "oğlum 45 oynayacaktıysan bırakmasaydın?" demiş...

    son maçta 60 sayı atıp basketbol bırakılır mı lan allahsız!
  • ortaokula gittiğim zamanlarda ligde parlayan yıldızlardan biriydi, leblebi gibi 30 sayı atıyordu.

    liseye başlamıştım, iversonlar, tmaclerle karşılaştırılıyordu, leblebi gibi 40 sayı atıyordu. muazzam bir savunması vardı. amerikalıların tabiriyle killer instinct akıyordu kanında. hırs, çalışma, azim, hepsinin birleşimine sahipti.

    üniversiteye geçtim, leblebi gibi 50 sayı atmaya başladı. karlı bir günün sabahında 81 yazıyordu skorborddaki isminin yanında. bireysel olarak tarih yazsa da, takımı kaybediyordu.

    üniversite bitti, iş hayatına atıldım, kobe hala leblebi gibi sayı atıyordu. yeniden zirveye çıkmış, iki yüzük daha kazanmıştı. artık en kral hater bile majestelerine ne kadar yaklaştığını kabul ediyordu.

    bilmem kaç senedir çalışıyorum, göt göbek bağladım, yakında evleneceğim ve kobe hala leblebi gibi sayı atıyor. çok ağır sakatlıklar geçirdi, savunması kötü, şut seçimleri yanlış, takımı rezil halde ama bu adam 36 yaşında ve hala gençlere kök söktürüyor. bir zamanlar rakibi olarak görülen iverson, tmac basketbolu bırakalı çok oldu, kendi jenerasyonunun götündeki kıllar kadayıf oldu fakat kobe hala zirvede.

    çalışma azmi, hırsı ve saf yeteneği ile mj'den sonra basketbolun gördüğü en büyük isimdir benim nazarımda.
  • başlıkta aynı yazarların birbirlerine sürekli ergen ergen diyerek laf yetiştirdiği ve herkesin kendini basketbol uzmanı zannederek hakkında atıp tuttuğu tüm zamanların en iyi ikinci şutör gardı ve muhtemelen en iyi ikinci oyuncusu.

    oscar robinson ve wilt chamberlain'i oynadıkları yıllarda izlemiş olacak kadar yaşlı değilim ama hem jordan hem de kobe'nin en iyi zamanlarında neredeyse tüm nba maçlarını izlemiş ve onlarla aynı pozisyonda basketbol oynamış ancak sakatlık yüzünden erken bırakmak zorunda kalmış biriyim. (en azından ergen demezsiniz artık)

    hem kobe, hem jordan gibi iki çok büyük egoyu uzun zaman yönetmiş phil jackson'ın katıldığı bir spor programında kendi pozisyonlarının en önemli nba oyuncularının kıyaslaması yapıldı.

    görülebileceği üzere ille de lebron ile birini kıyaslamaya çalışıyorsak şu an için doğru kişi kevin durant olmalı. kobe değil.

    39 sayı attığı phoenix maçında 37 şut kullandığı için eleştirmeden önce maçı baştan sona izleyip neden 37 şut kullanması gerektiğini görmek lazım.

    madem bu kadar büyük bir yıldız, neden takımı tek başına şampiyon yapamıyor diye eleştireceksek, nba'da hangi süper yıldız takımını tek başına şampiyon yapabilmiş onu bir inceleyelim isterseniz.

    işte şampiyon kadrolar ve yıldızları :

