şükela:  tümü | bugün
  • bu kadinlar ya en basindan beri ayni hayati paylastiklari adama uyuzdurlar(bkz: mantik evliligi) yada kader kurbanidirlar.cocuklari varsa severler.ama kocalarini asla.hafif bir heycanin,guclu bir genclik esintisinin sonucudur gece yanlarinda ossurarak yatan biyikli adam.oysa hic de layik degillerdir bunlara kendi dusuncelerine gore.bosanmak,ayrilmak bu kadinlarin kiyilarina hic ugramazlar.pekte belli etmezler mutsuzluklarini.yalniz yillar oncesinden dimaga yerlesmis selvi boylu bir ali belki veli vardir hep yagmurlu gecelerde camdan bakarken akillarina gelen.oda belki olmustur simdi..
  • (bkz: görücü usulü)
    (bkz: evde kalma korkusu)
    genellikle kocalarına isimden başka her türlü yaratığın ismiyle hitap ederler. kabul günlerinde kocalarının hatalarını bir bir irdeleyip şen kahkahalar eşliğinde kendilerini avuturlar. yeni ve mutlu evlilik yapmış gelinlere ise düşmanca bakarlar.
  • hem duygu hem etik çerçevesinde hemen ayrılığı göze alıp yeni bir hayat kurma çabasına girişmesi gereken kadınlardır. kimseyi bir ömür boyu kandırmaya gerek yoktur. *
  • yemekleri tuzsuz yaparlarmis. valla ben babaannemin yalancisiyim ama bana daha cok, yemeklerin tuzunu her seferinde cok kaciran kadinlarin uydurmasi gibi geldi.
  • muhtemel, kocaları tarafından da sevilmeyen kadınlardır. karşılıksız aşk kaç evlilik ömrü sürebilir ki zaten..
  • sabah yolda "cem ceminay in the morning"i dinliyordum ki günün konusu "hayatınızda neyin görünmez olmasını isterdiniz?" şeklinde bir soru ve cevaplarıydı.

    bir kadın mesaj yoluyla "kocamın hayatımdan pof diye kaybolup bir daha da dönmemesini istiyorum" demiş. cem ceminay da bu cevabı hayli ilginç bulduğundan ismini vermeyeceğini de garanti ederek o dinleyiciye telefon yoluyla yayına bağlanması için çağrı yaptı ki 10 dk. sonra kendisini yayında dinleme fırsatı bulduk.

    cem ceminay sordu "neden kocanın görünmez olmasını değil de hayatından tamamen çıkmasını istiyorsun?", kadın cevapladı: "işe gidiyorum, koca gün çalışıyorum, işten eve geliyorum, evdeki tüm işleri yapıyorum, o ise o sırada göbeğini kaşıyarak oturup televizyon izliyor ve sonra da koltukta uyuya kalıyor".
    sonra cem ceminay devam etti "herhalde seni ihmal ediyor" dedi, kadın da "birlikte bir şey yapmıyoruz, bir şey paylaşmıyoruz, cinsel hayatımız yok, geçenlerde bir yakınımın sorunu vardı onda bile bana destek olmadı" dedi. altı yıllık evli olduklarını söyledi ve çocuk olup olmadığı sorulduğunda da olmadığını ve bu şartlarda yapmayı da düşünmediğini söyledi. ekonomik olarak bir bağı olup olmadığı sorulduğunda da kadın "hayır ben ona değil o bana bağlı" dedi. cem ceminay da "o zaman bırakıcaksın" dedi. kadın yine de bir şey demedi.

    çevremizde bu tip insanlardan çok var. hani mutsuz insan zaten çok da, önemli olan bu mutsuzlukların sebepleri tabii. parasızlıktan dolayı mutsuz olan adama acımam mesela. ama sevdikleri eksilen insanı anlarım, duyguları tatmin olmayanı anlarım da işyerinde yükselemediği için mutsuz olanın ağzına sıçayım. ama yine de mutsuzluğunu giderme yolu kendi elinde olup da bir şey yapmayanı anlayamam bir türlü.

    bu kadın aslında çok güzel bir örnek; iş güç sahibi, mal mülk sahibi, ekonomik sıkıntısı olmayan, yani hiç de öyle acındırılacak bir yanı olmayan biri. şu koşullarda kendi ayakları üzerinde durabilen, kendi kendine yetebilen biri olarak canlanıyor insanın gözünde ve gel gör ki kocasından yakınıyor, kocasını hiç sevmediğini de söylüyor. kocanın profili belli; televizyon karşısında göbeğini kaşıyarak uyuyakalan biri, bariz öküz. hatta bekir coşkun'u hatırlamadan da edemiyor insan; adamın oyunu kime verdiği bile belli.

    peki güzel kardeşim cem ceminay dedi daha net bir şekilde "bırakıcaksın" diye. ben sormak istiyorum böylelerine" niye boşanmıyorsun?" diye.

    ekonomik bağımlılığı olmayan, kocasını sevmeyen, onunla sosyal de duygusal da olsa cinsel de olsa paylaşımı olmayan bir kadın neden hala evli kalmayı seçer diye düşünüyorum.

    aklıma da bunun kadınların o meşhur aidiyet duygusunun tatmiminden, tek başınalığı kaldıramadığından, her şeyden önce özgüven eksikliğinden kaynaklandığı dışında bir şey gelmiyor. çünkü toplum nezdinde evli kadın imajı her zaman sağlam kadın imajıyla örtüşür çoğu kadının gözünde. hep o kocalarının olmadığından şikayet ettikleri özelliklerinden destek alırlar. bakarsın bir kadına, şunu şöyle yaptık, bunu böyle yaptık, şurdaydık, burdaydık diye anlatır dururlar. hep bir kendini tatmin, hep sevildiğinin bilinmesi, hep o kötü seçimlerinin bile takdir edilmesi özlemiyle doludurlar. biraz derinine inersin ya kocasıyla pek paylaşamadığı konulardan bahsederler ya da mutsuzluklarından. ondan sonra gözü çok dönmüş olanları çevrelerindeki erkeklere meyletmeye başlarlar. işleri arap saçına çevirir, bırakırlar.

    kocanı mı sevmiyorsun? boşan kardeşim. boşa hatta, onun boşamasını bekleme. en fazla dul derler, abuk sabuk hayallere kapılırlar. sağlam bir duruşun varsa onu da dedirtmezsin bu aklı uçkurunda topluma.
    en fazla tek başına kalırsın ama biraz kendini tanırsın. ne olduğunu ölçüp biçersin bir parça. sevmekten ve sevilmekten korkmuyorsan da başka insanlarla da karşılaşırsın. eğer en büyük derdin "ya bundan sonra koca bulamazsam" konusuysa .
  • kocalarına karşı, başka çiftlerin yanında bitmek bilmeyen yapay eleştiriler yönlendirenleri yorar.