• bir türlü anlam veremediğim bayanların ortak buluşma noktası.

    arkadaş ortamında bulunan birkaç bayanın yanı sıra, ortanca dayımın hanımı, 2 senemi verdiğim son kız arkadaşım ve son iş yerimden çıkmama kadar varan olaylar silsilesinin baş kahramanının ortak noktalarıdır.

    buraya kadar her şey güzel de, hadi genellemeleri de geç, şu 3 bayan için konuşmak gerekirse,

    bu kadar illet, çirkef bayanlara hiçbir zaman denk gelmedim.

    iş arkadaşım için konuşuyorum;
    --- spoiler ---

    - daha yeni girmiştim işe, onunla aynı işi yapacağız, allah ı var, ilk zamanlarda yardımcı olmaya çalışmıştı, ki ofiste birisi muhasebeci, birisi kaliteci( o da koç burcuydu ama delikanlı kızdı) birisi de dış ticaretçi olmak üzere 3 tane bayanla her gün kavgalı, sürekli bir ağız dalaşı.. beni bununla yemeğe postalamalar, kendi aralarına almamalar, sürekli bilgisayar tepesindeyken laf sokmalar filan, ''aman diyodum, işine gücüne bak, kimseyle dalaşma, borcun harcın varmış, bak işine biz muhabbet ederiz'' neyse önce kaliteci çıktı, sonra dış ticaret sorumlusu bayan, aradan da 5-6 ay geçti tabi, ben de olayı kaptım, patron karı yalakalığını sevdiği için benimle çok içli dışlı olmuyor, oğlu genel müdür beni tutmaya başladı, bu kerkenez de arkasından türlü türlü işler çeviren, bana bile kendisini şikayet eden, ''onun kuyusunu kazıcam'' diyen ''ki tam bir yılandır'' muhasebeci müsvettesiyle yakınlaştı bu sefer, bana terslenmeler, laf sokmalar.. hata yapıyor, ''aman bak şurayı yanlış yapmışsın'' hata yapıyorum, bir tek çay servisine gelen ablalar duymuyor, böyle böyle genel müdürün odasına gidecek kıvama kadar geldik. o da nasıl oldu,

    artık öyle bir olmuşuz ki, yanyana aynı masada pc tepesinde aynı işi yapıyoruz, tek telefonu ortak kullanıyoruz, bana laf sokup sokup duruyor, yeni kaliteci abi '' aman ilker uyma, genel müdür bile o ne kadar tecrübeli olsa da seni seviyor, aklında başka planlar var'' diyor, yanyana konuşmayıp, birbirimize mail gönderiyoruz, muhasebeci buna veriyor gazı, ofisten çıktığım zaman, arkamdan boru gibi dedikodular, mahsus aniden giriyorum ofise, ''bir şey unutmuş gibi'' muhasebecinin yanından hemen kalkıp yerine geçiyor, en son cuma günü cuma namazından önce o gün söylendi söylendi, sabır dedim, erkekler cumaya gidiyoruz, o gün de ''anlaşın kavga etmeyin tandanslı'' bir hutbe vardı, ''la'' dedim, ''niye kavga edelim, namazdan sonra konuşurum, insan gibi geçinelim diye'' namazdan geldik, bir müşterinin kalite sorunu için fotoğraf çekip malzemeleri, lot numarasını filan göndereceğim, çektim fotoğrafları, oturdum bilgisayara usb kablosunu takacağım, anam demez mi ters ters ''sen çalışmıyorsun da, bütün gün pinekliyorsun da, sen misin diyen, kabloyu yere bir çarptım, suçlu oldum tabii, kudurdu da kudurdu, genel müdür geldi, ikiniz de odaya diye, ki orada da, adam benden büyük evli barklı hem de müdür deyip başımı öne eğdim sustum, ''sen busun işte, müdür gelince susarsın'' dedi dangalak. o da bir şey değil, cumadan önce boy boy laf soktun dediğimde, gözümün içine baka baka ''yemin ederim bir şey demeyişi'' zaten içten ''senle boy ölçüşülmez kızım'' dememe sebep oldu, bir ay sonra da işi bıraktım.

    arada takıldığım çok sevdiğim bir abim var, geçtiğimiz cuma görüştüm, ''muhasebeci ile yine birbirine girdiler'' dedi. garip bir gülümseme geldi içime; eski borçları için, kocasından habersiz bileziklerini bozdurup, onların yerine sahtelerini yerine koyabilen bir insanmış, yine muhasebeci sokuşturmuştu lafı. yalnız burada hangisi daha yılan onu çözemedim. *
    --- spoiler ---