    1960 - boston celtics - bill russell , bob cousy , tom heinsohn , sam jones
    1961 - boston celtics - bill russell , bob cousy , tom heinsohn , sam jones
    1962 - boston celtics - bill russell , bob cousy , tom heinsohn , sam jones
    1963 - boston celtics - bill russell , bob cousy , tom heinsohn , sam jones , john havlicek ,
    1964 - boston celtics - bill russell , bob cousy , tom heinsohn , sam jones , john havlicek ,
    1965 - boston celtics - bill russell , tom heinsohn , sam jones , john havlicek ,
    1966 - boston celtics - bill russell , sam jones , john havlicek ,
    1967 - boston celtics - bill russell , sam jones , john havlicek , bailey howell ,
    1968 - boston celtics - bill russell , sam jones , john havlicek , bailey howell ,
    1969 - boston celtics - bill russell , sam jones , john havlicek , bailey howell ,
    1970 - new york knicks - walt frazier , willis reed , bill bradley
    1971 - milwaukee bucks - kareem abdul jabbar , oscar robertson ,
    1972 - los angeles lakers - wilt chamberlain , elgin baylor , jerry west ,
    1973 - new york knicks - walt frazier , willis reed , bill bradley ,
    1974 - boston celtics - dave cowens , jo jo white , john havlicek ,
    1975 - golden state warriors - rick barry , butch beard , jamaal wilkes ,
    1976 - boston celtics - dave cowens , jo jo white , john havlicek , charlie scott ,
    1977 - portland trail blazers - bill walton , lionel hollins , maurice lucas ,
    1978 - washington bullets (bugünkü wizards) - elvin hayes , bob dandrigde , mitch kupchak
    1979 - seattle supersonics (bugünkü oklahoma city thunder) - gus williams , lonnie shelton , jack sikma ,
    1980 - los angeles lakers - kareem abdul jabbar , jamaal wilkes , magic johnson , michael cooper ,
    1981 - boston celtics - larry bird , robert parish , kevin mchale , tiny archibald ,
    1982 - los angeles lakers - magic johnson , jamaal wilkes , kareem abdul jabbar , norm nixon , michael cooper
    1983 - philadelphia 76'ers - julius erwing , moses malone , maurice cheeks ,
    1984 - boston celtics - larry bird , robert parish , kevin mchale ,
    1985 - los angeles lakers - magic johnson , james worthy , kareem abdul jabbar , byron scott , michael cooper ,
    1986 - boston celtics - larry bird , kevin mchale , robert parish , bill walton , danny ainge ,
    1987 - los angeles lakers - magic johnson , james worthy , kareem abdul jabbar , byron scott , michael cooper , a.c. green ,
    1988 - los angeles lakers - magic johnson , james worthy , kareem abdul jabbar , byron scott , michael cooper , a.c. green ,
    1989 - detroit pistons (kötü çocuklar devri) - isiah thomas , joe dumars , mark aguirre , bill laimbeer , dennis rodman , vinnie johnson , rick mahorn ,
    1990 - detroit pistons - isiah thomas , joe dumars , mark aguirre , bill laimbeer , dennis rodman , vinnie johnson , rick mahorn ,
    1991 - chicago bulls - michael jordan , scottie pippen , horace grant , bill cartwright , john paxson ,
    1992 - chicago bulls - michael jordan , scottie pippen , horace grant , bill cartwright , john paxson ,
    1993 - chicago bulls - michael jordan , scottie pippen , horace grant , bill cartwright , b.j. armstrong ,
    1994 - houston rockets - hakeem olajuwon , otis thorpe , vernon maxwell , robert horry , sam cassell ,
    1995 - houston rockets - hakeem olajuwon , otis thorpe , vernon maxwell , robert horry , sam cassell , clyde drexler,
    1996 - chicago bulls - michael jordan, scottie pippen, toni kukoc, ron harper, dennis rodman, steve kerr, luc longley,
    1997 - chicago bulls -michael jordan, scottie pippen, toni kukoc, ron harper, dennis rodman, steve kerr, luc longley,
    1998 - chicago bulls -michael jordan, scottie pippen, toni kukoc, ron harper, dennis rodman, steve kerr, luc longley,
    1999 - san antonio spurs - tim duncan, david robinson, sean elliot,
    2000 - los angeles lakers - shaquille oneal, kobe bryant, glen rice, ron harper, robert horry, rick fox
    2001 - los angeles lakers - shaquille oneal, kobe bryant, glen rice, ron harper, robert horry, rick fox,
    2002 - los angeles lakers - shaquille oneal, kobe bryant, glen rice, ron harper, robert horry, rick fox,
    2003 - san antonio spurs - tim duncan, david robinson, tony parker, manu ginobili,
    2004 - detroit pistons - chaunsey billups, ben wallace, tayshaun prince, rasheed wallace, richard hamilton,
    2005 - san antonio spurs- tim duncan, tony parker, manu ginobili, robert horry,
    2006 - miami heat - dwyane wade, shaquille oneal, jason williams, antoine walker, gary payton,
    2007 - san antonio spurs - tim duncan, tony parker, manu ginobili, robert horry,
    2008 - boston celtics - paul pierce, kevin garnett, ray allen, rajon rondo,
    2009 - los angeles lakers - kobe bryant, pau gasol, lamar odom,
    2010 - los angeles lakers - kobe bryant, pau gasol, lamar odom, metta world peace,
    2011 - dallas mavericks - dirk nowitzki, jason kidd, shawn marion, tyson chandler,
    2012 - miami heat - lebron james, dwyane wade, chris bosh,
    2013 - miami heat - lebron james, dwyane wade, chris bosh,
    2014 - san antonio spurs - tim duncan, tony parker, manu ginobili, kawhi leonard

    epeyce geriye gittim ki bu konuda şüphe kalmasın. eğer ki nba'da tek bir oyuncu bir takımı şampiyon yapabilirse kendisinin taşaklarını öpmeye söz veriyorum.

