şükela:  tümü | bugün
  • osmanlı'nın machiavelli'si denilebilecek koçi bey tarafından iv. murad ve sonrasında sultan ibrahim'e sunulmuş bir risaledir.

    murad'a arz ettiği risalede koçi bey devlet teşkilatındaki bozuklukları bizzat sultanı eleştirecek şekilde izah etmiş ve bu bozuklukların giderilmesi için tavsiyelerde bulunmuştur. ve sultan'ın fikirleri üzerinde çok etkili olmuştur.

    ibrahim'e sunulan risale ise tamamen bir sultanın nasıl davranması gerektiğini anlatıcı mahiyettedir.

    risaleler yazıldığı yüzyıl içinde fransızca, almanca, rusça ve macarca'ya çevrilmiş batı dünyasınca da takip edilmişlerdir.
  • koçi bey'in gözüyle osmanlı'da çözülme
    http://www.dusuncekahvesi.net/…smanlda-cozulme.html
  • iv. murad ve sultan ibrahim'e arzlar halinde sunulan, iv. murad tarafından bizzat uygulanan koçi bey risalesi, muhtevasıyla tür içerisinde haklı bir şöhret kazanmıştır. risalede, devletin temel kurumları, meseleleri, bunların işleyişleri, hâl çareleri örnekleriyle anlatılmıştır. risalede sadrazamın bağımsızlığı, saray nüfuzunun kırılması, rüşvet, ulemânın liyakat esasına göre tayin edilmesi, azlin haksız olarak ve sık yapılmasının önlenmesi, tımar topraklarının vakıf, mülk, paşmaklık hale getirilmemesi, beylerbeyinin yoklamaları düzenli yapıp tımarları ehline vermesi, cebelü sayısıyla merkez ve eyalet birlikleri arasında dengenin sağlanması, kanun-ı kadîme aykırı bidat uygulamaların lağvedilmesi, saraydan çıkmaların düzenli olarak ve yedi yılda bir yapılması, reâyânın hukukuna riâyet edilmesi gibi konular ele alınmış, somut ve gerçekçi önerilerde bulunulmuştur. mesele ve kurumları çok yönlü olarak ele alan yazar, bütüncül bir yaklaşım sergilemiştir.

    koçi bey risalesi, prof. dr. yılmaz kurt tarafından yayına hazırlanmış ve akçağ yayınları tarafından neşredilmiştir.

    http://www.netkitap.com/…z-kurt-akcag-yayinlari.htm
  • 17.yy da osmanlı'nın devlet düzeninin neden ve nasıl bozulmalara maruz kaldığını ele alan ve bunların çözüm yollarını gösteren enderun mektebinde değişik görevlerde bulunmuş koçi bey tarafından yazılmış bir nevi rapor.
    günümüzün devlet denetleme kurulu raporları, teftiş kurulu raporları gibi olduğunu düşünebiliriz.
  • kabalcı yayınevi'nden 'koçi bey risaleleri' adıyla çıkan baskısının çevirisi oldukça başarılıdır.

    tanıtım metni şöyle:

    "çocuk yaşta devşirilerek istanbul’a getirilen arnavut kökenli devlet adamımız koçi bey hakkında çok az bilgiye sahibiz. topkapı sarayı’nın kalbinde, enderun’da eğitilip yetiştirilmiş, bilim ve siyaset alanlarında bilgili, zamanının seçkin kişilerinden biriydi. küçük yaşta tahta çıkan sultan iv. murad’a 1631 yılında sunduğu devlet idaresi ve saltanat işlerindeki sorunlara geçmişteki örneklere dayanarak önerdiği tedbirleri içeren ünlü risalenin sahibidir. bu küçük, ama değerli eserinde sunduğu açıksözlü ve dürüst öneriler sayesinde iv. murad’ın yakın dostu olup onunla bağdat seferi’ne çıkmıştır. iv. murad’ın ölümünden sonra tahta çıkan i. ibrahim’e de devlet teşkilatı hakkında ikinci bir risale sunmuştur. yüzyıllar öncesinden gelen bilgilerin ve önerilerin özetlendiği bu kitabı okuduktan sonra aradan neredeyse 400 yıl geçmiş olmasına rağmen osmanlıdan günümüze devlet idaresindeki ana sorunlarda pek bir değişiklik olmadığı hissine kapılacaksınız...

