*

şükela:  tümü | bugün
  • can sikintisindan olacak herhalde burada okuyan butun ogrenciler i$aret parmaklarinda defterleri , kitaplari bir saate yakin du$urmeden cevirebilirler adami hasta ederler .ozel yetenek derslerinin oldugundan $uphe ettigim okul .
  • 96 kisi bir devre baslayip 3 sene sonunda 50 kusur kisiyle mezun oldugumuz okul. bazilarimiz yapamadi ayrildi bazilarimiz sonuna kadar dayandi. 8 kisilik odalarda, ranzalarda uyuduk. ufacik metal dolaplara sigdirmaya calistik esyalarimizi. sabahin korunde uyandirildik etute kalktik. bocekli yemekhanede, belki de en lezzetli nohut pilavini yedik hayatimizin. yemekte tavuk cikinca sevindik. cuma aksami borek yiyebilmek ya da sevgiliyle beraber olabilmek icin haftasonu okulda kaldik, evci cikmadik. sevgilimizin elini ataturk heykelinin arkasinda tutabildik sadece. kiz arkadasimiz var diye, etude girmedik diye, ya da ceket giymedik diye disipline gittik, uzaklastirma cezamizi yurtta cektik. huzur'a kactik aksamlari, lahmacun yedik. dogum gunu kutladik potasyum permanganatla gliserini karistirarak yaktigimiz ateste. ama orada tanidik birbirimizi, biz birbirimize yaslandik o dort duvarin icinde yasayabilmek icin. uc senemizi verdik o dort duvara cunku biz "secilmis" cocuklardik. iyi mi oldu kotu mu oldu bilinmez ama, biz oradaydik. depremin gucu yetmedi o dortduvara hapsolmus ruhlarimizi cikarmaya. hala bir sira ustune kapanmis uyumus, bahce demirlerine oturmus karanlik denize dusen isiklari seyreden, valiz odasinda oturup kuru ekmek yiyen, saatlerce hic durmadan soru cozen acili ruhlar dolasir o okulda. yeni ogrenciler goremez onlari, ama onlar ordadir... "nereden biliyorsun" diye sorarsaniz. cunku benim 17 yasindaki halim bir tanesi, salyasi kitabinin ustune akmis uyukluyor sirasinda.
  • lise yıllarımın kimi zaman cenneti kimi zaman da cehennemi olan okulum. ailesinin yanından ilk defa ayrılıp gelen, ürkek çocuklardık hepimiz ilk günlerde. ilk hafta geceleri yataklarımızda ağladık sessizce, annelerimizle telefonda konuşurken sesimiz titredi. daha sonra alıştık gri ranzalı, metal dolaplı odalarımıza, pansiyona, akşam etütlerine ve yemekhanenin leziz! yemeklerine. yavaş yavaş körfezin güzel manzarasına ve karşı sahilin ışıklarına kaptırdık kendimizi, arkadaşlar dostlar bulduk. birbirimize tutunduk. bazen ağladık bazen güldük bazen de etüt çıkışı bahçede bağıra çağıra şarkılar söyledik.

    herşey gizli saklı yaşanırdı orada. insanlar ilk gençlik aşklarının ellerini ya tutamazlar ya da gözlerden uzak köşelere kaçmaya çalışırlardı. herşeyin tu kaka olduğunu söyleyen belletmenlerle, kızların etek boyundan namus tahlili yapan öğretmenlerle başetmeye çalıştık. ama geri durmadık yine de; öğleden sonraları hastaneye gidecez bahanesiyle sinemaya kaçtık, sahilde ilk vişne-votkalarımızı içtik, konser çıkışı kapıları kilitleyen hocaya inat pencerelerden tırmandık.

    bazılarımız bırakıp gitti, bazılarımız da bütün bunlara rağmen mezun olmayı başardı (bkz: ben) iyi mi oldu kötü mü? bilemiyorum. geriye dönüp baktığımda belli belirsiz anılar görüyorum sadece...
  • küçük odalarda 8 kişi (4 ranza) barındıran bir okul.. 98e kadar bu ranzalar birbirine paralel olarak konulurdu kalan boşluklarda enlemesine zar zor yürürdünüz.. sonra biz değiştirdik odamızın şeklini, bütün ranzaları duvar dibine bir çember gibi dizdik.. kafa kafaya verip sabaha kadar konuşabilmek ve orta da nefes alıcak yer açmak için.. 99 depreminden sonra başka bi yere taşındı.. 20 kişilik odalarda kalmaya başladık.. 20 kişiye dar gelmeyecek alan yaratmak zordu, vazgeçtik.. sonra mezun olduk.. dinci hocaları, yarı deli öğrencileri, zor dersleri, sefilliği, sersemleticiliği, kötü anıları çoktu.. o kadar çoktu ki sanki bitek bunlar vardı.. hafızada gerilere atıldı, üstü çizildi, hatırlanmadı, özlenmedi hiç..

    sonra bi gün tesadüfen gayri resmi internet sitesine girildi.. fotoraflara bakıldı.. eski binaya taşınılmış yeniden.. yatakhane-odacıkların fotografları.. yataklar birbirinin peşi sıra diziliymiş hala.. hala gece konuşmaktan uyunmuyor kesin.. yatakların o şekli bizden okula kalmış bi çizik gibiydi.. okuldan bize kalan çiziklerse daha derindi şüphesiz.. yıllar sonra belki ilk defa özlemle hatırlandı kkfl.. ama sadece bir saniyeliğine :)
  • zamanında bu ülkenin insanlarına inancımı yitirdiğim yerdi..

    sevgili veliler çocuklarını, üniversite sınavında yaldızlı puanlar alsınlar diye o lanet örümcek kafaların kollarına bıraktı "dersane" denen yerlerde..