    yapabilseydi lebron cleveland'ı yapardı. yapabilseydi karşısında onu durdurabilecek hiç bir güç olmadığı zamanlarda wilt chamberlain yapardı. demem o ki bu argüman doğru değil. basketbol bir takım sporu. yıldız oyuncular yalnızca etraflarındaki tüm parçalar iyi işlediğinde bu seviyelerde başarı kazanabiliyorlar.

    savunması üzerinden eleştireceksek, kobe, tıpkı jordan gibi nba tarihindeki en iyi savunmacılardan biri. yalnız adamın ayak çabukluğunu çok fazla etkilemiş olan çok ağır iki sakatlıktan daha yeni geri geldiğini de hesaba katalım. yani şu an en etkili silahı savunması değil. yine de başka herhangi bir sporcunun başına gelse kariyerini bitirecek kadar ağır sakatlıklardan sonra en üst seviye basketbol oynamaya geri dönmeyi başarabilmiş bir oyuncuyu buradan eleştirmek de doğru değil. eski çabukluğuna %100 dönemeyecek olsa bile yine de biraz zaman geçip maç temposuna girdiğinde savunma direnci de yükselecektir. aşil tendonu kopmuş bir adamdan bahsediyoruz.

    diğer oyuncuların onunla birlikte oynamak istememesi ile ilgili yorumlara gelince.

    nba, diğer amerikan ulusal liglerinde olduğu gibi çok sert disiplinle yönetilen bir organizasyon. transferleri al gülüm ver gülüm usulü yapamıyorlar. salary cap i açıklamama gerek yok sanırım.

    ayrıca, 2004 yılında kurulan kadroyu unutup kimse kobe ile oynamak istemiyor eleştirisi getirmek de ancak hater tayfasının yaşayabileceği bir akıl tutulması olabilir.

    hatırlanırsa, kobe ve shaq maaşlarının bir kısmından feragat etmişler ve gary payton ile karl malone kadroya katılmıştı.

    adam eğer sakatlık yaşamaz da üç sezon daha bu kapasitede oynayacak olursa tüm zamanların en çok sayı atan oyuncusu olacak, hala 37 şutta babam da atardı muhabbeti yapmaya devam ediyoruz.

    adamın hayatındaki en büyük hatası, yargılanıp beraat ettiği tecavüz vakasıdır. eğer dersen ki bu yüzden ondan nefret ediyorum, o zaman sana katılırım.

    yok eğer kıçından istatistik uydurmaya devam edip basketbol sahası içindeki konularla ilgili zırvalayacaksan tüm içtenliğimle bi sktir git demek istiyorum.

    e sende sktir git artık dimi.
  • daha güzel hali için: https://medium.com/@denizgencer/kobe-90f45db3f2a5

    üst edit:
    dün akşam >>> https://streamable.com/tgd0
    ve hemen sonrası >>> http://gfycat.com/totalcomplicatedafricanjacana

    - - - - -

    nba'de her zaman en sevdiğim oyuncuydu.
    hatta basketbolun ötesinde sanırım en sevdiğim sporcuydu. hala öyle...
    (bkz: kobe bryant/@spark)

    lige ilk girdiği zaman fast break dergisi kendisi hakkında bir yazı yazmış ve lakers benchinde oturan bu çocuk için ilk güzel duygularım o zaman oluşmuştu.
    doğal bir sempati beslediğim ve iyi bir oyuncuya dönüşmesini dilediğim çaylak oyuncunun tüm zamanların en iyilerinden biri olacağı, saçma sapan istatistiklere imza atacağı aklımın ucundan bile geçmemişti o zamanlar.

    sonra bu aşağıdakileri oldu;

    yahu bu adam 18 kere all star oldu
    5 kere şampiyon oldu
    2 kere finaller mvp'si
    1 kere normal sezon mvp'si oldu (bence en az 3 tane olmalıydı bundan ciddi hakkının yendiğini düşünüyorum)
    tüm zamanların en skorer 3. oyuncusu (32,670)
    tüm zamanlar playoff en skorer 3. oyuncusu (5,640)
    2 olimpiyat altın madalyası var

    ve bence en önemlisi kariyerinin 20 senesinin tamamını la lakers forması giyerek geçirdi.

