şükela:  tümü | bugün
  • jameson, blackcomb, merlin, memphis, mantis, impala, hermes, venus, wolfpack, denali, alder, cairo, chicago, daytona, snowball, jantus kelimelerinin microsoft için ortak özelliği.
    (bkz: microsoft)
    (bkz: codename)
  • (bkz: alias)
  • kanal d nin son transferi kod adı adıyla yayınlanan dizi,
    müthiş bir macera lakin aslı şudur
    (bkz: alias)
  • - kod adın?*
    - encre
  • ankara devlet tiyatrosunun güzide oyuncularından ilhan kantarcı, mithat erdemli ve tayfun erarslan'ın rol aldığı dizi. tanıtım filmini de nusret çetinel seslendirmiş. sırf bu isimler için bile izlenebilirliği yüksek görünüyor.
  • kod adı internet sitesi yayında : http://www.kodadidizisi.com/
  • ah şu kamerayı kullanmayı bir öğrenseler, dediğim yeni kanal d dizisi. elin amerikalısı da oynatıyo bu kamerayı lopez'in poposu gibi bir sağa, bir sola ama izlerken çalkantılı denize düşmüş yüzme özürlüsü mahmut gibi midem bulanmıyor. bir formülü olmalı bunun. gidip okumalı mı acaba, izleyerek öğrenilmiyor demek ki. madem sandal gibi sağa sola yatırcan aksiyon sahnelerinde şu kamerayı bari bu kadar değişik açıya kesme canım kardeşim, aks maks dümdüz. yetmemiş bir de 24 havaları filan. sanki bu 24'ü çeken adamın yaptığı tek şey ekranı ikiye, üçe bölmek, budur değil mi? bunun başka bir kurgu mantığı, bir montaj matematiği yok.

    acemi ama hevesli hatta az sarsak, acar gazeteci tiplemesini; bağırarak konuşan, her tonlamasını çığlık atar gibi yapan, sürekli koşuşturan insan olarak algılayarak rolü, "erken menapoz" tiplemesi haline getiren oyuncu ve dublaj sanatçılarını barındıran dizidir.

    (başrol oyuncusu hanım kızımız eğer seslendirmesini kendi yapıyorsa, dublaj sanatçıları meslek birliği ve tüm üyelerinden özür dilerim.)

    hem ister misiniz şirin cahile gazeteci kızımızın tonton dedesi çıbanın başı çıksın?
  • gelecek bölüm fragmanlarında "can özbayram için içgüdü asla ölmez" denmesini beklediğim yapım.
  • ankara'da çekilen ender dizilerden biri olduğundan dolayı ankara'lı olanların ilgisini daha bir çekmiş dizi. her dizide aynı şey oluyor mu bilmiyorum ama ankara'daki sokak çekimleri bir felaketti. emniyet amiri; dazlak adam ve arkadaşlarını, armada alışveriş merkezi'ndeki (dizide anatolia alışveriş merkezi denmiştir reklam olmasın diye) loco poco'dan itibaren kovalamaya başladılar. otoparkta da kovalamaca devam etti. ve lakin otoparktan çıktıktan sonra bir baktık ki ümitköy-çayyolu'na gelmişler*. ulan ne ara geldiniz oraya. arada hiç yoksa 10-15 kilometre var. üstelik de eskişehir yolu'nda melih gökçek tadilatlarından dolayı dehşet bir trafik... (edit: bizzat yerinde tespit yapılmıştır ki, armada'dan eskişehir yoluna çıkış bile kapalı. söğütözü'nde saklı bahçe'nin önünden geçilip trafik ışıklarında falan bekleyerek gidiliyor anca. devamı daha da rezalet.)

    ayrıca dört taraftan çapraz ateşe alınıp makineli tüfeklerle uzun bir süre taranan opel astra'nın da farlarında, ön kaputunda, plakasında, lastiklerinde hiçbir hasar oluşmamıştır. ne keskin nişancıymışınız be. hepsini camlardan adama denk getirdiniz bravo.

    yine ayrıca, sabah annesiyle kavga ederek arabasına binip gazeteye giden gazeteci genç kız, akşam evine taksiyle dönmüştür. dikkatimizden kaçmadı sayın yönetmen efendi.

    amirim. hadi arabadan hızlı koşup önüne çıktın, ne diye dikeliyosun arabanın önünde? silahını çekip arabayı durdurmaya çalışsana. seni görünce "aman çarpmayayım" diyip duracak halleri yok ya. ayrıca şüphelilere açık açık yardım ettiği ve para aldığı tespit edilen bir adam "bilmemkimin adamlarıydı" dediği için bırakılır mı? adam şüpheliye bir numaralı kanıtı teslim edip para alıyor. gözaltına alsana. bi soruştur bakalım o da çete üyesi mi değil mi.

    bi de hiç anlamam. bu polisler suçluyu fark ettiklerinde yakalamaya giderken niye yaygara yaparlar? her dizi ve filmde böyledir bu. polis imdat'a telefon açıp "fısır fıs fıs fısır evimizde hırsız var çabuk gelin" diye sessizce ihbarda bulunulduğunda polisler o eve niye sirenlerini, ışıklarını açıp zarıl zarıl giderler? sessizce gidip yakalasanıza adamı. aynı şekilde telefonda gizemli bir ses sana "aradığın şey dazlak adamda" dediğinde niye "dazlak adam hobareeey" diyip, inen yürüyen merdivenden çıkan yürüyen merdivene zıplayarak geçip adamı kovalamaya başlıyorsun. sakin ol, çaktırmadan yürüyerek peşinden gidip "bi baksana bilader, bizimle merkeze kadar geliceksin" desene. sen kovalamasan adam kaçmayacaktı ki.