şükela:  tümü | bugün
  • tdk nın türkçe sözlüğünde 2 örneği olan şair
  • bazı dizeleri halk arasında atasözü gibi yayılmıştır. şiirleri sağlığında bir araya getirilememiştir. 'divan' vefatından sonra yayınlanmıştır. sefinet ür ragıb adlı bir risalesi, devlet işleri ile ilgili yazılarının ve mektuplarının olduğu telhisat, belgrad'ın alınması ile ilgili fethiyye i belgrad ve barış görüşmelerinin raporu niteliğinde tahkik ve tevfik adlı yapıtları da mevcuttur ve yarım kalmış iki çeviri kitabı vardır.
  • on sekizinci yüzyıl divan şiirinin nedim ve şeyh galip'ten sonra gelen ismi olarak da addedilmekteydi. nabi yolunda bilgece yazılmış şiirleriyle bilinir.yazdıkları mizacındaki ağırbaşlılığı yansıtır, açık ve aydınlık bir anlatımı vardır. "şecaat ederken merd-i kıpti sirkatin söyler" (çingene kabadayısı cesaret taslarken hırsızlıktan bahseder), eğer maksud eserse mısra-ı berceste kafidir" (eğer maksat yapıtsa seçkin dize yeter) ve "ne ararsan bulunur derde dermandan gayrı" gibi ünlü dizeleri mevcuttur.
  • osmanlı sadrazamlarının en nüktedanlarından biri olan koca ragıp pa$a sadrazamlıgı sırasında ulemadan bir zâtı kıbrıs’a kadı olarak atamı$.. atadıgı kadı hem te$ekkür etmek hem de kıbrıs’tan bir istegi bulunup bulunmadıgını sormak için koca ragıp pa$a’yı ziyaret etmi$.
    ragıp pa$a, kadı’nın bu hareketinden memnun olmu$, dönü$ünde mümkün olursa bir kıbrıs e$egi getirmesini rica etmi$.. kadı efendi "ba$ üstüne" deyip ayrılmı$.. üç yıl kıbrıs’ta kadılık yaptıktan sonra istanbul’a tekrar dönmü$.. dönünce r. pa$a’yı yine ziyaret etmi$.. kadı ziyaretini bitirip ayrılacagı sırada ragıp pa$a, kadının hiç e$ekten filan söz etmedigini görünce hatırlatmak zorunda kalmı$:
    — sizden bir ricada bulunmu$tum, bana bir kıbrıs e$egi getirecektiniz?..
    bunun üzerine kadı hayıflanmı$:
    — aah efendimiz, vallahi unutmu$tum, simdi sizi görünce hatırladım!
    ragıp pa$a ta$ı gedigine koymu$:
    — zararı yok kadı efendi, siz geldiniz ya...
  • nedîm ve şeyh gâlib’den sonra 18. asrın gözde şairi olarak bilinir. sadrazamlığı zamanında, bilim çalışmalarını desteklemiş ve kütüphane kurdurmuş olması, hattatlığı, kitaba, okumaya düşkünlüğü ile tam bir kültür adamıdır.

    koca râgıb paşa demiş ki bir güzele:

    "sen bulursun yine râgıb gibi şeydâ amma
    o senin gibi cefâ pîşe sitemger bulamaz"
  • bağcılar'da bulunan bir ilköğretim okulunun adı.
  • "mihneti kendine zevketmedir âlemde hüner
    gam-ı şadi-i felek böyle gelir böyle gider"

    koca ragıp paşa
  • "gönlümüzün perişanlığı açıklanmamış nükte gibi kaldı.
    ne kimse hikmetini anlar, ne ragıp sebebini söyler."
  • boğaziçi’nin yüksekçe bir yerinde oturan râgıp paşa, sıcak bir yaz günü evine giderken yorulup bir taşa oturmuş. çok susamış olduğu için ötede oynayan çocukların birinden su istemiş. sekiz dokuz yaşlarında bir çocuk (haşmet, kazasker abbas efendinin oğludur. müderrisliklerde bulunmuştu. lâtifeciliği hiciv derecesine vardığından 1762'de bursa’ya sürgün gitti. sonra rodos’a gönderildi. 1769'da orada ölerek meşhur murat reis'in türbesi yanına gömüldü) paşaya büyücek bir kâsenin içinde turşu suyu getirmiş. paşa içtikten sonra; "oğlum, ben senden su istemiştim. neden turşu suyu getirdin". çocuk da cevaben: "annemin yaptığı lahana turşusuna sıçan düştü de gelene geçene dağıtıyoruz." deyince paşa öfke ile kâseyi yere vurup kırmış. çocuk ağlamaya başlamış. paşa, çocuğun ağladığını görünce, biraz yumuşayarak niçin ağladığını sormuş. çocuk: "elbette ağlarım ya. köpeğimin kâsesini kırdın. şimdi ben ona neyle su vereceğim" demiş. çocuğun zeki ve nüktedan olduğunu anlayan paşa onu yanına almış.
  • koca râgıp paşanın güzel bir halayığı varmış. haşmet, râgıp paşaya misafir geldikçe bu halayık kahve getirir, haşmet de ona sulanırmış. bir gün haşmet yine râgıp paşa’ya misafir gelmiş. zaten işin farkında olan koca râgıp paşa halayığı çağırarak yine kahve götürmesini, fakat çok naz ve işve yaparak haşmet sulandıkça parasını, değerli eşyasını ve en sonunda teslim olmak için dinini, imanını istemesini tembih etmiş. halayık, paşanın dediği gibi yaparak haşmet’i bir bir soymuş. nihayet halayık demiş ki: "ben sana teslim olurum amma cahil bir kızım; dinden, imandan haberim yok. ölürsem imansız gitmeyeyim. bana dinini imanını ver!" bunun üzerine haşmet heyecanla ayağa kalkarak, "vallahi de yok, billahi de yok" demiş. kapıdan dinlemekte olan râgıp paşa içeri girerek "ne yaptın haşmet?" diye sorunca haşmet: "ne yapalım paşa hazretleri? var desem onu da alacak. onun için yok dedim" demiş.