    tek forma, 20 sezon.

    tabi böyle olunca bu adamın los angeles lakers tarihinde de aşağıdaki sıfatlara sahip oluyor.

    en çok sayı atan (11.384 basket sokmuş bu adam)
    en çok maça çıkan (1292)
    en çok üçlük isabeti bulan (1710, 2. sırada derek fisher var 846)
    3. en çok rebound alan (elgin baylor ve kareem abdul-jabbar'ın arkasında)
    3. en çok asist yapan (magic johnson ve jerry west'in arkasında)

    rekorlar mühim ama maç içi performanslar daha önemli bence.
    hiç unutmayacağım anlar var uykulu gözlerimin önünde.
    pek çoğunda uyumamamı engelleyen tek şey şu an hatırladığım anlar çünkü...

    2003 yılında kafayı yiyip 12 üçlük atıp rekor kırdığı seatlle supersonics maçı
    https://youtu.be/bekckbq1gwe

    2004 yılında portland trail blazers'a iki üçlük attı. bir tanesi maçı uzatmaya götüren, bir tanesi maç kazandıran. hangisi daha zor ve daha saçmaydı hala emin değilim.
    https://www.youtube.com/watch?v=79y_yckhhso

    2004 yılı final serisi ilk maçında detroit pistons'a karşı son hücumu teke tek oynayıp maçı uzatmaya götüren üçlüğü atması (faul yapıp maçı kazanmak yerine savunma yapmayı tercih eden larry brown'u da unutmadık)
    https://youtu.be/mdzo77adjue

    2006 yılında utah jazz'a 30 sayı attığı 3. periyot (toplam 52 sayı)
    https://youtu.be/n0xzdqahak8

    2006 yılında dallas mavericks'e 3 periyotta 62 sayı attığı maç
    https://youtu.be/ijnofs3g91a

    gene 2006 playofflarında phoenix suns karşısında önce maçı uzatmaya götüren turnikeyi, sonra uzatmada maçı kazandıran basketi atması. (bunların ikisi de spontane gelişen set hücumu dışı pozisyonlardı)
    https://youtu.be/naczzdmp4c0

    2006, toronto raptors, 81 sayı
    https://youtu.be/s7p4svfg7a8

    2008 olimpiyatlarında ispanya'ya karşı gösterdiği her tarafından olgunluk akan şu performans.
    https://youtu.be/fhpve5yfvhc

    2009'da basketbolun ana sahnesi madison square garden'da sanat filmi niteliğinde gösterdiği 61 sayılık performans
    https://youtu.be/sduzjhihjci

    benim michael jordan'ım sensin kobe.
    jordan'ın büyüklüğünü sorgulamam, sorgulayanı azarlarım. ama bizim için en büyük sendin.

    en güzeli senin sayısız rekor kırışını izlemekti.
    en güzeli senin shaq olmadan şampiyon oluşundu.
    en güzeli her sene oyununa yeni özellikler, yeni silahlar eklemendi.
    en güzeli kendine black mamba lakabını takacak kadar narsist ama bir o kadar da hakediyor olmandı.
    en güzeli 12 üçlüktü.
    en güzeli 3 çeyrekte 62 sayıydı.
    en güzeli 81 sayıydı.
    en güzeli aşil tendonu kopuk halde sahayı terketmeyip faul atışlarını kullanmandı.

    ama artık bitti.

    teşekkürler.

    spark

    not: ağlamıyorum, gözüme efsane kaçtı...

    - - - - -

    aklımızda kalsın, günahına girdiği nba yıldızları:

    ben wallace - https://youtu.be/m4thirfdo0q
    steve nash - https://youtu.be/2g7lkhjr8ia
    dwight howard - https://youtu.be/8p5m6kkx6ga

    - - - - -

    son: http://static3.businessinsider.com/…rd soft gif.gif
  • bu adam jordan'dan sonra gelmiş geçmiş en iyi 2. oyuncu. birileriyle kıyaslamak içinde yanlış zamanlar bunlar. adam gelmiş 35 yaşına kariyerinde ulaşamadığı bir başarı, tek başına tecavüz etmediği takım kalmamışken gerek yok yani *

    draft olduğu seneden beri kıyaslanmadığı yıldız kalmadı(carter, t-mac, iverson*) hepsinin eline bir bir verişini izledik durduk, ki hepsini çok severim. kariyerinin başında yeni jordan olur mu diye gazlanmaya çalışıldı oyun tarzı, stili, kazanma hırsı jordan'a en çok benzeyen oyuncuydu. adam durmadan çalıştı çabaladı copy-jordan değilde kobe bryant oldu. başarılarla dolu bir kariyerinin sonlarına doğru yaklaşmışken bu adamı itin götüne sokmak çokta mantıklı değil. önümüzdeki birkaç sene içerisinde bu adam basketbolu bıraktığı zaman 90'lar jenerasyonundan nba'de oynayan adam kalmayacak lan bide bunu düşünün.