    "abiler" sarmıştı dört bir yanımızı ve her gün başka bir arkadaşımız "düşman" oluyordu bize..

    "fethullah" denen o iğrenç virüs her gün yeni bir beyni yiyordu..sapık ve hastalıklı düşünceleri her gün yeni bir insanın hayatını karartıyordu..

    en yakın arkadaşlarım orada tuzağa düşürüldü ve yıllar sonra bile, yurtdışında okumalarına rağmen tarikatların pençesinden kurtulamadılar..

    kimi yıllar sonra görüştüğümüzde sırf kadın olduğum için elimi bile sıkmadı..

    o dönem küçücük bir kızdım ve gençliğin o en hassas döneminde aldığım yaralar senelerce kanadı..

    ama bugün gördüm ki ülkemin insanlarını, inanmamakta haksızmışım, yanılmışım*..

    hem de öyle bir yanılmışım ki.. utandım kendimden..

    ne mutlu..
  • unutulmaz şahin, ayfer, celalettin, horoz, şapşi, yılmaz, celil hocaların görev yaptığı, güzelim izmit körfezinin karşı iki yakasının birbirine en çok yaklaştığı yere konuşlanmış ve 2008-2009 eğitim öğretim yılında dağın başına taşınması gündemde olan, en güzel manzaralı fen lisesidir.bir ömür unutulmayacak dostlukların, kardeşliklerinin temellerinin atıldığı ilim irfan yuvasıdır.çile çektirendir, kendisini özletendir.

    çok sonra gelen edit: okul taşınmıştır. ve artık bizzat arkadaşlarımla kurduğum bir de mezunlar derneği vardır bu okulun.

    (bkz: kkflmed)
  • eskilerde öss başarı sıralamasında türkiye 4.lüğüne kadar tırmanmış, ardından idari ve eğitim kadrosunun neredeyse tamamının değişmesiyle şimdilerde 35-40'lara kadar düşebilmiş okul.

    kutuplaşmalar, görüş ayrılıkları, zevk farklılıkları olsa da yaşanabilesi bir fen lisesidir. 2007-2008 eğitim öğretim yılında alikahya'da yeni binasına taşınacak olup belki de bu sebepten başarısı da artabilecektir. 4 yıl içinde kalarak öğrendiğim bir çok şey ile beni ve herkesi hayata hazırladı.

    bir gündüzlü ile bir yatılı arasında dağlar kadar farkın olduğunu görebildim. insanların nasıl yönetildiğini görebildim. yeri geldi haylazlık yaptık, yeri geldi beraber ağladık beraber güldük. 24 kişilik sınıfla başlayıp 6 arkadaşımızı yollamıştık.

    diğer fen liselerinden çok fazla farkı olmamakla beraber en iyi hocaları bir iki seneye kadar emekli olmuş ve kadrosu genç öğretmenlerle dolmuş olacaktır. son bir iki yıl belki de her laboratuarın en yoğun kullanıldığı sene olmuştur ve artacaktır da...

    her sene ilk 100'e zar zor öğrenci sokmayı başarır. ayrıca futbol turnuvalarında körfez çapında başarıları da olmuştur. ayrıca 2007'de infomatrix bilgisayar projeleri yarışmasında "dünya birincisi" çıkarmıştır. ** (bkz: swh)
  • (bkz: #12027469)
  • disiplin hastasi, "katil" lakapli pansiyon muduru unutulmazlarındandır. boyle bir disiplin duygusunu tekrar yasamak nasipmis benim acimdan.(tabii ki askerde.) demek ki o ergen caglarimiz bir nevi askerlik yaparak geçmiş.... hazir yazmisken bir animi da nakledeyim: yurt binasi penceresinden bakildiginda bir yandan tupras bacalarindan amonyak kokusu salinirken, ayni anda alt taraftaki yaris pistinde kiyasiya bir yaris yapildigi, demiryolundan uzun katarli bir tren gectigi ve deniz uzerinde de iki denizaltinin kapistigina bizzat sahsimca sahit olunmustur. (akıl ve mantık dahilinde daha ne olabilirdi ki?) komik olan da sudur: o zamanlar birakin kamerali telefonu, cep telefonu dahi yoktu netekim....
  • küçücük odalarında 8 kişi barındırarak kışın kalorifer yakma gereksiniminden kendisini kurtaran, bahçesinde kız arkadaşlarla beraber gezmenin hocalar tarafından arkadaşlık dışındaki herşey ile adlandırılabildiği, lise 1, lise 2, lise 3 öğrencilerinin toplam nüfusu 250- 300 arasında olan, ( en azından bizim zamanımızda öyleydi ) ama buna rağmen bünyesinde her türlü insanı bulundurabilen, konumu açısından bir harika olan ( bir yanında tüpraş, aşağısında körfez pisti, hemen dibinde tren yolu, karşı tarafında enfes gölcük, değirmendere manzarası), ve üstüne üstlük içerisinde yaşarken, bitirildiği günün hayatınızın en mutlu günü olacağını düşündüren, ama nedense yaşanan tüm kötü anlara rağmen değeri yıllar sonra anlaşılan, kocaeli'nin en başarılı lisesi.