    padişahımızın malumu olduğu üzere osmanoğullarının ulu soylarından gelen padişahlar arasında, her şeyden önce memleketinin genişliği, hazinenin çokluğu ve ululuk yönünden en üst mertebeye çıkanı merhum ve mağfur sultan süleyman han’dı. ve yine âlemin bozulmasına sebep olan haller dahi onun zamanında ortaya çıktı; ama devlet gücünün en üst mertebesinde olduğu için belirtileri o zamanda duyulamasa da birkaç senedir ki artık görülür oldu. ...

    nedimler ve diğer yakınlar, padişahın huzur-ı hümayununda kendilerine yer ve rütbeler bulup, saltanat işlerine müdahale eder, vezir-i âzamlara nice olmayacak teklifler eder oldular. eğer onlar isteklerine müsaade etmezlerse hepsi gönül ve fikir birliği edip, huzur-ı hümayunda fırsat buldukça haklarında nice iftiralar edip, padişahın gazabını hiç durmadan kışkırtarak günahsız yere kimini katl, kimini sürgün ettirdiler ve kiminin de varını yoğunu aldırıp, pek çok hakaretlere uğrattılar. .. kendileri tamamen doyduktan sonra her biri maiyetine nice tımarlar ve zeametler verdirip, kılıç erbabının dirliklerini kestiler. müslümanların beytülmalını ziyana uğratıp, âlemi bu hale getirdiler. ... rüşvet kapısını açarak sancaklara, beylerbeyilere ve diğer padişah mansıblarına karışmaya başladılar. ... hak sahibi olan bir alay iş görmüş ve emektar, yarar ve yiğit kullar itibarsızlık köşesinde namsız ve nişansız kalıp, ayaklar altında çiğnenerek fakirlik ve hiçlik içinde kaldılar. tımar ve zeamet erbabı tamamen yok oldu. bu yüzden de yapılan savaşlar bir varıp bir gelmekten ve belki mamur memleketleri yakıp yıkmaktan ibaret kaldı, fetih ve zafer yok oldu. disiplin ve düzen âlemden kalktı. ... her ne kadar fitne ve fesat çıktıysa bu gibi insanlardan oldu. ..."
  • bu topraklardaki çürümüşlüğün en az 400 senedir devam ettiğini ıspat eden acı belgelerdir. okuduğunuzda göreceksiniz ki değişen hiç bir şey olmamış... özellikle entry'nin en altında yer alan 30-40 kişilik talancı gruba dikkatinizi çekerim. koçibey diyor ki "sultanım" bu 30-40 kişiyi mutlu etmek için halkı perişan etmeye değer mi?

    işte bu toprakların değişmez kaderi...

    * * *

    "islam ülkelerinde bir memlekette zerre kadar bir kimseye zulüm olsa ceza gününde padişahlardan sorulur. vezirlerden sorulmaz. (ben onlara sipariş ettim) demek cenab-ı hakk'ın huzurunda cevap olmaz. zulüm görenin ahı sarayları yıkar. zavallıların gözyaşları dünyayı boğar.

    küfür ile dünya durur, zulüm ile durmaz. adalet, ömrün uzunluğuna sebeptir. fukara ahvalinin düzeni padişahların cennetlik olmasına sebep olur. bu dediklerim sözler, benim sözlerim değildir. bilginler ve şeyhler sözüdür. inanılmazsa onlardan sorula. "

    * * *

    "allah'a hamdolsun, saadetli padişahımız hazretlerinin o türden mal ve şeylere ihtiyacı yoktur ki, mansıp(rütbe) için kimseden akçe alsın. ve özel adamları yoktur ki, yolsuz mansıplar vermesi gereksin. bütün halk padişahımın kuludur ve fermanlarına boyun eğerler. her biri gerektiği gibi muamele görür. böyle olunca da memleketin sahibi ve halkın koruyucusu olan islam'ın halifesine yararsız mansıpları pulluk pulluk satılıp, bir alay hain, hazineler ve defineler edinip, memleketi yıkıp, yakarlar... "

    * * *

    "1005 (miladi 1596) tarihinden beri islam memleketlerinden toplamı 19 eyalet yer elden gitti. geri kalan memleketler dahi kendi zalimlerimiz yakıp, reaya ve beraya (köylü ve haraç vermeye n halk) perişan oldu. bu musibet ne musibettir!"