    edit: zamanın ötesi ney lan. yanlış bişey mi söyledik sanki.
  • deron willamsla yanyana oynamaz. sistem koşmayan iki oyuncuyu kaldırmaz. ekrem dağ gibi savaşçı oyunculara ihtiyacımız var.
  • saçma sapan şekilde shaq'ı gönderdiği söylenen oyuncu. öncelikle "liseliler bilmez" kalıbını kullanmak istemem ama öyle yorumlar görüyorum ki rezalet.
    şimdi büyük olayların koptuğu 2003-2004 sezonu ve öncesine gidelim. kobe o sene 25 yaşında ve shaq 32 yaşında. mental olarak olgun olması gerekenin kim olduğu belli burada.
    kobe aynı zamanda bir tecavüz davasıyla karşı karşıya. üstelik suçsuz olduğunu bile bile sürekli bununla uğraşıyor. fiziksel olarak yorgunluğunun yanında saçma sapan bir şekilde maçlar yerine davalara gidiyor falan.

    lakers bir önceki sezon finali görememiş, haliyle 3 peatten sonra başarısız olarak görülüyor. shaq ise o sezonun büyük çoğunluğunu düşük performansla geçirmiş. off season geliyor, shaq bitecek kontratını yenilemek istiyor ve çabaları sayesinde takıma payton ve malone katılıyor. ama shaq'ın kafasında sadece yenilemek istediği kontratı var ve bunu açık açık söylüyor. takım arkadaşları dahi söylüyor.

    kobe ise davalarla beraber sakatlık yaşıyor ve dinleniyor evinde. kampın ilk günü shaq çıkıp diyor ki "eksiğimiz yok, tüm takım burada", sonra ekliyor "fisher, malone, payton için bu sezona hazır gireceğim". ne yapıyor yani? kendisine 3 şampiyonluğunda yardım eden adamı, adam yerine bile koymuyor. sonra evinde yemek veriyor, yemeğe bir kişiyi çağırmıyor, peki bu kim? tabii ki kobe. yetinmiyor açık açık kobe'yi eleştiriyor ve diyor ki "dizlerinden dolayı artık daha fazla pas vermesi gerekiyor". kobe cevap olarak sadece "kendisi merak etmesin, ben zaten bir guard olarak ne yapmam gerektiğini biliyorum" diyor. shaq ondan sonra alakasız bir şekilde "malone ve payton bu takıma sadece 1 kişi için geldiler, bu 2 değil" diyor. yani gene kobe'yi sallayıp "buranın kralı benim" diyor. derdi yine takım için değerini hatırlatıp para istemek.

    kobe bir röportajda bunu dile getiriyor ve anında phil jackson ceza kesiyor kobe'ye. shaq herşeyi yaparken ceza verilmezken phil jackson kobe'ye ilk hatasında cezasını kesiyor. jackson'un amacına daha sonra geleceğim.