    --- spoiler ---

    bir diğeri ise, yaklaşık 17 senelik yengem. yengem eyvallah, dayımın hanımıysa saygımız ondan gelir, ama diğer yengemden, diğer dayımdan, çocuklarına; annemi geç, anneanneme, rahmetli en küçük dayımdan, yine sineği bile incitemeyecek, neredeyse 30 senelik hayatımda, bırak elin kızına, anneanneme ya da anneme bir yamuğunu görmediğim, dedeme kadar herkesle kavgalı bir insan. bir de, her bokta kendisi haklıymış ezikmiş gibi tutunduğu o halet i ruhiye yok mu. en son kavgamız da pazar günü oldu, lanet olsun altlı üstlü oturuyoruz, ve oturduğumuz muhitte otopark büyük bir sorun, bizim evin önüne dayım park ediyor, biz de nereye bulursak artık; dayım da haftasonları genelde anneanneme gider, ya da arabası orada durmaz, babam da dayım gelene kadar arabayı oraya çeker, sonra da başka yere alır.
    pazar günü yine dayım yoktu piyasada, babam da öyle bir turlamış, evin önüne çekti arabayı, dayım geldiğinde de, başka bir yere çekeceğini adım gibi biliyorum, ki ben de asla sıkıntı olmasın diye, hep başka yere çekiyordum; giriş kapısı açıldı, dayım girdi arkasından da yengem, ben de yukarıda sigara içiyorum, ama nasıl kavga kıyamet kopuyor, dayıma, ''şerefsiz, pısırık, başkası çekse hemen bağırırsın, bunlara geldi mi ses yok diyor. dayım da aynı burcun erkek versiyonu, ama kavga esnasındayken sabrı taşana kadar tanıdığım en sakin insanlardan birisidir, ki kendimi de ona çok benzetirim; eğer ki uzarsa da, beşbin beygir gücüne ulaşır, yakar yıkar.. benzeri için (bkz: aslan burcu erkeği) dayım hala orta yolu bulmaya çalışıyor, ama çok pardon, defalarca aile eşrafında da denk geldiğim, mahalle karısı ağzını kendisine yakıştıran yengem de,
    - ananın .mına kadar yolun var! dedi. iki tane de kızları var, ergenlik çağında. sonra, annem dayımı çağırdı, söylendi, tam ben çıkarken tartıştılar filan, benim de dersim vardı, akşam havadisleri babamdan aldım, merdivenlerden annemle takışmış, mahalle kavgası gibi olmuş..
    --- spoiler ---

    sonuç mu, babam yine diğer mahalleye çekiyor, eskisi gibi; o kavga olmasaydı da olacağı gibi.

    şimdi sorarım, bu kadar kavgayla, o kendisine yakıştırdığı dille, nereye vardı ki, insanları germekten başka. en küçük dayımın suratına bile bakmayan bu kadın, dayım şehit düştüğü zaman, salya sümük ağladı, işteki o lanet kadının müdürün odasında ağladığı, ''ben birşey demedim'' dediği gibi...

    üçüncü ve son olan, kız arkadaşım olanı, en buhranlısı, sadece son iki ay yaşadığımı yazsam o bile yeter,

    - laftan anlamaz, ''tamam aşkım'' dersin yüz kere tekrarlattırır, size inanmaz, güvenmez; kendisi aynı boku ya da daha kötüsünü yer, yalan söyler; yarım saat önce seni çok seviyorum diye attığı mesajdan yarım saat sonra, ağzınıza sıçar sıçar, küfreder, sonra da bir bok olmamış gibi, ertesi gün günaydın sevgilim deyip, bozuk atınca da ''ne oldu ne yaptım ben'' der.

    ayrılmaya çalıştım yukarıdakı yaşananların benzerleri ışığında, ama nasıl bir beladır ki, seviyordum yine de, bir de işimi de bırakıp, evle de papaz olunca da, dedim '' iş bulayım kısmetse devam ederiz'' bu iki aylık süreçte yemediğim küfürler, terslenmediğim dakikalar kalmadı, bir gece ''seni seviyorum'', diğer gece ''allah belanı versin, bilmemne çocuğu'', sonraki gün ''söz veriyorum, bir daha yazmayacağım''.. tabii ki ya iki gün, ya da üç gün, sonra tam gaz devam.