    * * *

    "taraf taraf islam memleketleri elden gitmekte; yine tedbiri görülmez ve ilacı sorulmaz; türlü sefahet eksilmez. bu gaflet ne gaflettir! "

    * * *

    "din ve devlet düşmanları bunca memleketleri alsın ve halk fıkarası eziliş ve horlanışla çiğnensin, katiyen reva görülmez. bunun tedbiri ve ilacı görülmek padişah hazretlerine allahın farzı olmuştur. "

    "ceza gününde cümlesi saadetti padişahımdan sual olunur. öyle ise bunların düzeni ile ilgilenmek farz ve vacip (işlenmesi tanrıc a kesin olarak emredilmiş ) mesabesinde (derecesinde ) olmuştur. bir alay değersiz zevk ve sefada olup da, saadetti padişahımız sorumlu olmak ne revadır?"

    * * *

    "...eskiden, kimseler varlıklarının bir kısmını biriktirir ve savaşa gidecekleri zamanlarda da kendine göre biraz birikmiş parası olurdu. bir yerde uzun boylu ikamet etmeye başlamakla birlikte, herkes gereğinden fazla binalar yapmaya, süs ve giyim eşyasıyla, mefruşat ve yiyecek için fazla masrafyoluna girmeye başladı. zorunlu olarak da, çok borca batmamanm gizli inceliklerini' unutmamak moda oldu."

    * * *

    "barış zamanları dinlenmek herkesin tabiatı gereği olmakla beraber, devlet adamları ve büyükler, istanbul'da gökyüzünü kapatan binalar inşa ettirmişler, boğaziçi'nde yüksek yüksek binalı yazlıklar yaptırmışlar, büyük külfetlere girerek, binalara uygun ev eşyaları, gereğinden fazla hizmetçi ve maiyet besleyip, elbise ve binek araçlarında aşırıya ve lükse kaçmışlardır. ücretli memurların normal gelirleri ve malikane, kesim ve zeamet gibi varlıklarından gelen iradları, giderlerini kapatamadıkları için, bulundukları görevlerde, zorunlu olarak, toprak ve para rüşvetine muhtaç kalırlar. "

    * * *

    "köyler ve ekinlikler kılıç erbabına (dirlikçilere) verilmelidir. tımar ve zeametin erbabına verilmesine mani ve memleketin yıkımına sebep olanları saysak, 30-40 kişi ancak çıkar, fazla çıkmaz. böyle 30-40 kişinin hatırı (çıkarı) için, devletin böyle ihmal edilip karışmasına saadetti padişahımız asla razı gelmeyecektir."

    * * *

    4. murat'a sunulan koçibey risalesi

    http://tr.wikipedia.org/wiki/koçi_bey

    edit: başka bir entry'de de yazdım (bkz: #47165700)
  • risalede orduda baş gösteren bozulmaya dair satırları okuduğunuzda, koçi bey'in ; türk ve yörüklerin ,ocaklara alınmasının, orduyu zayıflatıcı etkisi olduğu savını görürsünüz. kul sınıfı osmanlı yönetici kadrosu her daim türklere karşı mesafeli olmuşlardır. bu da devlet katında, ileri ki dönemlerde başka bir sorun olarak gözlemlenir.
  • kanuni sultan süleyman zamanında sadrazamlık yapmış vezir-i azam rüstem paşa'nın sebep olduğu kötülükler ve adaletsizliklere ibret alınsın diye yer verilmiş risale.
    tımar ve zeametin rüşvet sarmalında heba edildiğine, kıymetli arazilerin peşkeş çekildiğine ısrarlı vurgunun yapıldığı risaleler.
    güçler ayrılığına dair verilmiş mükemmel bi örneği de içeren risaleler.
    " insanoğlu kahr ile zaptolunur. yumuşaklıkla olmaz. geçmişteki büyük padişahlar altı bölük halkını, yeniçeri ocağı ile, yeniçeri taifesini, altı bölük halkı ile ve bu iki taifeyi zeamet ve tımar askeri ile zaptederlerdi. şimdi tımar erbabı tamamen yok oldu. askerlik yeniçeri ve sipahilere kalıp her biri birer dev oldu."

    "tımar ve zeamet erbabı tamamen yok oldu. bu yüzden yapılan seferler, bir varup gelmeden, belki mamur memleketleri yakıp, yıkmadan ibaret kalıp fetih ve zafer görünmez oldu.