    bu şekilde sezon açılıyor. herkesin aklında tek soru var "peki bu iki adam ne yapacaklar?". tek gündem bu nba'de.
    sezonun ilk maçı, kobe sahada yok. lakers'ın rakibi dallas ve kobe o zaman colorado'da. maça yetişiyor ama oynamayacak aynı zamanda sakat çünkü. takım rahatlamışken sahaya geliyor kobe. lakers ezip geçiyor dallas'ı ve 3. periyodun sonunda herkes takımı alkışlarken geliyor kobe. yani ona ilgi gösterilmesini değil, gösterilen bir ilgi varken girmek istiyor.
    v sign yaparak seyircileri selamlıyor ve gidiyor shaq'ın yanına oturuyor. tribünlerden alkış kıyamet kopuyor. maçtan sonra kobe çıkıp diyor ki "bana göre hepsi geride kaldı biz arkadaşız ve 4. şampiyonluğu alacağız". lakers muazzam başlıyor, sonra karl malone'u kaybediyor. all-star arası geliyor. işte jackson bölümü burası. o sene aynı zamanda jackson'un da kontratı bitiyor ve jackson maaşının 2 katına çıkmasını istiyor. hatta tehdit ediyor kulübü. rahmetli jerry buss o an görüşmeleri kesiyor. jackson bu işin arkasında kobe'nin olduğunu düşünüyor. ama normalde ise olan artık jerry buss'ın triangle offense oynayan takımın zevk vermediğini ve eskisi gibi showtime basketboluna dönmenin takıma maddi ve manevi katkı sağlayacağına inanması ve o kontratı vermek istememesi. jackson saçma sapan geriye düşülen bir maç sonrası, çok iyi hatırlamıyorum ama maç içerideydi onu biliyorum, kobe'yi düzgün şut kullanmıyor diye eleştiriyor kobe ilk yarısını 1 sayıyla tamamladığı maçı ikinci yarıda 40 sayı atarak kazandırıyor gene eleştiri alıyor. sonra gidiyor başka bir maçı 8 sayı ile tamamlıyor ve sağlam bir savunma performansı koyuyor bu sefer de "daha agresif olması lazım" diyor phil jackson. daha sonra lakers playoff yapıyor ama finaller kaybediliyor. tex winter'a göre finallerin gitmesinin tek sebebi ise shaq'ın kazanmak istememesi. "adam gibi bir maç oynamadı" diyor shaq için.
    sezon bitiyor ve lakers'ın elinde 3 tane kontratı bitmiş isim var, kobe, shaq ve phil jackson. lakers yönetimi phil jackson ile kafadan sözleşme yenilemiyor. shaq ise çıkıp diyor ki "eğer jackson gidiyorsa beni trade edin", kobe ise ağzını açmıyor.
    lakers aradaki yaş farkı, shaq'ın artık çenesine vuran performans düşüklüğü ve illallah dedirten sakatlıkları ve egosu yüzünde doğal olarak shaq'a kontrat dahi önermiyorlar ve gönderiyorlar.

    shaq miami'ye trade oluyor çer-çöp karşılığında. sonra shaq çıkıp diyor ki daha miami'ye ilk geldiğinde "ben kaliteli bir tuvalet kağıdı gibiyim, kalitem bellidir". daha sonra yine gider gitmez bir karşılaştırma yapıyor.
    "ben don vito isem, penny fredo, kobe sonny, wade ise michael'dır". buradan da kobe'ye çakıyor gene.

    üstelik burada kişisel yorum yapacağım; shaq o dönemin en dominant oyuncusudur evet fakat kobe olmasa tek başına kazandığı hiçbir yüzüğü kazanamayacak olan adamdır. keza kobe de shaq'sız o 3 tane yüzüğü alamayacak adamdır. yani bu iki adam birbirleri sayesinde bu başarıları yaşayan adamlardır. ki bunu shaq biraz sonra diyeceğim cümle ile doğruluyor.

    kendisine bu kadar yararı olan adama çakıp, daha lige gireli 2 sene olmuş adamı yüceltmek falan herşeyden önce karakterli birine yakışmayacak davranıştır. nesini gördün wade'in de sana 3 şampiyonlukta yardımcı olan adama çakıyorsun? daha sonra wade bile bunu dürüst bulmadığını söylüyor. tabii zaman geçiyor, ikisi arasındaki kavgalar shaq'ın kariyerinin sonuna gelmesiyle azalıyor ve shaq'a emekli olduğu gün soruyu soruyorlar "garnett, wade, kobe, lebron gibi adamlarla oynadın, en iyi kimdi" diye soruyorlar. shaq cevap vermiyor soruya fakat sadece kobe ile ilgili olumlu şekilde konuşuyor.

    "lakers'tan niye ayrıldın? sebep kobe miydi?" diye soruyorlar verdiği cevap ise "kobe ile olayların alakası yoktu, ben sadece daha fazla para ediyordum fakat bana bunu vermediler" diye bütün bu yaptıklarını açıklayan cümleyi kuruyor.

    yani shaq alamadığı dolarlar yüzünden kobe'ye sardığını itiraf ediyor. hatta ve hatta kendisine son olarak şu soru geliyor; lakers'tan ayrılmak hata mıydı? işte orada shaq'ın en büyük itirafı geliyor. "hiçbir zaman 'eğer' demem ama biz beraber kalsaydık değil 3, 6 tane şampiyonluk kazanırdık, tarihin gördüğü en iyi ikililerden biriydik" diyor.