    bir de, ''ben kimseyle konuşmuyorum, etmiyorum'' dememe rağmen, beni tıynetsiz orospu çocuğu olarak bellemesine rağmen, kendisinin yediği naneler (gözümle gördüm, inkar etti) ''beni unutamayıp da, başkasında huzuru arayıp, beni unutmak istemesindenmiş''. böyle şey mi olur lan dediğimde de, ''beni gördün o zaman niye çekip almadın'' diyor, ''sen bana öğlen elagözlüm diye mesaj atıyorsun, akşam seni herifle sarmaş dolaş görüyorum, o zaman demek ki başkasını bulmuşsun, allah mesut etsin'' diyorum, ''sen de başka orospularda teselliyi bulursun'' diyor, ve ben hala kimseyle konuşmamış olmama, o kadar küfre rağmen, hala ve hala temiz duygularla seviyorum.

    velhasıl kelam, tek diyeceğim, tabii ki 3 kişiden 5 kişiden genelleme olmaz, ama anlaşılması neredeyse imkansız, genelde kendisini haklı gören, kendi doğruları çerçevesinde ilerleyen bu kişileri allah ıslah etsin; en garibi de, tamam ya da anlaştık deyip, ertesi güne bile kalmadan, temcit pilavı gibi, ortada fol yokken yumurta yokken, tekrar olayın kaynaması, bipolar desen, ya da huzurdan huzursuzluk desen eyvallah, ama karşındaki de insan be gülüm !
  • neşeli, cıvıl cıvıl, konuşkan, sıcakkanlı, sevecen, zeki, eğlenceli, hiperaktiftirler kendileri. çok küçük şeylerden mutlu olabildikleri gibi, çok küçük şeyleri büyütüp kendilerini kahredebilirler. log tutma mekanizmaları kesinlikle çok gelişmiş hatunlardır. kendilerine yapılan iyiliği de kötülüğü de asla unutmazlar. bazen çok sabırsız ve inatçı olabilirler ama genelde uyumludurlar. hırslıdırlar ve isteyip de yapamayacakları şey yoktur kanımca. kesinlikle kıskançtırlar, şüphecilikte de master degree olabilirler. sevdiceğimin burcu olmasından dolayı çok severim kendilerini.
  • hayatta ne olursan ol bunlardan olma diyeceğim burç. sürekli yenilik ister. arzuladığı şeyleri elde edince, oyuncağı almak için on saat ağlayan o değilmiş gibi hevesi hemen geçer. her konuda memnun etmesi inanılmaz zordur. bencilin önde gidenidir. dinler, yardımcı olur vs. ama aklına bir şey takılmadıysa, öyleyse hiç çaktırmaz sanarsın ki senin yanında, dünyayı gezer o ara aklında ruhun duymaz. öyle şeyler yapar ki normal insanın aklının ucunda durmaz ayrıca anlatılmaz. devamlı bir şeyleri ilk defa yapmak ister. üşenmez, ne çalışırken ne eğlenirken. ayak uydurmak feci zordur. en güzeli kendi haline bırakmaktır. o birlikte eğlenecek birilerini illa ki bulur. sıkmaya kalkarsan kesin kaçar. kıskanç erkekle işi olmaz olsa da uzun sürmez. özgürlüğüne düşkündür. delidir deli uzak durmak gerekli.
  • kıskançtır, inanılmaz kıskançtır. kız arkadaşını diğer kız arkadaşından, kardeşini öbür kardeşten, annesini babasından kıskanır. eşi ya da sevgilisi için yorum dahi yapmıyorum.

    bunların dışında süper dosttur. insanın ayağını yerden keser. yanlışlıkla ağzından canının kek istediğini kaçır, anında önüne gelir. özgür olsa da önce seninle bütünleşir sonra birlikte özgür olursunuz. artık bu nasıl özgür olmaksa. klostrofobi etkisi yaptı..
  • cins, ama bilmediğin bir tür. kafasının içinde ne var, niye bu kadar kavgacı, ''tamam'' dediği şeyi, iki günde bir tersine sürmek koşuluyla tekrar açmak, kapatmaya çalışmak, bir daha açması, kapatmaya çalışmak tahribatı en aza indirgemeye çalışmak; sonra tekrar açılması, artık gitgide sinirlerin bozulması, yine kavga açması, bu sefer veryansın etmek. uğraş, uğraş, didin dur; sakinleştirmeye, biraz huzur moduna sokmaya çalış, delirtsin seni, en sonunda zıvanadan çık ve ne dese iyi olur;

    - sen benden bunların intikamını alıyosun, ne kadar kinci bir insansın...

    be gerizekalı, zamanında milyon kere söylüyoruz, yapma etme, açma sevgilim, hayır sevgilim, o öyle değil aşkım, suyum arada ısınıyor tabi, insanın siniri de bir yere kadar, en sonunda kafayı sıyırınca da, asabi sen oluyorsun.