    "rüstem paşa fevkalade gözde olduğundan istediğine müsaade eyleyip, ataları zamanında fetholunmuş olan memleketlerden o kadar çok köyü mülk olarak verdi ki, küçük bir hükümdara hazine olmaya yeterdi. o çeşit sultanların vefatında hasları miriye alınırken sonra gelenler de vakfetmeye başladılar. şeriata aykırı olarak hazineye ait olan bu haslar kayıp ve telef oldu. padişah hasları ve mukataalarıdır ki veziriazam rüstem paşa şeriata aykırı olarak iltizama verdi, iltizamı namuslu eminler kabul etmediklerinden, namussuz yahudi eminler eline girerek padişah hası olan köylerin mahv ve harab olmasına sebep oldu."

    çürümenin kokusu osmanlı'nın zirvede olduğu zamanda duyulmuş, ama düzelme yaşanmamış, aksine zulüm daha da artmış, düzen bozulmuş.
  • "reaya fukarası ahvali beyanındadır

    saadetlu, devletlu, iskender haşmetlu hakan hazretlerinin parlak ve nurlu kalplerine gizli olmaya ki: 990*tarihine gelinceye kadar reaya fukarasından her bir nefer başına, kırkar akçe, ellişer akçe cizye ve kırkar akçe ev avarazı ve iki koyundan bir akçe koyun vergisi alıp, fazla alınmazdı. ancak mübaşir olanlar cizyeden ve ev avarızından ikişer ve üçer ve en fazla beşer akçe gulamiye adı ile para alıp, bundan fazla kimsenin haddi değildi.

    padişah hass'ının yazısı iki bin dört yüz kırk bir yük akçe olup, eminlerden ve yapıcılardan en az yarısı tahsil olunsa, o miktar akçe hasıl olup, hazineye girerdi. şimdi ulufeli asker* taifesi fazla olup, asker de ziyade olunca masraf fazla olup, masraf artınca da vergi ziyade oldu. vergi artınca reayaya zulüm ziyade olup, alem harab olmuştur. evvelce ev başına kırkar, ellişer akçe alınırken şimdi yalnız miri için her neferden ikişer yüz kırkar akçe ve her ev avarızından üçer yüz akçe, her koyun başına bir akçe tayin olundu.

    altı bölük halkı birkaç senedir, padişah parasını tahsil etmeyi kendilerine vazife edinip, devlet vükelasından bütün defterleri zorla alıp, halkın gözü önünde sultan mehmed han cami-i şerifi avlusunda mezat edip, birer, birer buçuk kuruş gulamiye ile ahmed'e mehmed'e satar oldular. alanlar dahi birer kuruşa kani olmayıp, islam memleketlerinden yedişer sekizer yüz akça cizye ve avarız toplanmaya başladı. her koyundan yedişer sekizer akçe alınıp. anadolu vilayetlerinde koyun başına yirmişer otuzar akçe alır oldular. bu zulme reaya nasıl dayansın? bütün millet bu haksızlığı nice geçirsin? padişah hasslarının hali perişan olmuştur 484 yük akçe yazısı olan gürcistan, gence, revan ve bağdad memleketlerinde olan padişah hass'ı olan köyler elden çıkıp, düşman eline geçti. bir kısmı da şeriate aykırı olarak mülk edinildi, vakıf ve paşmaklık oldu. bir kısmı harab olmaya yüz tuttu. bir kısmı vezirlerin hası haline geldi. hâlâ mevcut olan padişah hass'ı köylerden yüz yük akçe ancak hazineye girip, geride kalandan nam ve nişan kalmadı. velhasıl şimdiki halde reaya fukarasına olan zulüm hiç bir tarihte hiçbir iklimde hiçbir padişah memleketinde olamamıştır. islam ülkelerinde bir memlekette zerre kadar bir kimseye zulüm olsa ceza gününde padişâhlardan sorulur. vezirlerden sorulmaz. (ben onlara sipariş ettim) demek cenab-ı hakk'ın huzurunda cevap olmaz. zulüm görenin ahı hanümanlar harab eder. zavallıların gözyaşları dünyayı fenalığa boğar.

    "küfür ile dünya durur, zulüm ile durmaz."

    adalet, ömrün uzunluğuna sebeptir. fukara ahvalinin düzeni padişahların cennetlik olmasına sebep olur. bu dediklerim sözler, benim sözlerim değildir. bilginler ve şeyhler sözüdür. inanılmazsa onlardan sorula.

    baki emr-ü ferman saadetlu sultanım hazretlerinindir."
  • bu risaleyi okuyunca çok şaşırmıştım ve umudumu tamamen yitirmiştim.
    bu işler bizim genlerimize işlemiş demek ki 500 yıl önce neysek şimdide oyuz toplum olarak.