şükela:  tümü | bugün
  • yok öyle ben her işi yapıyorum, çocuklara bakıyorum, yemek yapıyorum diye ahkam kesmek. bunu her seferinde kocanın başına kakıyorsan kocan mutlu değildir. kimileri şimdi bu başlıkta yatak muhabbeti arayacaktır. fakat olaya cinsel hayattan bakmıyorum. eşi ile hayatı paylaşamayan kadın eksiktir. her seferinde daha iyi maddi imkanlar isteyen, eşini bu uğurda gayri meşru yollara iten kadınların da sayısı az değildir. bu demek değildir ki erkek denen varlık genelde yabani değildir. onu ehilleştirmek ve kendine göre eş etmek kadının işidir.
  • (bkz: bir metresin anıları)

    bir adamın hayatındaki ikinci kadın tarafından açılmış bir başlık gibi kokuyordu buram buram, dayanamadım.

    durun celallenmeyin aynı taraftayız anlatıcam bak.

    öncelikle, biriyle onu mutlu etmek için birlikte olmazsın, onunla mutlu olduğun için onunla birliktesindir. şunu bir netleştirelim. kimsenin göbeği diğeriyle bağlı değil. mutlu olmadığın noktada bitirirsin. zira hayatındaki insanı elinde tutabilmek bir marifet değildir, ilişkiyi yürütememen senin kadınlığına veya erkekliğine halel getirmez, hayatındaki kişinin doğru insan olmadığını gösterir.

    bunu netleştirdiysek devam ediyorum.

    diğer bir nokta, erkeğe ehlileştirilmesi gereken bir evcil hayvan muamelesi yapılmasını doğru bulmuyorum. çünkü emin olun erkekler bu hayatta ne istediklerini, ve bu isteklerine nasıl ulaşacaklarını bizden daha iyi biliyorlar ve yine emin olun ki hayatlarında yanlarında sizin dönüştürmeye çalıştığınız şekilde kendilerinden davrandıkları kadınlar var. yani, o yabancı filmde de dendiği gibi " he is not that into you." ingilizce devam edersek, get over it and move on dear.

    yine devam edersek,

    bu uzun ilişki mevzusuna neden bu kadar önem veriliyor gerçekten anlamış değilim. insanoğlu tek eşli bir canlı değil canım, kendimizi kandırmayalım. bu yüzden sadık kalmakta bu kadar zorlanıyoruz. o senin sevgi dediğin şey var ya, o da sevgi değil aslında alışkanlık, minnet veya ortada bırakmama isteği, üzgünüm. birbiri için sıradanlaşıyor taraflar çünkü. sorumluluklar ekleniyor, birbirini her yönüyle tanıyorsun, o büyü bozuluyor yani. toplum içinde biri tarafından seçildiğini ve üreyebilecek kabiliyette görüldüğünü ispatlamak için şatafatlı törenlerle evleniyorsunuz bir de. yetmiyor can sıkıntınızı fark etmemek için çocuk yapıyorsunuz. kabus gibi! düğün öncesi birbirine demediklerini bırakmayan insanlar çılgıncasına dans ediyorlar. birbirinizden nefret ederken elalem ne der diye ferhat ve şirin oluyorsunuz adeta. midem bulanıyor girdiğiniz rollerden. neyse konumuz bu değil. özetle doğamıza ters bu işler. ha sen dersin ki ben her gün daha fazla seviyorum hayatımdaki insanı, sana da saygım sonsuz tabi.

    özetle, kasmayın, kendiniz olun, birbirinizi tanıyın, beklentilerinizi açıkça ortaya koyun.evlenmeye uygun değilseniz evlenmeyin, evlendiyseniz buna göre davranın, pişmanlıklarınız olmasın. evleneceğiniz insan sizden sonra hayatını devam ettirebilecek bir insan olsun ki benden sonra ne yapacak gibi bir motivasyonla mutlu olmadığınız bir ilişki içerisinde bulmayın kendinizi. hem size hem o hayatınızdaki ikinci kadına yazık. siz ailenizin yanına dönüyorsunuz sonra o kadın kendi vicdanıyla ve toplumun önyargılarıyla başbaşa kalıyor. nasıl ki sizin için evlendiğiniz kadın çok iyi bir insansa "o kadın" da iyi bir insan çünkü. hayatınızdaki insanla yaşamak istediklerinizi yaşayamıyorsanız kalmayın o kadının yanında, ikiyüzlü olmayın yani. bu sorunların hepsi ortadan kalkar zaten.

    bu çok karışık bir entry oldu, dişilikten, mutlu edebilmekten bahsedecekken bambaşka bir yere gelmişim, durduramadım kendimi. silmicem de ama kalsın bu burada. umarım demek istediklerim anlaşılmıştır. neyse, hadi kendinize iyi bakın.