    işte sevgili sözlük, durumlar böyleyken böyle. eğer hala kalkıp "kobe shaq'ı gönderdi" diyecek adam varsa, bu sadece çok büyük nefrettendir.
  • olimpiyat takımı, rüya takımı yener açıklaması yapan oyuncuya nihayet bir destek geldi.

    larry bird bu kıyaslama üzerine şöyle dedi;

    "they probably could. i haven't played in 20 years and we're all old now."
  • bence nba tarihinin gelmiş geçmiş en iyi 28 bin 674. oyuncusu. çıktığı 7 finalden 5'ini kazanmış olabilir ama shaq ve jordan farmar olmasa hiç şampiyonluk kazanamazdı. o yüzden bu şampiyonlukları gözünüzde çok büyütmeyin.

    mesela çok az kişinin bildiği bir şey var. ben bunu bizzat şikago'da bir et lokantasında karşılaştığım karl malone'dan dinledim. lebron aslında cavs kadrosu çok güçlü olduğu için ''ben kolay şampiyonluk istemiyorum'' diyerek hüseyin beşok, şemsettin baş ve chris quinn'li mütevazı kadrosu ile boy gösteren miami heat'e gidip şampiyonluk yaşamış, akabinde heat, chris bosh ve dwyane wade'i kadroya katınca yeniden içindeki william wallace'u dinleyip irving ve love gibi iki müptezele emanet edilen cavs'e dönerek bir de onları şampiyon yapmıştır. malone dedi bunu. ''aynen anlattığım gibi kanka, yalan söyleyen na böyle olsun'' diyerek eliyle yuvarlak işareti yaptı. bu açıdan bakınca kobe'nin şampiyonlukları ile aradaki fark gayet ortada bence??? çünkü shaq'tan sonra yaşanan şampiyonluklarda kobe olmasa da farmar ve vujacic lakers'ı zaten şampiyon yapacaktı. youtube'da falan var bunlar. internetler gelişti.

    bir de nba tarihinin en çok sayı atan 3. oyuncusu olma meselesi var. biliyorsunuz kobe sg, yani shooting guard. şutör gard yani, skorer gard. adı üstünde, skorer. çok şut kullanan manasına gelir bu. çok böyle yani, aşırı skor üreten. bu adam sayı atmasın da anderson varejao mu atsın peki? lebron ise kısa forvet. uzun bile değil. forvetin kısası. bence kısa olmasına rağmen yaptıkları inanılmaz. bir de böyle değerlendirmek lazım.
  • seven sevmeyen herkesin, hakkında şu yazıyı okuması gereken kişi:

    http://sports.yahoo.com/…012206&prov=yhoo&type=lgns

    ingilizcesi olmayan arkadaşlar için de çevirdim:

    kobe pazar günü 81 sayı attı, bu onu bütün zamanlar listesinde wilt chamberlain'in arkasından, 2. sıraya taşıdı ve amerikanya'da, spor geyiklerinin 1 numarası nfl'i de geride bıraktı ve bunun üstüne hala insanlar bu adamı eleştirecekler.

    bakın görün. daha çok pas vermesi gerektğini (2 asisti vardı kobe'nin) söyleyecekler. sadece dikkat çekmek için yaptığını söyleyecekler. 18 tane kaçan şutuna dikkat çekecekler, 28 tane soktuğu şut yerine.

    daha neler neler söyleyecekler. sadece basketbolda bir adam 81 sayı atıp, tarih yazıp, bütün salondakileri hayatlarının hikayesini anlatmak üzere evlerine gönderir, amerikanya'nın bir ucundun diğerine "kobe'yi izliyor musun?" şeklinde telefon konuşmalarına sebep olur, bir mucize yaratır ve halen daha eleştirilir.

    ama görün bu olacak

    kobe pazar günü olayı bitirdi, ve bunu anlayamıyorsanız bile anlamaya çalışmalısınız. bunun kobe'nin şahsiliğiyle veya kötü bir takım oyuncusu olmasıyla alakası yoktu. tam tersi, toronto, lakers'ı eziyordu adeta (16 sayı öndelerdi), taa ki kobe takım arkadaşlarının acınası haline baktı ve bu maçı kazanmaya karar verdi, sonunda da kazandı, 122-104.

    "kendiliğinden oldu" dedi kobe maç sonrası. "benim için önemli olan galibiyetti.
    uyuşuktuk, kendimize gelmem için bir silkindim ve rakibimizi demoralize etmek istedim."

    ve insanlar bunu eleştiriyor?