    bir de, kıskanma boyutları daha önceden de değinildiği gibi, karşıdaki insana hayatı zindan edecek boyuttadır. onunla niye konuştun, buna nasıl gülersin, sen kızları bilmiyorsun, bir daha konuştuğunu görmeyeceğim, vıdı vıdı..

    kendisi birisiyle konuşsun, ya da aynı ortamda bulunsun, ''aman bir şey demeyeyim, hoşgöreyim, ikinci sefer uyarırım, bir daha olursa ağzıma sıç diyordur'' diye düşünürsün, sonuç;

    - sen de ne kadar rahatsın !

    o kafanın içinde neler geçiyor bilmiyorum kızım, ama harbi cinssin.
  • kindar olmayan, çok çabuk affedebilen, dirayetli, özverili, kıskanç, sabırsız, inandıkları uğruna her türlü saçmalığı yapabilecek kadınlardır bunlar.
  • inatçı,kıskanç,iyi kalpli ve kurnazdır.

    insanlara temkinli yaklaşır,kolay kolay sizi kabul etmez.ilişkilerinde ince eleyip sık dokur,soru sormaz sadece gözlemler.aşık olmayı beceremez,hatta birden fazla kez ve birden fazla kişiye aşık olmaktan zevk alır.kolay kolay beğenmez,sürekli eleştirir,önüne hazır konan şeylerden zevk almaz,hep kazanmaya yarışmaya mücadele etmeye yönelik bir bilince sahiptir.yenilmeyi asla kabul etmez.yenilse bile kabul etmez,o derece yani.kızdığında gazabı çok sert olur ama makul sebeplerle kendisine yaklaşıp özür dilendiğinde hemen kabul eder.kime karşı yufka yürekli olunması gerektiğini bilmez,o yüzden çok darbe yer.kolay kandırıldığı en önemli alan aşk-meşk ilişkileridir.eğlenmeyi,eğlendirmeyi,gezmeyi,gezdirmeyi,görmeyi,keşfetmeyi,bilmeyi,anlamayı çok sever.kibirini kontrol edebilir,ama egosuna hükmedemediği zamanlar çoktur.dostlarını korur,düşmanlarını yok etmeye bayılır,güvenilirdir.cimri değildir o yüzden para biriktirmesi çok zordur.yardımseverdir.dobra insanları sever çünkü kendisi de dobradır.

    aile ilişkilerine çok önem verir ama sürekli ailevi sorunlar yaşar.matematiksel değil sosyolojik düşünmeyi sever.dünya ona yetmez,hep arar,hep ister.kıskançlığını asla belli etmez,içten içe kemirir kendini,çok sahiplenir ve kolay terkeder.kırılgandır ve kırıldığı zaman onarılması çok güç cinse girer.hayvanlardan en çok kuşları sever,romantiktir ama şapşal aşık değildir.geleceğini tasarlamayı sevmez,kendini düşündüğü kadar sevdiklerini de düşünür.ölümü kolay kabullenemez.bir yakını veya sevdiği biri vefat ettiğinde çok uzun süre kendine gelemez.hatta yalnız yaşayan biri ise ölüm acısı kendisini şiddetli depresyona sokabilir.müzikle arası iyidir.samimiyete samimiyetle karşılık verir.tutkuludur ama tutkusunu hissettirmesi için sizi çok iyi tanımalı,güvenmeli,sevmelidir.burçlar arasında en sinsi karaktere sahip olandır.hayatta en sevmediği kişiler ikiyüzlülerdir,arkadan konuşan insanların ölüp yok olmasını ister,merttir ve vefalıdır.

    geçmişe çok takılır.en büyük takıntısı budur.size göre geçip gidenler ve unutulması gerekenler bazen ona göre hayat meselesi olur.
    dalaşmamak gerekir.aşık olunacak kızların çoğu bu burçtandır.ama erkeklere en çok çektirenleri de bu burçtandır.

    zöge burcu:burçlar konusunda allamei gullame olsanız benim kadar bilmenize imkan yok.anlattıklarımın hepisiciği doğrudur.
  • (bkz: maria valverde) ve bu fotoğrafta sanırım koç burcu kadınını özetliyor, maria zira koç burcu kadınlarının en büyük özelliklerinden biridir, güçlü olmak, en azından görünmeye çalışmak..

    düzeltme; hatalı link.
  • gözleri çok güzel olur bir de bu kadınların.bakmaya doyamazsınız,bir koç burcu sevgiliniz olduysa ve ondan ayrıldıysanız her şeyini unutursunuz ama bakışlarını,gözlerini hatta retinasını bile hatırlarsınız.