    81 sayının ufak bir kısmı gereksiz, rekora yönelik olsa da - ki maç 4. çeyreğin sonuna kadar çok yakındı, yani çok az sayı rekora yönelikti - kimin umrunda? gerçekten soruyorum, tarih yazmaya çalışmanın nesi yanlış? toronto oyuncuları da bu işten para kazanmıyor mu?

    bir beyzbol oyuncusu ilk 3 vuruşunda homerun yaparsa, bir sonraki vuruşunda topu stadın dışına göndermeye çalışırsa kimse onu suçlar mı?

    hiç kimse, yorulmuş bir pitcher'i, hitter olmayan bir oyuncuya karsi sahadan almayan bir koç hakkında sikayette bulunur mu?

    peyton manning, touchdown rekoru kırmaya çalışırken, touchdown'a 1 yard varken hala pas oyunları düzenlerken kimsenin umrunda mı?

    tabii ki hayır, bunu beklersiniz ve hatta istersiniz.

    peki basketbola niye farklı yaklaşılıyor? oyuncuların çoğu siyah olduğu için mi? biraz çeki düzene ihtiyaçları olduğu için mi?

    yoksa basketbolda hem ofansta hem defansta her pozisyonun içinde maça konsantre olmanız gerektiğinden, zayıf yönleriniz daha çok göze battığı için mi? ya da kobe pek sevilmediği için mi (shaq veya tecavüz olayı veya başka olaylar yüzünden) ?

    yoksa hoosiers'ın basketbola kazandırdığı saflık devam ettiğinden mi? koç norman dale, jimmy chitwood'un devamlı şut atmasını istemesine rağmen?

    belki de nedenler bunların da üstünde. bilemiyorum
    ama bildiğim tek birşey var, 1960-70'lerde bu iş böyle değildi. skorerler kutlanırdı. pete maravich, david thompson ve hatta larry bird (80'lerde) çoğu kişiye göre bazı maçlarda çok şahsilerdi. ama bunu görmek eğlenceliydi, şovun bir parçasıydı

    şimdi kimse tutup da çok sayı atmaya çalışmıyor. pazar gününü dışarda bırakırsak, uzatmaya gitmeyen maçlarda atılan en yüksek sayılarda, ilk 25'e bakarsak 1978'den beri sadece 1 kişi olduğunu görürüz, o da 1994'te david robinson'ın mvp olmasını sağlayan 71 sayılık performanstır.

    niye bu oyundaki eğlence ve zevkin içine ettik ki?

    kobe takımının sayılarının %66.4'üne imza attı. wilt chamberlain 169 sayının 100'ünü atarken sadece %59.2'deydi. belki de bir bakıma kobe daha başarılıydı dün gece. özellikle de şunu göz önüne alırsak: wilt chamberlain'in zamanında onun boyuna posuna yakın olan 1 tek bile pivot yoktu, kobe'nin ise böyle bir avantajı kesinlikle yok.

    bazıları, "artık nba'de savunma çok az yapılıyor" diyor, ancak warriors'ın 169 sayısı gösteriyor ki, eskiden çok çok daha az savunma yapılıyordu. o gece wilt'e kim adam gibi savunma yaptı ki? (bunu ben de arkadaş ortamlarında yaptığım tartışmalarda her zaman söylerim)

    nba'de defans yapılıyor, hem de üst seviyede. çok yanlış düşünülen birşey var, o da üniversitelerde, nba'e oranla çok daha sert defans yapıldığı. görünün o ki, yavaş bir guard'ın yere yapışma sahnesi böylesi bir şovda, gerçeklerin üstüne örtüyor.

    eğer raptors'ın kobe'yi durdurmaya pek çalışmadığını düşünüyorsanız, maçı izlememişiniz ve yanılıyorsunuz. kim 1 oyuncudan 81 sayı yemek ister ki? ellerinden gelen herşeyi yaptılar, her bir oyuncuyu tutması için tek tek başına verdiler ama onu durdurmayı başaramadılar.

    kobe işte o kadar sıcaktı, o kadar muhteşemdi ve izlemesi de bir o kadar zevkliydi.

    yine de 81 sayı atmanın "spor"a yakışmadığını savunacaktır bazıları, bunun basketbol olmadığını söyleyeceklerdir. ama bir izleyicinin damarlarına bu kadar adrenalin vermenin, karmaşık duygular hissetirmenin yanlış olduğunu, sporla alakası olmadığını düşünüyorsanız, bence bir kendinize gelin ve kobe'nin cuma günü golden state'e 101 sayı atıp atamayacağını düşünmeye başlayın.